Temel IRMAK /Gönül Dostu
Duygusal Olmanın Bedeli
Gazeteciliğe başladığım gün cebimde büyük hayaller yoktu; ama yüreğimde büyük bir niyet vardı: Duygusal olmak.
Birinin gözyaşı kalbimin derinliğine akar, bir annenin feryadı satırlarda karşılık bulur diye yazdım. Birileri duysun, birileri görsün, birileri görmezden gelmesin diye…

Belki de iş hayatında “başarılı” sayılmamamın nedeni tam olarak buydu. Çünkü ben gazeteciliği hiçbir zaman bir kazanç kapısı olarak görmedim. Reklam sayfalarının çokluğu, matbaa cirosunun yüksekliği ya da ilan pastasından alınan pay benim için ölçü olmadı.
Matbaamda davet, fatura ve baskı işlerinin çoğunun ücretini alamadık. Veresiye defterim vardı; matbaayı kapatırken kızgınlıkla o defteri yaktım. Ama şunu net söyleyeyim: Ben kendime yaptım ne yaptıysam. Tercihlerimin bedelini de sonuçlarını da taşıyorum.
Benim ölçüm; bir annenin feryadının, bir esnafın çaresizliğinin, bir vatandaşın haklı isyanının satırlara dökülmesiydi.

Gazetecilik benim için ticari bir faaliyet değil, kamusal bir sorumluluktu.
Günlük gazete yayınlamak kolay değildir, hele ki yerelde… Her gün yeni bir mücadele, yeni bir koşuşturma. Yüzlerce habere imza attık. Gecemizi gündüzümüze kattık. Kimi zaman tehdit edildik, kimi zaman görmezden gelindik. Ama kalemimizi eğmedik.
Marmaris Gündem Gazetesi olarak yaptığımız manşetler haftada üç kez ulusal ekranlara taşındı.
Now TV Sabah Haberleri programında sevgili İsmail Küçükkaya açıkça, “Marmaris Gündem Gazetesi’nin haberini okuyoruz” dedi.
Bir yerel gazete için bundan daha büyük bir takdir olabilir mi?
Ama işin en acı tarafı şuydu: O manşeti okunan, o haberi referans gösteren kişi ya da kurum bile gazetemize abone olmadı. Alkış vardı; destek yoktu. Takdir vardı; sahiplenme yoktu.
Türkiye’de yerel gazeteciliğin en büyük çelişkisi budur. Herkes güçlü bir basın ister; ama güçlü basının yaşaması için elini taşın altına koymaz. Eleştirir, konuşur, paylaşır… fakat desteklemez. Oysa bağımsız basın sadece kalemle değil, dayanışmayla ayakta kalır.

Ben reklam peşinde koşmadım; çünkü hakikatin peşindeydim. Matbaa hesabı yapmadım; çünkü vicdan hesabı yapıyordum. Belki bu yüzden büyüyemedik. Belki bu yüzden ticari başarı hanesine yazılacak rakamlarımız olmadı.
Ama şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim:
Biz güzel işler yaptık.
Bir çocuğun park sorununu manşete taşıdık. Bir esnafın mağduriyetini görünür kıldık. Bir yanlışın üzerini örttürmedik.
Gazetecilik bazen para kazandırmaz; ama insan kazandırır.
Bazen büyütmez; ama onurlandırır. Bugün geriye dönüp baktığımda banka hesaplarına değil, attığım manşetlere bakıyorum.

Çünkü gazetecinin gerçek serveti arşividir. Gerçek gücü korkmadan yazdığı başlıklardır. Evet, belki iş dünyasının ölçülerine göre başarılı olmadım. Ama vicdanımın ölçüsüne göre eksik kalmadım.
2020’li yılların başında yazılı basından çekildim.
Artık haberlerimi ve makalelerimi özgürce www.gundemgazetesi.net üzerinden yayınlamaya devam ediyorum.
Hayat devam ediyor. Biz yazmaya devam… Duysunlar diye… Görsünler diye…
Görmeyenler yine utansın.
Allah'a emanet olunuz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.