Temel IRMAK /Gönül Dostu
Kaleme Sığınan Yürek: Burcu Turgut
1996 yılıydı… Marmaris Belediyesi’nin koridorlarında genç, disiplinli ve vakur bir isim dikkat çekerdi: Burcu Turgut. O dönem merhum Belediye Başkanı İsmet Karadinç’in sekreterliğini yürütüyordu.
Ben ise haftalık Bayrak Gazetesi’ni yayımlıyordum. Mesleğe yeni adım atmış, yazı çize gazeteciliği öğrenmeye çalıştığım yıllardı. Belediyenin kapısından her girişimde o düzeni, o ciddiyeti hissederdim. Burcu Hanım yalnızca görevini yapan bir sekreter değildi; genç bir gazeteciye yol gösteren, gerektiğinde kapıları aralayan, desteğini esirgemeyen bir dosttu.

Belediyeciliğin yoğun temposu içinde düzeni sağlayan, sözü tartarak konuşan, görev bilinci yüksek bir çalışma anlayışı vardı. Devlet ciddiyetini temsil eden o masanın arkasında aynı zamanda zarif ve mütevazı bir insan dururdu.
Aradan yıllar geçti. Hayat, herkes gibi onu da zamanın farklı duraklarına taşıdı. Fakat bazı insanlar hafızanızda yalnızca görevleriyle değil, duruşlarıyla yer eder. Burcu Hanım da onlardan biriydiydi.
2000’li yıllarda iki erkek evladımı kaybettiğimde…
16 Aralık 2009’da babamı, 23 Ocak 2025’te annemi toprağa verdiğimde… Yine yanımdaydı.
Acının dili yoktur ama dostluğun sessiz bir dili vardır. Çok sık bir araya gelemesek de birbirimizin arkasından kimseyi konuşturmaz, hukukumuzu lafın gölgesine düşürmezdik. Bu, yılların getirdiği bir vefaydı.
Ekim 2020’de babası Astsubay Nurettin Turgut Komutanımızın vefatında; annesi Firuzan Turgut ile Uğur’un acılarını da paylaştım. Hayat bizi kimi zaman sevinçte, çoğu zaman hüzünde yan yana getirdi.

Burcum…
Ağustos 2025’in son haftasında gelen o acı haber, zamanın nasıl bir imtihan taşıdığını bir kez daha gösterdi. Oğlu Arda Kara’yı bir trafik kazasında kaybetti. Bir annenin yaşayabileceği en ağır, en tarifsiz acı… Evlat acısı, kelimelerin anlamını yitirdiği bir yerdir. Teselli cümleleri kurulur ama hiçbir cümle bir annenin yüreğindeki boşluğu dolduramaz.
“Ateş düştüğü yeri yakar” deriz. Gerçekten de öyle… Toplum olarak üzülür, başsağlığı diler, dualar ederiz. Fakat o ateşin sıcaklığını en derinden hisseden annedir. Gecenin sessizliğinde o boşlukla baş başa kalan yürek, en büyük imtihanı verir.
Bu acı bize bir kez daha şunu hatırlatıyor: Hayatın koşturması, makamlar, unvanlar, günlük telaşlar… Hepsi bir anlık. Geriye insanlık, hatıralar ve paylaşılan duygular kalıyor.
Sevdiklerimizi ertelememek, sevgimizi söylemek, helalleşmeyi geciktirmemek belki de hayatın en önemli öğüdü.
Burcu Turgut’a sabır ve metanet diliyorum. Rabbim hiçbir anneye evlat acısı göstermesin. Arda kardeşime ve yitirdiklerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.
Benim payıma düşen ise acılarımı, sevinçlerimi kaleme almak… Haberle, makaleyle, satır aralarına sığınarak hafifletmeye çalışmak. Çünkü bazı yükler yazıldıkça azalır.

Burcu Turgut da yazıp çizdiği haber sitesinde, tıpkı benim gibi, hüznünü ve sevincini satırlara döküyor. Kimimiz gözyaşını içine akıtır, kimimiz kaleme… Ama sonuçta insan, yaşadığını bir yerlere bırakmak ister.
Bazı acılar dinmez…
Ama paylaşıldıkça insan biraz olsun nefes alır.
Allah’a emanet olunuz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.