• BIST 1.093
  • Altın 471,125
  • Dolar 7,6327
  • Euro 8,9712
  • Muğla 29 °C
  • İzmir 27 °C
  • Aydın 32 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 26 °C

Öğretmen Okulları 172 yaşında

Zeki SARIHAN

Öğretmen Okulları 172 yaşında

 

ETEM NEJAT SESLENİYOR!

 

Zeki Sarıhan

 

Kuruldukları 16 Mart 1848’den beri yüz binlerce öğretmen yetiştirmiş olan Öğretmen Okullarının kuruluş yıldönümü öğretmenler artık sosyal medyadaki yazı ve notlarıyla kutluyorlar.

 

Türkiye’deki yenilikçi, devrimci aydın ocaklarının başlıcalarından biri olan öğretmen okullarının eski adı Darülmuallimîn idi. İkinci Meşrutiyet döneminde yetişmiş eğitimci aydınlardan Ethem Nejat, dönemin birçok aydını gibi önce Turancı iken, daha sonra komünist olmuş ve ihtilalin merkezi Rusya’ya geçerek Mustafa Suphi ile birleşmişti. Bir Parti heyeti ile Türkiye’ye gelirken 28/29 Ocak 1921’de Trabzon-Sürmene arasında katledilip denize atılan 15’lerdendir.

 

Aşağıda Etem Nejat’ın Bakû’da yayımlanan Gençler Dünyası adlı derginin Kasım 1920 tarihli ilk sayısında Darulmuallimînli Gençlere başlıklı yazısını pek az kısaltarak ve dilini sadeleştirerek yayımlıyoruz. Bu yazı, Öğretmen okullarında yoksul halk çocuklarının okuduğunu, dolayısı ile öğretmenlerin içinden geldikleri sınıfın devrimcileri olması gerektiğini anlatan yazılar içinde en güçlü vurguyu yapandır.

 

DARÜLMUALLİMÎNLİ GENÇLERE

 

Anadolu'da, Rumeli'de on seneden fazla sizin aranızda, sizin metruk ve mahrum muhitinizde sizinle hemdert yaşadım. Parlak üniformalı ve şık tuvaletli sultani talebesi sizlere küçümseyici gözlerle bakarken, ben sizlerde çok yüksek, çok vakur ruhlar okudum.

Biliyordum ki, siz hep proletaryanın çocukları idiniz; ekmek parasını güç çıkaran, sizin karnınızı, dimağınızı doyuramayan aciz babaların çocukları idiniz. Sizin zekânız, dirayetiniz, liyakatiniz bile olsa, sizi bey, eşraf ve ayan gençlerine mahsus zadegân okulları, almazdı, alamazdı.

Siz Darülmuallimîne ancak yaşayacak bir ak ekmek bulmak ve pek inkişaf edemeyen fikri ihtiyacınızı doyurmak için gelirdiniz. Maarif Nezaretleri size üvey evlat nazarıyla bakardı. Çünkü siz kimsesizdiniz, halis proletaryanın çocukları idiniz.

Yemek, içmek ve yatacak bir bucak bulmak için geldiğiniz Darülmuallimînde kazandığınız sanat, malumat ve ilim sizin şahsiyetinizi onlar nezdinde değiştiremezdi. Çünkü siz yine proleterdiniz, yine burjuvanın hademesi idiniz.

Siz süslü ve zarif giyinemiyor, şık kravat bağlayamıyor, salon beylerine mahsus temennaları edemiyor, burjuvalara mahsus reveranslar yapamıyordunuz. Onun için sizküçümsenmeye, aşağılanmaya layık işçi ve köylü takımından insanlardan idiniz.

Burjuva hükümetleri sizden öç almak için sizi köylüler içinde çalışmaya mahkûm ediyordu. Bu tayin onların,o sarayların, saltanatların Maarif Nezareti nezdinde bir mahkûmiyet,bir düşüklük idi.

