Temel IRMAK /Gönül Dostu
Meslektaşım Süleyman Akbulut ve Bir Cemiyetin Değişen Yüzü
Meslektaşım Süleyman Akbulut ile mesleğe yeni başladığım yıllarda tanıştık.
Yıllar geçti… Gazeteciliğin farklı dönemlerine, zorluklarına ve heyecanlarına birlikte tanıklık ettik.

Bugün Süleyman Akbulut, Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olarak yalnızca bir makamı temsil etmiyor; cemiyetin daha kurumsal, daha görünür ve üyelerine dokunan bir yapıya kavuşmasında öncülük ediyor.
Ben de iki dönemdir Muğla Gazeteciler Cemiyeti yönetiminde ve delege olarak görev yapıyorum. Bu nedenle Akbulut dönemindeki çalışmaları dışarıdan değil, aynı çatı altında görev yapan bir meslektaş olarak yakından biliyorum.
Onun başkanlığında cemiyet, hiçbir kurumun ya da siyasi yapının “arka bahçesi” olmadan, mesafeli ve bağımsız bir çizgi izledi.
Çünkü bizim anlayışımızda cemiyet başkanlığı bir ayrıcalık değil, sorumluluktur. Bu makamlar kişisel menfaat için kullanılmamalıdır. Biz de bugüne kadar böyle yapmadık.
En önemlisi de şu: Süleyman Akbulut hâlâ gazetecilik yapıyor.
Bence bir gazeteciler cemiyeti başkanının sahadan kopmaması çok kıymetlidir. Haber yapan, soru soran, eleştiren ve mesleğin sorunlarını yaşayan bir başkan, temsil ettiği meslektaşını daha iyi anlar.
Asıl mesele, başkanlık koltuğunda otururken de gazeteci kalabilmektir.
Kalemini satmadan, eğilip bükülmeden, gerektiğinde bedel ödemeyi göze alarak…
Akbulut döneminde Milli Eğitim ile fotoğraf yarışmaları düzenlendi, dereceye girenler ödüllendirildi. Cemiyetin 30’uncu yılında satranç ve tenis turnuvaları ile kriterium bisiklet yarışları yapıldı.
Üyelerin otoparklardan ücretsiz yararlanması sağlandı, TOKİ üzerinden ev sahibi olabilmeleri için girişimlerde bulunuldu.
Ödül geceleri prestij kazandı, başarılı haberler ve uzun yıllar yayın yapan gazeteler ödüllendirildi.
Ulusal televizyonların tanınmış ekran yüzleri gazeteciler ve üniversite öğrencileriyle buluşturuldu.
Basın Parkı oluşturularak yaşamını yitiren gazetecilerin isimleri yaşatıldı. Ekrem Orhan ve Cüneyt Edan’ın isimlerinin Atatürk Stadyumu’nda yaşatılmasına öncülük edildi.
Muğla Barosu ile yapılan iş birliği sayesinde üyelere hukuki destek sağlandı. Sağlık ve eğitim kurumlarıyla indirim anlaşmaları yapıldı.

Meslektaşlarla bağ koparılmadı. Eğitimler düzenlendi; hukuk, sosyal medya, yeni medya ve Türkçenin doğru kullanımı üzerine çalışmalar gerçekleştirildi.
Akbulut’un başkanlığında yalnızca Muğla merkez değil, ilçeler de unutulmadı. Geçtiğimiz günlerde Dalaman’da Fethiye, Ortaca ve Köyceğiz’de görev yapan meslektaşlarımızla bir araya gelerek sorunları ve önerileri konuştuk.
Usta gazeteciler cemiyet çatısı altında buluşturuldu, anıları kitaplaştırıldı.
Bugün Muğla Gazeteciler Cemiyeti federasyon yönetiminde de temsil ediliyor.
Bütün bunlar kendiliğinden olmadı.
Bir ekip vardı ama o ekibe öncülük eden bir başkan da vardı.
O isim Süleyman Akbulut’tu.
Elbette tüm çalışmalar yönetim kurulu, temsilciler ve üyelerin katkısıyla yapıldı. Ancak hakkı teslim etmek gerekir; fikri ortaya koyan, süreci yöneten ve ekibine öncülük eden isimlerin başında Süleyman Akbulut geliyor.
Meslek örgütleri için asıl sınav, kamu kurumlarıyla iyi ilişkiler kurmak değil; o ilişkiler uğruna gazetecilikten ve meslektaşının hakkını savunmaktan vazgeçmemektir.
Gazeteci gerektiğinde destekler, gerektiğinde eleştirir.
Ama meslektaşı haksızlığa uğradığında da susmamalıdır.
Ben Süleyman’ı yıllardır tanıyorum.
Bugün baktığımda yalnızca bir cemiyet başkanı değil; mesleğine, kurumuna ve meslektaşlarına sahip çıkan bir gazeteci görüyorum.
Makamlar geçer, unvanlar biter. Ama kalem, duruş ve gazetecilik kalır. Güzel işleri teslim etmek gerekir.
Süleyman Akbulut’un da hakkını teslim etmek gerekir.
Allah'a emanet olunuz.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.