Temel IRMAK /Gönül Dostu
Türkçüler ve Hamza Sadi Özbek
3 Mayıs Türkçülük Günü bir bayram değil, Türklük bilincinin uyanışıdır.
Her ne kadar o gün başarıya ulaşmamış olsa da, milletin gözünü açmış, dönemin devlet yönetimine sinmiş olan ihanet unsurlarını susturmuştur.
O günlerde, sol sempatizanı bir devlet başkanının ve çevresindeki çıkarcıların etkisiyle uyutulmak istenen Türk Gençliği, gerçeği görmüş ve soysuzlaşmaya karşı yiğitçe başkaldırmıştır.
Ülkemizin demokrasi ve sosyal adalet maskesi altında komünist yapılmak istenmesi, işte bu yürüyüşle önlenmiştir.

Gerçek şudur: İnsan yaşamak için değil, görev yapmak için vardır.
Biz, yeryüzüne hayvanlar gibi zevk etmek için değil, bir vazifeyi yerine getirmek için geldik.
Bu nedenle yetişen Türkçü gençler, Türk tarihini ve özellikle 3 Mayıs 1944 olaylarını çok iyi öğrenmeli; benzer oyunların her zaman oynanabileceğini unutmamalıdır.
3 Mayıs 1944, Türk tarihinde bir dönüm noktasıdır.
Türkçülerin acı ve işkencelerle yoğrularak tehlikeyi geri püskürttüğü bir gündür.
Geçtiğimiz dün, Marmaris’te yaşayan rahmetli Hamza Sadi Özbek’in oğlu Umur Beğ Özbek’i ziyaret ettim.
Hamza Sadi Özbek, Türkçülük davasında adı “13’liler” arasında geçen, Muğlalı bir dava adamıydı.
Oğlu Umur Beğ, Marmarislilerin yakından tanıdığı bir iş insanıdır.
Amacım, rahmetli Hamza Sadi Özbek’in ve Başbuğ Alparslan Türkeş’in o yıllara ait hatıralarını oğlunun ağzından dinlemek, 3 Mayıs’ı bir de ondan öğrenmekti.
Heyecanlıydım…
Ofiste hal hatır sorduktan sonra söze girdim:
“3 Mayıs yaklaşıyor. Türk Milliyetçilerinin ‘ırkçılık ve Turancılık’la suçlandığı o günlerin yıldönümünü Marmaris’te de hatırlamalıyız.”
Bir Türk çocuğu olarak bizlerin de bu tarihi anlamlandırması gerekiyordu.
3 Mayıs 1944 Turancılık Davası’nda rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş ve Hamza Sadi Özbek gibi Türk Milliyetçileri suçlanmış, ama bu dava Türk milletinin uyanışına vesile olmuştu.
Başbuğ Türkeş sağlığında 3 Mayıs’ı “Türkçüler Bayramı”na dönüştürmüş, bu meşaleyi yakmıştı.
Biz de aynı meşaleyi söndürmemek için yola çıkmıştık.
Bu sözleri duyunca Umur Beğ Özbek duygulandı.
Bir süre odadan ayrıldı; elinde bir klasör dolusu belgelerle geri döndü.
Bu kez masasına değil, yanıma oturdu.
Belli ki, geçmişi anlatmaya yüreğinden başlayacaktı.

4 saate yakın konuştuk.
Bir çay gitti, diğeri geldi.
O anlattı, ben dinledim.
Babası Hamza Sadi Özbek, “13’liler” arasında yer alan, Türk milletinin yeniden Türk’lük ateşiyle aydınlanmasına vesile olmuş bir dava adamıydı.
Ölümüyle yalnız Muğla değil, tüm Türkçüler derin bir üzüntü yaşamıştı.
Eski Devlet Bakanı Erman Şahin, Muğla gazetelerinde şu satırları yazmıştı:
“Muğla gerçek evladını kaybetti. Yeri zor doldurulur.”
Umur Beğ, daha sonra babasına dair elinde bulunan tüm belgeleri getirip bana teslim etti.
O gün anladım ki, milletlerin tarihinde, yarınlar için önem taşıyan büyük dönemeçler vardır.
3 Mayıs 1944 Türkçülük Günü, işte o dönemeçlerden biridir.
Bu gün, tüm Türkler ve Türklüğün öncü gücü Ülkücü gençlik için aynı anlamı taşır.
Çünkü o günleri bilmek, her Türk’ün hakkıdır.
Ve ben şimdi, her 3 Mayıs geldiğinde içimden hep aynı cümle geçer:
“3 Mayıs’a yürüyenlere selam olsun!”
Türk milliyetçiliği davası uğruna bedel ödeyen, inancından ve ülküsünden vazgeçmeyen tüm 3 Mayıscıları rahmet ve saygıyla anıyorum.
Hakkın rahmetine kavuşanlara Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet olsun.
3 Mayıs Türkçülük Günü kutlu olsun.
Allah'a emanet olunuz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.