Siz Darülmuallimînliler, kendi öz sınıfınız, ezilen, soyguna uğrayan ve cahil bırakılan biçare halkın arasına girdiğiniz zaman köylüyü, köy çocuğunu, işçi yavrusunu kurtarmaya çalışıyordunuz. Sevine sevine çalışıyordunuz; onların bir mahkûmiyet addettiği hali siz kazanım sayıyordunuz.

Burjuva Maarif Nezaretleri zengin çocuklarına mahsus mekteplerin muallimlerini takdir eder ve mükâfatlandırırken siz ömürlerinizi bir lokma ekmeğe yetemeyen maaşınız ile köylerin, kasabaların ıssız sokaklarında, harap ve yıkık evlerinde sefil bir hayat geçiriyordunuz Siz biliyordunuz ve fiilen öğreniyordunuz ki, aile sizin değil, zenginlerin, burjuvaların, eşrafın, devletlûlarındır. Sizin için aile kavramı bir hayaldi. Ziynetli sözlerle burjuva edebiyatının yazdığı, övdüğü aile saadeti, yokluktan, sürünmekten, hiçten başka bir şey değildi.

 

Sen proleter çocuğusun

 

Darülmuallimînli genç! Sen kendin çok iyi biliyorsun, sen proleter evladısın. Baban nasıl kolunun kuvveti ile çalışıyor ise sen de günde on beş saat kafanı yorarak, beynini patlatarak çalışacaksın. Bugün daha pek genç ve mektep talebesi isen, yarın bugünkü hükümet tarzının hakir gördüğü bir ilkokul öğretmeni olacaksın. Ve muallimlerin çektiği ezayı, açlığı çekmeğe ve mektebin ve talebelerin ile devletlilerin mektepleri yanında hakir kalmaya mahkûm olacaksın.

O halde ey genç! Ey yarının kurucusu, şimdiden menfaatini bil! Sen gündelikle çalışan işçiden başka bir şey değilsin! Bedensel faaliyetini bir lokma yiyeceğe hasreden bu haksız ve hain cemiyet içinde ilimden, fenden hisse ve kıymet alamayan biçare işçi gençler ile bir sırada, bir halde, bir endişede olduğunu idrak et. Onlarla el ele ver. Günlük rızkını sağlayarak yaşayan sınıfın gençleri, çocukları ile birlikte çalış, yarının inkılâp hazırlıklarını yap.

Bu inkılâp tufanının başlangıcından evvel darülmuallimînleri ikmal edip hayata giren meslektaşların, görmüyor musun ki, eziliyor. Eziliyor da öz iktisadi haklarını müdafaa etmek liyakat ve azmini gösteremiyorlar. Onlar gençliklerinde eğer bütün ezilen, çalıştırılan, soyulanların gençleri ile ittifak edip iktisadi ve siyasi haklarını müdafaa için sendikalar, işçi dernek ve birlikleri teşkil etmek yolunu öğrenmiş olsalardı, bugün mesleğiniz esaretten kurtulmuş olurdu.

Silkininiz, yarınki müdafaa şûrasını siz bugün gençlik birlikleri içinde, diğer işçi gençleriyle birlikte kuracaksınız.

Proleter genç! Bil ki sana kuvvet ve nüfuz verecek, seni devletlûların kuru bir aleti olmaktan kurtaracak yalnız komünizmdir.

Sen çalış, ve öyle kudretini ortaya koy, öyle muhit vücuda getir ki -Karl Marks ve Engels’in bugünkü cemiyetin belki anlamaya muvaffak olamadığı en ince, en esaslı nazariyelerini tatbike ortam ve imkân hazırla.

İstikbal sensin proleter genç! Sen komünizm etrafında ne kadar faaliyet gösterirsen, biz istikbalden o kadar emin olacağız ve yaşasın kırmızı gençlik diyeceğiz!

Darülmuallimînli yoldaş!

Kırmızı inkılâp için gençliğin seferberliği var:

Arş iş başına!

 

Bakü, 11 Teşrinievvel 1920

Ethem Nejat[1]

thumbnail_ogretmenler-1-mayista.jpg

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0252 412 2141