• BIST 4.855,92
  • Altın 1072.799
  • Dolar 18.6346
  • Euro 19.6729
  • Muğla 10 °C
  • İzmir 14 °C
  • Aydın 12 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 3 °C

KARAGÖZ’ÜN PADİŞAH’A İSYANI

Zeki SARIHAN

Siyasi İslamcıların padişahlık sevgisi yeniden nüksedeli beri tartışmalar sürüyor. 

Cumhuriyet gibi meşruluğunu milletten alan bir rejim varken, bazı insanların padişahlık rejimini savunmaların nedeni tamamen sınıfsaldır. Cumhuriyet tarihsel gelişim içinde burjuvazinin, yani kapitalist üretim biçiminin yönetim biçimi iken, sosyalistlerin de bunu devralıp bir halk iktidarı haline getrmiş veya getirmeye çalışıyor iken, bizdeki siyasi İslamcıların Padişahlığı tercih etmeleri, kapitalizm öncesi üretim biçiminin, yani ağalığın ve tefeciliğin temsilcisi olmalarındandır. 

SALTANAT ÖMRÜNÜ DOLDURMUŞTU

Gerek toprak kaybı, gerek yönetim biçimi olarak imparatorluklar için en büyük yıkım Birinci Dünya Savaşı sonunda yaşanmıştır. Daha 1911’de Çin’de Cumhuriyet ilan edilmiş, Rusya’da 1905 ve Osmanlılarda 1908 devrimleriyle meşruti yönetime geçilmişti. 1917’de Rusya’da Ekim devrimi, bütün dünya halkları için yeni kapılar açarken, 1918’de Almanya İmparatoru ilkeyi terk ederek bu ülkede cumhuriyet ilan edilmiş, Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu da tarihe karışarak Avusturya ve Macaristan’da Cumhuriyet ilan edilmişti. 

Sovyet Devriminin millî özgürlüklerini tanıdığı bütün ülkelerde olduğu gibi Türk asıllı milletlerin oluşturduğu Kafkas ve Orta Asya ülkelerinde de Cumhuriyet ilan edilmişti. 

Cumhuriyet bugünkü Türkiye topraklarına daha o tarihlerde gelmiş bulunuyordu. 1916’da Kurulan Batı Trakya Türk devleti bir cumhuriyetti. Kars’ta kurulan Güneybatı Kafkas Cumhuriyeti de Cumhuriyet adını taşıyan ilk Türk devletidir. Doğu Anadolu’da kurulan Şûra hükümetleri de birer küçük cumhuriyetten başka bir şey değildi. 

Dolayısıyla Mustafa Kemal Paşa’nın Sivas Kongresi günlerinde gelecekte yapılacak olanları yanında bulunan Mazhar Müfit Kansu’nun günlüğüne yazdırırken zaferden sonra cumhuriyet ilan edileceğini birinci madde olarak kaydettirmesi bu gelişmelerin sonucu olmalıdır. 1919 yılında Nazilli’de Yunan ilerlemesine karşı örgütlenen gönüllü birliklerin İstanbul’un direnmeyi yasaklayan emirlerine karşı burada bir Cumhuriyet ilan edilmesi ve başına da Demirci Mehmet Efe’nin geçirilmesi girişimi anlamlıdır. Tabii Nazilli’nin Hürriyet ve İtilafçıları bu niyeti derhal Damat Ferit’e ihbar etmekte gecikmemişlerdir.

Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkasından sonra gelişen Kuvayı Milliye hareketi, iki cephede birden savaşmamak için Padişah Vahdettin’i hedef almamaya dikkat etmiş, hatta onu bu harekete ikna etmeye çalışmıştır. İngilizlerin programından dışarıya çıkamayan Vahdettin, bu çağrıları reddettiği gibi, Kuvayı Milliye hareketini söndürmek için yöneticilerini idama mahkûm etmeye varıncaya kadar affedilmeyecek ihanetler içine girmiştir. 

PADİŞAHLIK NEDEN VE NASIL KALDIRILDI?

Padişahlığın kaldırılması şu vesile ile oldu? İtilaf Devletleri Lozan’a hem Padişah Hükümetini, hem Ankara’yı davet edince, İstanbul Hükümeti’ni devreden çıkarmak ve onun meşruiyetini yok etmek için Büyük Millet Meclisi, 1 Kasım 1922’de Padişahlığın 16 Mart 1920’den itibaren kaldırılmış olduğuna karar verdi. Karar Lazistan Mebusu Ziya Hurşit dışında oybirliği ile kabul edildi. (Ziya Hurşit 1926’da Atatürrk’e İzmir’de bir suikast girişiminde bulunacaktır.) Meclis 1 Kasım’ın bayram günü olmasına da karar verdi. 

