Temel IRMAK /Gönül Dostu
Fark Var Arif Çataroğlu, Hem de Çok Fark Var! Ama Sen O Farkı Anlayamazsın!

Arif Çataroğlu…
Marmaris Manşet gazetesinde benim için kaleme aldığın yazıyı okudum. Hem de sonuna kadar…
1997 yılından başlamışsın, matbaadan girmişsin, yapay zekâdan çıkmışsın. Dokuz personelinden, ödediğin maaşlardan, sigortadan, vergiden söz etmişsin. Yetmemiş, benim gazeteciliğimi, geçmişimi ve emeğimi sorgulamışsın.
Madem öyle, şimdi de sen beni dinle!
Evet Arif, aramızda fark var!
Hem de öyle küçük bir fark değil…
Ben 30 yıl boyunca oturup otlamadım. Okudum, araştırdım, öğrendim, kendimi geliştirdim. Sokak sokak dolaştım, haber peşinde koştum. İnsanları dinledim, olayların üzerine gittim, kalemimi geliştirdim.
Sen hâlâ 1997 yılındaki matbaa günlerini anlatırken ben 2026 yılının gazeteciliğini yapıyorum.
İşte ilk farkımız bu!
1997'DE KALMIŞSIN ARİF!
Yazında 1997 yılında matbaana gazete kupürleriyle geldiğimi anlatmışsın.
Evet, o yıllarda gazetecilik yapıyordum. Öğreniyordum, çalışıyordum, mücadele ediyordum.
Peki, bunda utanılacak ne var?
İnsan anasının karnından gazeteci olarak mı doğuyor?
Ben 1996 yılında başladığım basın yolculuğumda bugüne kadar çok şey öğrendim. Hâlâ da öğreniyorum.
2002 yılında günlük Gündem Gazetesi'ni yayın hayatına kazandırdım. 2019 yılına kadar günlük gazete çıkardım. Ardından dijital yayıncılığa geçerek gundemgazetesi.net ile yoluma devam ettim.
Sen benim gazetemin nerede olduğunu soruyorsun.
Arif, dünya değişti!
Gazetecilik yalnızca matbaa mürekkebinden, kâğıttan ve resmî ilandan ibaret değil artık.
Bugün haber saniyeler içerisinde okuyucuya ulaşıyor.
Sen hâlâ matbaadaki kupürleri sayıyorsun, ben yarının gazeteciliğini düşünüyorum.
İşte ikinci farkımız bu!
DOKUZ PERSONELİN VARMIŞ, NE GÜZEL!
Yazının neredeyse yarısında dokuz çalışanının maaşını, sigortasını, kirasını ve vergisini anlatmışsın.
Öncelikle çalışanlarına ekmek kapısı açmanı takdir ederim.
Ama Arif!
Dokuz kişinin maaşını ödüyor olman seni benden daha iyi gazeteci yapmaz.
Bir gazetecinin değerini çalıştırdığı personel sayısı mı belirler?
O zaman yüz kişi çalıştıran bir gazete sahibi senden yüz kat daha mı iyi gazeteci?
Gazetecilik, muhasebe defterindeki rakamlarla ölçülmez.
Gazetecilik haberle, araştırmayla, kamu yararıyla, cesaretle ve ortaya konulan eserlerle ölçülür.
Bir işletmenin giderlerini karşılamak elbette önemlidir. Ama bunu bir meslektaşını küçümsemenin gerekçesi hâline getirmek doğru değildir.
Sen çalışan sayını anlatıyorsun, ben 30 yıllık gazetecilik birikimimi ortaya koyuyorum.
İşte üçüncü farkımız bu!
YAPAY ZEKÂYI KAPATALIM DEMİŞSİN!
En çok da buna güldüm.
Yapay zekâyı kapatalım, bilgisayarı kaldıralım, önüme boş bir sayfa koyalım demişsin.
Arif, ben bilgisayardan önce de yazıyordum.
İnternet bugünkü kadar yaygın değilken de haber yapıyordum.
Yapay zekâ diye bir teknoloji ortada yokken de köşe yazıyordum.
30 yıllık gazetecilik geçmişimi bir bilgisayar programına bağlamaya çalışman, benim geçmişimi değil, senin teknolojiye bakışını gösteriyor.
Teknolojiye düşman olmam. Öğrenirim, kullanırım, kendimi geliştiririm.
Çünkü gazeteci çağın gerisinde değil, önünde olmalıdır.
Üstelik yalnızca haber yazmadım. Kitaplar kaleme aldım, televizyon programları hazırladım, yıllarca günlük gazete çıkardım.
Şimdi de yazmaya ve üretmeye devam ediyorum.
Benim kalemimi sınamak istiyorsan 30 yıllık arşivime bakman yeterli.
İşte dördüncü farkımız bu!
