Temel IRMAK /Gönül Dostu
Hey Ramazan Geldi – Sakar’dan Aşağı İnsin
Mübarek Ramazan ayı başlıyor. Sahura 18 Şubat’ı 19 Şubat’a bağlayan gece kalkıyoruz.
Her yıl takvimler Ramazan’ı gösterdiğinde, yalnızca günler değişmez.
Aslında değişmesi gereken bizim bakışımızdır.
Çünkü Ramazan; sadece aç kalma ayı değil, insanın kendine dönme, kalbini onarma ve ruhunu arındırma mevsimidir.
Modern hayat insanı hızla tüketiyor.
Koşturuyoruz, yetişmeye çalışıyoruz, kazanıyoruz ama kaybediyoruz:
Zamanı, huzuru, merhameti, sabrı…
Kalpler kalabalık, ama gönüller yorgun.
İşte Ramazan tam da bu yorgunluğa bir çağrıdır.
“Dur” der insana…
“Yavaşla, düşün, hatırla.”
Kur’ân-ı Kerîm’de oruç, “sakınasınız diye” farz kılınmıştır.
Bu söz Ramazan’ın asıl maksadını anlatır:
Takvaya ulaşmak…
Yani yalnızca aç kalmak değil; nefsin taşkınlığını dizginlemek, kalbi kötülükten korumak ve vicdanı diri tutmaktır.
Oruç, mideyi aç bırakırken ruhu doyurur.
Bir lokmanın değerini öğretir.
Suyun kıymetini hatırlatır.
Aç olanın halinden anlamayı, yoksula merhameti kalbe yerleştirir.
Bugün dünyada milyonlar açlıkla mücadele ederken,
biz çoğu zaman sofralarımızın kıymetini bilemiyoruz.
Ramazan ise bizi eşitler.
Zengin de fakir de aynı susuzluğu hisseder, aynı bekleyişi yaşar.
Ramazan; yalnızca bireysel bir ibadet değil,
aynı zamanda toplumsal bir arınma zamanıdır.
Kırgınlıklar onarılır, gönüller birleşir.
Komşu hatırlanır, ihtiyaç sahibi görülür.
Sadaka çoğalır, kalpler yumuşar.
İftar sofraları sadece yemek yenen masalar değildir.
Onlar paylaşmanın, kardeşliğin ve şükrün en sade ama en derin ifadesidir.
Ama bir dileğim var:
Ramazan sadece camide kalmasın.
Sakar Yokuşu’ndan aşağı insin, Marmaris’e gelsin…
Evimize insin, sokağa insin, pazara insin, kalbimize insin.
Biz Ramazan’ı çoğu zaman aç kalmak sanıyoruz.
Oysa Ramazan insanın içini doyurur.
Öfkeyi susturur, kalbi yumuşatır, gönlü temizler.
Sahura kalkıyoruz, iftarı bekliyoruz…
Ama arada kalbimize uğruyor muyuz?
Bir kırgınlığı bitirsek mesela,
bir garibin kapısını çalsak,
bir yetimin başını okşasak…
İşte o zaman Ramazan gerçekten “aşağı” iner.
Komşuya, yetime, borçluya, dertliye insin.
Bir dilimizi tutmayı öğrensek,
bir sofrayı paylaşsak,
bir kalbi incitmesek…
Belki o zaman bayram gerçekten bayram olur.
Çünkü Ramazan gökten değil, kalpten insin.
Rabbim bu mübarek ayı hakkıyla idrak etmeyi ve bayrama tertemiz bir kalple ulaşmayı nasip etsin.
Hayırlı Ramazanlar…
Allah’a emanet olunuz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.