Metin Cangör
Prof. Dr. FATMA DENİZ
Bir Türk kadını olarak göğsümüzü kabartan, ülkemizin adını bilim, eğitim ve başarıyla
dünyaya duyuran kıymetli Profesörümüz… Hocamızın başarıları yalnızca bireysel bir başarı değil;
gençlerimize umut, kadınlarımıza cesaret, ülkemize ise büyük bir gurur kaynağıdır.
Almanya’nın en büyük teknik üniversitelerinden birinin yönetimini üstlenmek, emeğinin,
bilginin ve azminin ne kadar büyük olduğunun en güzel göstergesi. Gurur duyuyor,
yolunuzun daima açık olmasını diliyoruz. İyi ki varsınız, iyi ki ülkemizin yetiştirdiği böyle
değerli bilim insanları var.
Türk profesörümüz. Sizinle gurur duyuyoruz.
Bir Türk kadınının böylesine önemli bir göreve layık görülmesi hepimiz için ayrı bir onur.
Almanya’nın 250 yılı aşkın geçmişe sahip, Avrupa’nın en önemli teknik eğitim kurumlarından
Berlin Teknik Üniversitesi’nde (TU Berlin) yeni bir dönem başladı. Prof. Dr. Fatma Deniz,
1 Nisan 2026 tarihi itibarıyla üniversitenin rektörlük görevini üstlenerek bu makama getirilen
ilk Türk kadın akademisyen oldu.
Deniz hocanın elde ettiği bu başarı, yalnızca kişisel bir akademik kariyer basamağı olarak
görülmüyor. Aynı zamanda kadın akademisyenlerin ve göçmen kökenli bilim insanlarının
yükseköğretimdeki temsili açısından da dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Uzun yıllar erkek akademisyenlerin ağırlıklı olduğu teknik bilimler alanında Türkiye kökenli
bir bilim insanının Avrupa’nın köklü teknik üniversitelerinden birinin en üst yönetiminde görev
alması önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Prof. Dr. Fatma Deniz’in hikâyesi, kısa sürede ulaşılan bir makamdan çok, yıllar süren akademik
emeğin, bilimsel merakın ve kararlılığın sonucu olarak şekillenen bir başarı öyküsü.
Çocukluk ve lise yıllarını Bursa’da geçiren Deniz hoca, daha sonra eğitim hayatına Almanya’da devam
etti. Münih Teknik Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği eğitimi aldıktan sonra hesaplamalı
nörobilim alanında doktora yaptı. Akademik kariyeri boyunca California Institute of Technology
(Caltech), Kaliforniya Üniversitesi Berkeley ve çeşitli uluslararası araştırma kurumlarında çalışmalar
yürüttü.
Bilimsel çalışmalarında yapay zekâ, nörobilim, dil teknolojileri ve insan beyninin bilgiyi algılama ve
anlamlandırma süreçlerine yoğunlaşan Deniz hoca, farklı bilim alanlarını bir araya getiren araştırmalarıyla
uluslararası akademik çevrede kendisine önemli bir yer edindi.
İnsan Beyni ile Yapay Zekâyı Bir Araya Getiren Çalışmalar.
Prof. Dr. Fatma Deniz’in araştırmaları, günümüzün öne çıkan iki alanı olan yapay zekâ ve nörobilimi
ortak bir zeminde buluşturuyor.
Bilgisayar bilimleri ile nörobilimi bir araya getiren çalışmaları sayesinde çeşitli uluslararası araştırma
projelerinde yer alan Deniz hoca; açık bilim, bilimsel verilerin paylaşımı ve farklı disiplinlerden
araştırmacıların ortak çalışmalar yürütmesi konularında da faaliyet gösteriyor.
Prof. Dr. Fatma Deniz, 2023 yılında Berlin Teknik Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapmaya başladı.
Ardından üniversitenin dijitalleşme ve sürdürülebilirlik çalışmalarından sorumlu başkan yardımcılığı görevini üstlendi.
Aralık 2025’te yapılan seçimlerin ardından Berlin Teknik Üniversitesi’nin yeni rektörü seçilen Deniz hoca,
1 Nisan 2026’da görevine resmen başladı.
Bilimde Sınırların Olmadığını Gösteren Bir Başarı.
Prof. Dr. Fatma Deniz’in Berlin Teknik Üniversitesi’nin yönetimine gelmesi, yalnızca “ilk Türk kadın rektör”
ünvanıyla ifade edilebilecek bir hikâyeden ibaret değildir, 250 yılı aşkın geçmişe sahip köklü bir teknik
üniversitenin yönetiminde görev üstlenmesi; bilimsel birikimin, uluslararası deneyimin ve akademik
çalışmaların üniversite yönetimiyle buluştuğu bir süreci de ortaya koyuyor.
Bursa’da bilim insanı olmayı düşleyen gençlerden dünyanın farklı noktalarında akademik kariyer hedefleyen
araştırmacılara kadar birçok kişi için bu hikâye ilham verici bir örnek oluşturuyor, çünkü bazı başarılar
yalnızca bir kişinin elde ettiği unvanla sınırlı kalmaz. Kazanılan her makam, kendisinden sonra gelecek
insanların önündeki yolları da genişletebilir.
Prof. Dr. Fatma Deniz’in hikâyesi de yıllar süren emeğin, bilime bağlılığın ve akademik azmin; Türkiye’den
Avrupa’nın köklü bilim kurumlarının yönetimine uzanan güçlü bir başarı yolculuğuna dönüşebileceğini gösteren
dikkat çekici bir örnek olarak karşımızdadır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.