Saltanatın kaldırılması, bütün ülkede büyük bir sevince neden oldu. Gazeteler Meclis’in kararını alkışladı, birçok yerde şenlikler yapıldı, Ankara’ya telgraflar çekildi. 

Padişahlık kaldırıldığına göre onun atadığı son Hükümet de 4 Kasım’da Padişah’a istifasını sundu. Vahdettin de 16/17 Kasım’da bir İngiliz gemisiyle yurdu terk etti.

MİLLET BAYRAM ETTİ

Şimdi gazetelerin saltanatın kaldırılması üzerine yazdıklarından örnekler verelim:

Yenigün 1 Kasım: “Bugün İstanbul’daki son menfur herif hal ediliyor. Artık millet saltanatı, millet hâkimiyeti başlıyor. Budan sonra milletin hâkimi, sultanı, padişahı, her şeyi kendimiziz.”

Hâkimiyeti Milliye 1 Kasım: “Anadolu’yu baştanbaşa sarsan bu fırtına, Mehmet Sadis’i de, Hoca Sabri’yi de, İzzet Paşa’yı da istinat ettikleri Yunan ve İngiliz kuvvetleri ile beraber önüne katıp dalgalar arasında mahv ve nabut edecektir.” 

Yenigün 2 Kasım: Bundan sonra padişah milletin kendisidir. Dün akşam ve bugün millî bayramdır. 

Yeni Adana 2 Kasım: “Saray ve Babıâli İngilizlere alet oluyor. Nankör Padişah ve Babıâli’nin millet ve vatana yeni ihanetleri. (Vahdettin’in fotoğrafı altında) Hain, menfur…” 

Vakit, Akşam, İleri 3 Kasım tarihi birinci sayfalarında Meclis’in kararını süslü çerçeveler içinde verdiler.

Vakit 4 Kasım’da Ahmet Emin’in başyazısından: “Saltanatın kaldırılması, İslam ve Türk âlemi için yeni ufuklar açmaktadır. Osmanlı idare sistemi bir cerrahi ameliyat ile ölmüştür.” 

İleri 4 Kasım: “İstanbul Müslümanları da birbirlerini tebrik ve tarihî günü tesit etmelidirler. Bu muazzam günü bütün milletimize tebrik ederiz.” 

Akşam 4 Kasım: Falih Rıfkı: “Asıl bayram bugündür.” Necmettin Sadak: “600 yıllık tarihimizin ikinci devri başladı. 600 yıldır bundan daha derin, daha manalı bir inkılap olmamıştı. Osmanlı İmparatorluğu faslı kapanıyor, Türk milletinin yeni tarihi başlıyor.” 

Renin 4 Kasım Hüseyin Cahit: “600 yıllık bir imparatorluk yerini Büyük Millet Meclisi’ne bırakıyor. Şimdi tarihe karışan o imparatorluğun kısımları içinden son asrın yetiştirdiği hürriyet ve istiklal hisleriyle dolu canlı ve büyük bir millet doğuyor.” 

O GÜNLER GEÇTİ

Öğüt 4 Kasım: “Son hamle: Türk inkılabı şuurunu buldu, en canlı noktayı buldu.” 

Açıksöz 4 Kasım: “Bugün milletin en büyük bayramıdır.” 

Son olarak Padişahlığın kaldırılması üzerine en anlamlı yayını yapan Karagöz’ün yazdıklarına da bakalım. Mizah gazetesi Karagöz, padişahlığın nasıl milletin üzerinde bir sülük, tufeyli olduğunu şöyle bir karikatürle anlatıyor: Hacivat yüksek bir yere, süslü bir sandalyeye oturmuş, çubuğunu yakmış. Açık ki padişahı temsil ediyor. “Haydi bakalım, çalışın çabalayın da beni besleyin, göreyim” diyor. Halkın ve sağduyunun temsilcisi, asker ve çiftçinin yanında duran Karagöz ona şu yanıtı veriyor: “O günler geçti. Anafor yok! Anamız bizi senin için değil, millet için doğurdu.” (Kurtuluş Savaşı Günlüğü C. IV’ten derlenmiştir.) 

Büyük Millet Meclisi’nin, basının, gençliğin ve bütün milletin padişahlığın kaldırılması üzerine gösterdiği bu coşkuyu, yüz yıl sonra bugünkü Türkiye yöneticilerinin duymaması, aksine hain bir padişaha “atamız” diye sahip çıkması hiç hayra alamet değil… (23 Eylül 2021)

zekisarihan.com

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0252 412 2141