Temel IRMAK /Gönül Dostu

Temel IRMAK /Gönül Dostu

Giderken!...

“İnsanlar adlarından söz ettirmeye, iz bırakmaya bayılıyorlar. Tanınmak, bilinmek, fark edilmek istiyorlar. Bunu narsistik bir amaç uğruna da yapıyor olabilirler, hep var olmak, ölümün yıkıcılığından kurtulmak için de”.

Giderken; “sevdiğinin acısı insanın kendi acısını örebiliyor”.

Hani derler ya; “taş bastım kalbime” diye. Onun gibi bir şeydir sevgi. Ya da bir yerden bir yere göç etmek. Marmaris'e geldiğim 1984'den beri tanıdığım ve yakın dostlarımın en yakınlarını yitirdiklerinde yanlarında veya bir anlamda cenazelerinde olmaya çalıştım. Çünkü yitirilen değerlere önem veren bir yapıya sahip olduğumu düşünüyorum. Yitirmek bir anneyi, babayı, kardeşi veya yakın bir akrabayı. İnsan yitirdiğinde değerini onun eksikliğini anlıyor.

Yitirmek; Biz varlıklar yitirdiklerimize, ancak kaybettiğimizde değer verdiğimizi anlıyoruz. Bir insan düşünün parasını yitirince, nasıl deliye dönmüşçesine parasını arıyor. Bulamayınca üzülüyor. En yakınını kaybetmiş birisiyle kıyaslanmaz bu para yitirme meselesi. Ben en çok dedemi yitirdiğimizde üzülmüştüm. O yıllarda da yine bu şehirde buluyordum. Üzülmüştüm ve ağlamıştım. Bir keresinde en çok sevdiğim Şirin amcamı kaybettiğimde de çok üzülmüştüm. Onun cenazesine katılamamıştım. Her Samsun'a gittiğimde mezarlarını ziyaret eder, dua okurum.   

Etrafıma bakıyorum da, insanların birbirini nasıl harcamaya çalıştığını gördüğümde yine üzülüyorum. Belki de bu satırları yazmama sebepti. Boşa geçirilen günler ve hatta yıllar. Sonuç  yitip gitmek. Ben ve bu satırları okuyanlar bir gün bizlerde yiteceğiz ve bir zaman gelecek bizleri de unutacaklar. Bütün derdimiz unutmamak. Onun için çabalıyoruz, gece gündüz çalışıyoruz. Belki de hastane de 4 gündür yoğun bakımda yatan babasını bile unutuyoruz. Dünyanın renkli yaşantısı içinde kaybolup gidiyoruz.  Babamın 3-4 kere gelip, “bırak oğlum bu işleri, gel yanımda dur. Senin harçlığını veririm” dediğini düşünüyorum. Bırak neyi bırak. İşi bırak, hangi işi. Bir yerde çalışmıyordum ki, bize öğretilen “ülkenin milli değerlerini sahip çıkılması” fikrini nasıl bir kalemde siler atabilirdim ki. Dışarıdan bakıldığında basit bir iş gibi görünen gazetecilik, babamın düşündüğü gibi sadece bir iş miydi ki. Bence değilmiş, bunu ancak bizim gibi düşünenler anlayabilir.

Marmaris'e bakıyorum, herkes bir amacın peşine düşmüş. Hiç kimselerin yitirdiklerin giderken ne götürdüğünü anımsadığı bile yok. Kimi inşaat yaparken, bir metre nasıl büyük yaparım, kimisi işlettiğini mekanın önüne bir masa daha nasıl atarımın derdinde. Yani herkes kendi menfaatinde, ülkenin veya karşısında ki, komşunun hakkını düşünen kalmadığı bir toplumla iç içe yaşamak zorundayız.

Belki yaşamımızda kaybettiğimiz değerleri yerine geri koyamıyoruz. Ama belki yaşayan değerlerimizin gönüllerini alabiliriz. İşte o yüzden yollara düşeceğim. Bir süre yine buradan ayrı kalacağım. İnsanoğlunun ne zaman nerede yiteceğini hiç belli değildir. Bir gün bizlerde bir yerlerde yitirsek, hakkınızı helal ediniz….     

(Allah'a Emanet Olunuz!)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
12 Yorum
Temel IRMAK /Gönül Dostu Arşivi

Kuşlar Bile Tutar

17 Mart 2026 Salı 05:47

Serkan Yazıcı – 1890

11 Mart 2026 Çarşamba 11:51

Dostlar Beni Hatırlasın

05 Mart 2026 Perşembe 16:55

Duygusal Olmanın Bedeli

26 Şubat 2026 Perşembe 19:31

“Çarşamba” Dedikleri…

25 Şubat 2026 Çarşamba 20:19

Kaleme Sığınan Yürek: Burcu Turgut

24 Şubat 2026 Salı 11:18

Çağrı Hep Bize mi?

22 Şubat 2026 Pazar 11:53