BENİM YAZIMDA SENİN ADIN BİLE YOKTU!
Gelelim asıl meseleye…
Ben “Fark Var: Hüseyin Durmaz” başlıklı bir köşe yazısı kaleme aldım.
Yazımda bir iş insanını, yıllardır tanıdığım Hüseyin Durmaz'ı anlattım.
Senin adın mı geçiyordu?
Hayır!
Senden mi söz ediyordum?
Hayır!
Peki Arif, sen neden bu kadar üzerine alındın?
Benim Hüseyin Durmaz hakkında yazdığım bir köşe yazısından neden kendine pay çıkardın?
Eleştirmek istiyorsan elbette eleştir. Gazetecilikte eleştiri olur. Ama önce yazılanı doğru okumak gerekir.
Benim yazımın konusu Hüseyin Durmaz'dı. Sen meseleyi getirip Temel Irmak'ın 1997 yılında matbaaya nasıl gittiğine bağlamışsın.
İşte beşinci farkımız bu!
BENİ SADECE MARMARİS'TE TANIMIYORLAR ARİF!
Bir başka farkımızı daha anlatayım.
Arif, sen beni yalnızca Marmaris'te gazetecilik yapan biri olarak görüyorsan yanılıyorsun.
Benim meslek hayatım Marmaris'in sınırlarından ibaret değil.
Türkiye'nin farklı şehirlerine gittim. Farklı insanlarla tanıştım. Başka şehirlerin basın camialarını gördüm. Farklı gazetecilerle, televizyoncularla, sanatçılarla, siyasetçilerle ve iş insanlarıyla aynı ortamlarda bulundum.
Marmaris dışında da tanınan, meslektaşları tarafından bilinen ve saygı gören bir gazeteci olmanın gururunu yaşıyorum.
Ben Marmaris'ten çıktım ama Marmaris'in dışındaki dünyaya da baktım.
2002-2006 yılları arasında “Temel Irmak'la Devri Âlem” adlı televizyon programını hazırladım ve sundum.
Televizyonculuğu da öğrendim, gazeteciliği de geliştirdim.
Rol aldığım dizilerden, kamera önündeki farklı çalışmalarımdan ise söz etmiyorum bile.
Benim hayatım sadece bir gazete bürosunda geçmedi Arif!
Mikrofon tuttum, kamera karşısına geçtim, şehir şehir dolaştım, farklı basın kuruluşlarının çalışmalarını yakından gördüm.
Üstelik kitaplar yazdım.
“Bir Kalem, Bir Şehir – Temel Irmak ile 30 Yıl” adlı kitabımla mesleki yolculuğumu gelecek kuşaklara bırakacak bir eser ortaya koydum.
Bunları kendimi senden üstün göstermek için değil, küçümsemeye çalıştığın geçmişimin yalnızca Marmaris'ten ibaret olmadığını anlatmak için söylüyorum.
Senin 1997 yılında tanıdığın Temel Irmak, o günkü Temel Irmak olarak kalmadı.
Kendini geliştirdi, başka dünyalar gördü, farklı basın çevrelerinde bulundu.
İşte bir başka farkımız da bu!
15 TEMMUZ GECESİNİ DE UNUTMA ARİF!
Bir de 15 Temmuz 2016 gecesi var.
Türkiye hain darbe girişimiyle karşı karşıyaydı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan o gece Marmaris'teydi.
Ben de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasını Marmaris'ten yayımlayan tek gazeteci olmanın sorumluluğunu ve heyecanını yaşadım.
O tarihî gece benim gazetecilik hayatımın unutulmaz anlarından biridir.
Gazetecilik sadece masa başında yazı yazmak değildir Arif!
Bazen ülkenin kaderini ilgilendiren gelişmelerin yaşandığı bir gecede habercilik sorumluluğunu üstlenmektir.
Bazen herkesin gözünün çevrildiği bir şehirden bütün Türkiye'ye haber ulaştırmaktır.
Sen benim 1997 yılında matbaana getirdiğim gazete kupürlerini anlatırken, benim meslek hayatımda böyle tarihî gecelerin de bulunduğunu unutuyorsun.
İşte fark dediğim biraz da budur!
BENİM GEÇMİŞİM ORTADA!
Arif Çataroğlu…
Ben geçmişimden utanmıyorum.
1996 yılından bugüne kadar attığım adımlar, yazdığım haberler, çıkardığım gazeteler, hazırladığım televizyon programları ve kitaplarım ortada.
Başarılı olduğum günler de oldu, zorlandığım günler de…
Ama hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmedim.
Bana “Gazeten nerede?” diye soracağına, gazeteciliğin bugün nereye gittiğine bak.
Bana “Kaç kişi çalıştırıyorsun?” diye soracağına, kaç yıldır haber ürettiğime bak.
