Benim adım ZÜLEYHA! Züleyha Aldoğan
Kükremeden Önceki Sessizlik...
Kükremeden Önceki Sessizlik...
Tevazu mu? Zaaf mı?
Uzlaşma mı? Teslimiyet mi?
Açık sözlü olmak mı? Ukalalık mı?
Bu sözcükler iletişimimizin arasına incecik, şeffaf ve etkisi güçlü bir çizgiyle girer ve tam ortasına yerleşir!
Ve çoğu zaman yanlış anlaşılır,yanlış insanlar tarafından...
Kendi iletişim yolculuğumdan üç kesit paylaşmak istiyorum.
Birinci:
Hoşgörülü, ulaşılabilir ve nezaketle yaklaşıp empatiyle taçlandırdığım her iletişimde, karşı taraf önce bir yayılıyor. Saygı küçülüyor! İçinden geçiriyor:
“Bir eksiği mi var ki bu kadar anlayışlı ve benim bütün ucuz hamlelerimi görmezden gelebiliyor.” diye düşünme ye başlıyor!
İşte tam orada: tevazu, zaaf algılanıyor!
Ve ben kükremeye başlıyorum.
Sonra da: “Off… bu ne sert üslup... "diyorlar:)
İkinci:
Bazen karşındakini kırmamak, kendini yormamak hatta bozmamak adına tartışmayı nezaketle sonlandırıyorsun.
O hemen: “Oh, pes etti, vazgeçi,teslim oldu” düşüncesiyle kabul gördüğünü, hatta kazandığını sanıyor!
İşte tam orada "mevzu yeni başlıyor".
Ve yine ben,muhattabın dar ve kısık algısında “sert ve ters ” oluyorum...:)
Üçüncü:
Hoşgörün, karşıya yapay bir cesaret veriyor.
“Açık sözlüyüm” maskesiyle maksadını aşan cümleler kuruluyor. Ağzı var diye konusuyor bağıra çağıra.
Açık sözlülük, ukalalığa ve patavatsızlığa evriliyor.
O zaman benim sert ama saklı nezaket cesur üslubum sahaya iniyor.
Tatlı ve sert olarak devam ediyorum yoluma...
Son sözüm şu:
Tevazu zaaf değildir.
Uzlaşma teslimiyet değildir.
Açık sözlü olmak, ukala olma hakkı vermez.
İletişim ancak; saygı, sevgi ve empatiyle kurulursa yol alır..
Kimse, kendini anlatmak zorunda kalmaz!
Anlaşılmak lüks olmaktan çıkar!
Ve ancak o zaman hepimiz gerçekten mutlu oluruz.
Sevgiler❤️
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.