Temel IRMAK /Gönül Dostu

Temel IRMAK /Gönül Dostu

İdris Akgül Aday Olmasaydı Bu Kadar Hareket Olur muydu?

Marmaris, yerel seçimlerde bile bu kadar hareketlilik yaşamış mıydı? Şimdi önümüzde Marmaris Ticaret Odası seçimleri var. Bir tarafta mevcut Başkan S. Mutlu Ayhan’ın Mavi Listesi, diğer tarafta İdris Akgül’ün Beyaz Listesi…

file-0000000029e082118510cd138e76a40c.png

18 Ekim yaklaştıkça Marmaris iş dünyasında saflar daha da belirginleşiyor. Kim kimin yanında, kim hangi fotoğraf karesinde, kim hangi sofrada, kim hangi ziyarette? Neredeyse her gün yeni bir buluşma, yeni bir destek mesajı, yeni bir fotoğraf görüyoruz.

Ama asıl soru şu: İdris Akgül aday olmasaydı bu kadar hareket olur muydu?

Akgül, geçtiğimiz günlerde kampanyasında “Biz aday olmasaydık?” diye sordu. Ardından; “Sahaya çıkılmayacaktı, üyenin fikri sorulmayacaktı, başka bir seçenek var mı diye sorulmayacaktı, projeler konuşulmayacaktı” mesajlarını verdi. Bunlar elbette bir seçim kampanyasının iddiaları. Ancak ortada görünen bir gerçek var: Rekabet, Marmaris Ticaret Odası seçimlerini hareketlendirdi.

Üye daha fazla ziyaret ediliyor, sorunlar daha fazla konuşuluyor, projeler anlatılıyor, adaylar ve ekipleri sahada. Marmaris iş dünyası uzun zamandır olmadığı kadar Ticaret Odası’nı konuşuyor. Demek ki güçlü bir rakibin ortaya çıkması bazen yalnızca seçimi değil, mevcut yapıyı da harekete geçiriyor.

Bu seçimin başka bir faydasını da gördük. Küs Marmarislilerin hepsi barışmış! Pardon… İdris Akgül barıştırmış!

Yıllardır yan yana görmediğimiz insanları aynı masada görüyoruz. Birbirine selam vermeyenler aynı karede, birbirinin adını duymak istemeyenler omuz omuza… İdris Bey seçimi kazanır mı, kaybeder mi, onu sandık gösterecek. Ama küsleri barıştırdığı için seçimden sonra kendisine bir teşekkür etmek gerekir! Tabii seçim biter bitmez yeniden küsmezlerse… Ya da küslüğe yerel seçimlere kadar ara vermedilerse! Bu işler nasıl işler? Marmaris bu işleri iyi bilir.

Burada bir başka kavramı da kullanmak gerekiyor: “Bizim oğlan…”

Bu sözü ilk kez YENİ Parti Marmaris Kurucu İlçe Başkanı Pelin Özbozdağ’dan duymuştum. Ben de artık zaman zaman bu köşede kullanayım. Çünkü bizim buralarda bazı meseleler gerçekten “bizim oğlan” üzerinden değerlendiriliyor. Bizim oğlansa iyidir, bizim oğlansa başarılıdır, bizim oğlansa projesi güzeldir. Bizim oğlan değilse yaptığı işe önce şüpheyle bakılır.

Ama sandığın başka bir huyu vardır. Sandık fotoğrafa bakmaz, masaya bakmaz, kimin kiminle yemek yediğine bakmaz. Sonunda üye, oy pusulasıyla baş başa kalır.

İşte bu yüzden benim iddiam şu: Marmaris Ticaret Odası seçimini “bizim oğlan” olmayanlar belirleyecek.

Her iki adaya da aynı mesafede duranlar, fotoğraf vermeyenler, desteğini açıklamayanlar, sessiz kalanlar, kararını son güne kadar cebinde taşıyanlar… Ve sandığa giderken yalnızca şu soruyu soranlar: “Benim işletmem ve Marmaris ticareti için hangisi daha iyi?”