Bana “Yapay zekâ olmadan yazabilir misin?” diye soracağına, yapay zekâdan önceki yazılarımı oku.
Göreceksin ki Temel Irmak'ın gazetecilik geçmişi 1997 yılında bir matbaanın kapısında başlamadı, orada da kalmadı.
Ben dün de vardım, bugün de varım.
Yarın da kalemimle var olmaya devam edeceğim.
ARİF, SEN TEMEL IRMAK'IN TIRNAĞI OLAMAZSIN!
Bana gazetecilik dersi vermeye kalkmışsın.
Ben kimsenin emeğini küçümsemem. Senin de mesleğe verdiğin emeği yok saymam.
Ama sen benim 30 yıllık alın terimi, mücadelemi ve gazetecilik geçmişimi küçümsemeye kalkarsan cevabını alırsın.
Efendim, sen Temel Irmak'ın tırnağı olamazsın!
Bunu dokuz personelin olduğu için değil, benim emeğimi birkaç matbaa hatırasına sığdırmaya çalıştığın için söylüyorum.
Benim kimseye kendimi ispat etmek gibi bir derdim yok.
Marmaris'te geçen yıllarım, yazılarım, haberlerim, okuyucularım ve eserlerim benim adıma konuşur.
Üstelik yalnızca Marmaris'te değil, Türkiye'nin farklı şehirlerinde de beni tanıyan, seven, saygı duyan dostlarım ve meslektaşlarım var.
Bir gazetecinin mesleki değeri kendi gazetesinde kendisini anlatmasıyla değil, geride bıraktığı izlerle ortaya çıkar.
ASLINDA SENİ HİÇ KAALE ALMAMAM GEREKİRDİ!
Arif…
Aslında senin yazdıklarını hiç kaale almamam gerekirdi.
Çünkü benim 30 yıllık gazetecilik geçmişim, bir köşe yazısıyla ne başlar ne de biter.
Ama madem adımı, emeğimi ve meslek hayatımı sorguladın, ben de cevap verme hakkımı kullandım.
Şimdi düşünüyorum da belki sana gereğinden fazla önem verdim!
Sen benim hakkımda yazdın, ben sana cevap verdim.
Böylece adın bir kez daha gündeme geldi.
Kim bilir, belki de benim sayemde daha fazla tanınacaksın!
Hatta o pek geniş kitlelere ulaşamadığını düşündüğüm programının izlenmesine bile katkım olur.
Senin 12 kişinin izlediğini düşündüğüm programına birkaç izleyici daha kazandırırsak ne mutlu bize!
Aferin Arif!
Temel Irmak'a bulaşmakla kendine yeni bir gündem buldun.
Ama unutma, bir gazeteci hakkında yazmakla onun otuz yıllık birikimine sahip olunmuyor.
İnsanların mesleki geçmişini küçümsemek kolaydır.
Zor olan, yıllarca çalışıp kendi geçmişini oluşturmaktır.
SON SÖZÜM SANA ARİF ÇATAROĞLU!
Evet, aramızda fark var.
Sen 1997 yılındaki Temel Irmak'ı anlatmaya devam ediyorsun.
Ben ise 2026 yılında hâlâ yazan, üreten, öğrenen ve kendini geliştiren Temel Irmak olarak yoluma devam ediyorum.
Sen dokuz personelini anlatıyorsun, ben 30 yıllık meslek hayatımı.
Sen matbaanın mürekkebinden söz ediyorsun, ben gazeteciliğin geleceğinden.
Sen benim geçmişimde kusur arıyorsun, ben geçmişimden aldığım güçle geleceğe bakıyorum.
Sen beni yalnızca Marmaris'ten ibaret sanıyorsun, ben başka şehirlerde de tanınan, farklı basın çevrelerinde dostluklar kurmuş bir gazeteciyim.
Bir de şunu unutma Arif…
Gazetecilikte asıl mesele kimin daha büyük ofisi olduğu değil, kimin geride nasıl bir iz bıraktığıdır.
Ben 30 yıl boyunca otlamadım!
Kendimi geliştirdim, ürettim, mücadele ettim.
Bugün de aynı kararlılıkla devam ediyorum.
Sen yine 1997 yılını anlatabilirsin.
Benim daha yazacak çok haberim, söyleyecek çok sözüm var.
Alış buna, Çorumlu Arif!
Temel Irmak dün de yazıyordu, bugün de yazıyor, yarın da yazmaya devam edecek.
Sen benim geçmişimi sorgulamaya devam et.
Ben geleceğe bakıyorum.
Tabii ki aramızda FARK VAR, Arif Çataroğlu!
Hem de çok fark var!
Ama görüyorum ki sen hâlâ o farkı anlayamamışsın!
Allah'a emanet olunuz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.