Turgut Emrah ARDIÇOĞLU

Turgut Emrah ARDIÇOĞLU

RAMAZAN VE AYNAYA BAKMA CESARETİ

Ramazan yine geldi. Takvimde bir ay, ama aslında bir muhasebe zamanı. Bu yıl da iftar sofraları kurulacak, sahur alarmları çalacak, camiler dolacak. Fakat bu Ramazan’a girerken ülke olarak ve dünya olarak içimiz biraz daha ağır değil mi?
Ekonomik sıkıntılar birçok ailenin sofrasını doğrudan etkiliyor. Eskiden kalabalık kurulan iftar sofraları bugün daha mütevazı. Gıda fiyatları konuşuluyor, temel ihtiyaçlar hesaplanıyor. Ramazan’ın bereketi elbette sofranın zenginliğinde değil; ama bu ay, yoksulluğu romantize etme zamanı da değil. Aç kalmanın ne demek olduğunu bir ay deneyimleyenler için asıl soru şu olmalı: Komşumuz gerçekten tok mu?
Bir yanda sosyal medyada gösterişli iftar paylaşımları, diğer yanda yardım kolisine ihtiyaç duyan aileler… Ramazan, sadece bireysel bir ibadet değil; sosyal adaletin de aynasıdır. Bu ay, ihtiyaç sahibini incitmeden destek olmanın, yardımı görünürlük malzemesi yapmadan paylaşmanın imtihanıdır. Dünyaya baktığımızda ise savaşlar, göçler, afetler ve derinleşen eşitsizlikler var. Ramazan coğrafyalarında bombaların gölgesinde oruç tutan insanlar olduğunu biliyoruz. Bir lokma ekmeğe, temiz suya ulaşmanın bile lüks olduğu yerler var. Böyle bir dünyada Ramazan, sadece açlığı değil; vicdanı da hatırlatıyor. Öte yandan kutuplaşmanın sertleştiği bir toplumsal iklimden geçiyoruz. Farklı düşünenin kolayca ötekileştirildiği, seslerin hızla yükseldiği bir dönem… Oysa Ramazan, nefsi terbiye ayıysa; belki de en çok dilimizi terbiye etmemiz gereken zaman dilimindeyiz. Sosyal medyada bir yorum yazmadan önce iki kez düşünmek, öfkeyi değil merhameti çoğaltmak… Belki küçük ama güçlü bir başlangıç. Ramazan aynı zamanda gençlerin umutsuzlukla sınandığı bir döneme denk geliyor. Gelecek kaygısı, işsizlik, belirsizlik… Bu ay, sadece geçmişin geleneklerini yaşatmak değil; gençlerin hayallerini de diri tutmak zorunda. Dayanışma, sadece erzak kolisiyle değil; fırsat üretmekle, destek olmakla, el uzatmakla anlam kazanır.
Belki de bu Ramazan’ın en büyük sorusu şu: Biz gerçekten neyin orucunu tutuyoruz? Sadece yemekten içmekten mi uzak duruyoruz, yoksa adaletsizlikten, haksızlıktan, kırıcı sözden de uzak durabiliyor muyuz? Ramazan, aynaya bakma cesareti ister. Eksiklerimizi görmek, fazlalıklarımızdan arınmak, kırdıklarımızı onarmak… Eğer bu ayın sonunda biraz daha adil, biraz daha merhametli, biraz daha dayanışmacı bir toplum olma yolunda adım atabiliyorsak; işte o zaman Ramazan sadece takvimde değil, kalbimizde de yer etmiş demektir.
Çünkü asıl mesele, bir ay sabretmek değil; o sabrı bir hayata yayabilmektir.
Sağlıklı kalın huzurlu kalın hoşça kalın…..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Turgut Emrah ARDIÇOĞLU Arşivi

HÜRRİYETİN SONSUZ ATEŞİ

29 Ağustos 2025 Cuma 20:30

KALDI İKİ HAFTA

17 Mart 2024 Pazar 19:42

BİRGÜN DEĞİL HERGÜN

07 Mart 2024 Perşembe 23:17

10 KASIM

09 Kasım 2023 Perşembe 10:28

100 YIL ÖNCEKİ YEMEK MASASI

30 Ekim 2023 Pazartesi 00:55

POLİS

08 Nisan 2023 Cumartesi 12:29

ÖĞRETMENİM

22 Kasım 2022 Salı 22:59

ATEŞ AVCILARI

27 Ekim 2022 Perşembe 23:53