Bir tarafta S. Mutlu Ayhan’ın Mavi Listesi var. Ayhan ve ekibi bugüne kadar yapılanları ve devamlılığı öne çıkarıyor. Diğer tarafta İdris Akgül’ün Beyaz Listesi var. Akgül ise değişimi, yeni projeleri ve “Marmaris ticaretinde beyaz bir sayfa açıyoruz” söylemini öne taşıyor. Kısaca; Mavi Liste istikrar diyor, Beyaz Liste değişim diyor. Kararı oda üyeleri verecek.

Ancak seçim sonucu ne olursa olsun şimdiden ortaya çıkan bir tablo var: İdris Akgül’ün adaylığı rekabeti artırdı. Rekabet sahayı hareketlendirdi, üyeyi daha görünür hale getirdi, projeleri konuşturdu, küsleri bile aynı masaya oturttu.

Tam da burada İsmet İnönü’ye atfedilen şu söz aklıma geliyor: “Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur.”

Cesaret sadece aday olmak değildir. Gerektiğinde konuşmak, fikrini açıkça ortaya koymak ve kimsenin “bizim oğlanı” olmadan kendi kararını verebilmektir.

O nedenle tekrar soruyorum: İdris Akgül aday olmasaydı, Marmaris Ticaret Odası seçimleri bu kadar konuşulur, bu kadar hareketlenir miydi? Cevabını herkes kendisi versin. Asıl cevabı 18 Ekim’de sandık verecek.

Ama benim her iki adaya da bir sözüm var.

Bu seçimde kim kazanırsa kazansın, başkanlık koltuğuna oturduktan sonra üyeyi unutmasın.

Oda başkanı yalnızca makamında oturan, ziyaretçi kabul eden, toplantılara katılan kişi olmamalı. Arada bir o koltuktan kalkmalı, üyenin ayağına gitmeli. Esnafın dükkânına uğramalı. Turizmcinin, işletmecinin, sanayicinin, küçük esnafın derdini yerinde dinlemeli.

Çünkü Ticaret Odası'nın gerçek sahibi ne başkandır ne de yönetim kurulu. O odanın gerçek sahibi, aidatını ödeyen, kapısını her sabah umutla açan üyelerdir. Seçim zamanı kapısı çalınan üyenin, seçimden sonra da hatırlanması gerekir. Üstelik sadece seçimden seçime değil, her zaman!

Benim beklentim budur.

Yukarıda yazdıklarım nedeniyle de kimse bana kırılmasın. Kimsenin şahsıyla bir derdim yok. Herkes kendi eksikliğini görsün, kendi muhasebesini yapsın ve hayatına öyle devam etsin. Çünkü eleştiri düşmanlık değildir. Bazen bir dostun söylemediğini bir gazeteci söyler.

Biz de gördüğümüzü, düşündüğümüzü yazıyoruz. Ne kimsenin adamıyız ne de kimsenin düşmanı. Kalemimizle, vicdanımızla yolumuza devam ediyoruz.

Ve bir sözüm daha var…

Marmaris’te başkalarının dile getirmekten çekindiği, konuşmaya cesaret edemediği konuları yazmaya devam edeceğim. Bugüne kadar kalemimi kimsenin hatırı için susturmadım, bundan sonra da susturmayacağım.

Dik duranlar zaten benimle…

Kimseye yaranmak gibi bir derdim olmadı, olmayacak da. Çünkü benim için gazetecilik, herkesin duymak istediğini yazmak değil, gerektiğinde kimsenin duymak istemediğini de yazabilmektir.

Efendim…

Allah’a emanet olunuz.

file-00000000f28481f4ac0bf75b9c4ac846.png

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Temel IRMAK /Gönül Dostu Arşivi