• BIST 1.126
  • Altın 467,362
  • Dolar 7,7593
  • Euro 9,0539
  • Muğla 33 °C
  • İzmir 32 °C
  • Aydın 34 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 30 °C

DEİZM ÜZERİNE

Zeki SARIHAN

(Bu vaazlar akla, mantığa, bilime aykırı görüşler içermez. Din, dil, ırk, mezhep ve cins farkı gözetmez. Kalp ve beyin sağlığına uygundur. Sorulara ve eleştiriye açıktır.)

Ey insanlar!

Son günlerde en yüksek makamları bir deizm korkusu sardı.

Olay Konya’da yapılan bir toplantıda İmam Hatiplilerle ilgili bir araştırma raporunda bu okul öğrencilerin arasında Deizm akımının yaygınlaşmakta olduğu iddiasıyla patlak verdi. Olaya bizzat Cumhurbaşkanı el koydu. Milli Eğitim Bakanından bir canlı yayında bilgi aldı. Diyanet İşleri Başkanına emir vererek gençlerin böyle sapık akımlara kapılmaması için açıklama yapmasını istedi. Diyanet İşleri Başkanı “Bana ne, herkes istediğine inanır veya inanmaz” diyecek yerde, istenilen demecini verdi ve artık bu açıklamasından sonra hiçbir gencimizin böyle şeylere heves etmeyeceğini söyledi.

Bir telaş, bir telaş, sormayın gitsin! Dinci ve kinci bir gençlik yetiştirme sevdasıyla bütün okul programları alt üst edilmişken, İmam Hatip okulları ve öğrencileri kat be kat artırılmışken, cüppeli cübbesiz bütün tarikat ehilleri sabah akşam din adına abuk subuk fetvalar verirken program ters mi tepmişti? Acilen önlem alınması getrekiyordu! Değilse hafazanallah gençlik elden gidiyor muydu?

Bilmeyenler de bu vesile ile öğrendiler ki, Deizm, evrenin bir yaratıcısı olduğuna ama bundan sonrasında insanların hal ve hareketlerinden kendilerinin sorumlu olduğuna inanmaktır. Güncelden örnek verirsek Ortadoğu’da mezheplerin birbirini boğazlamasında Tanrı’nın hiçbir dahli yoktur. İster Müslüman bir ülkeye, isterse başka dinden halklara savaş açanlar Tanrı’yı kendi yardımcıları gibi göstererek sahtekârlık yapamayacaklardır. İnsanların zengin ve yoksul olarak ayrılması da Tanrı’nın işi değildir. Depremler, yangınlar, seller, kuraklık Tanrı’nın emriyle olmaz. Bunlar evrenin yasalarına göre işler.

Yeryüzünde çeşitli dinlere inanan insanların yanında Bilinmezciler ve hiçbir dine ve Tanrı’nın varlığına inanmayan Ateistler de vardır.

Herhangi bir dine inanmanın iyi veya kötü insan olmakla hiçbir ilgisi yoktur. Avrupa halkları Hıristiyan oldukları için ilerlemiş, Ortadoğulular Müslüman olukları için geri kalmış değillerdir. Bunlar tamamen tarihsel ve coğrafi şartlarla ilgilidir.

DEİZM YENİ BİR AKIM MI?

Dinsel ve felsefi görüşlerini yalnız yaratıcı bir tanrı ile sınırlayan tutumlar yeni değildir. Ortaçağ İslam Dünyasında bu konuda tanıdık simalar var. Yunus Emre ve onun bağlı bulunduğu görüşler örnek verilebilir. Yalnız Tanrı aşkıyla yanıp tutuşan, dört kitabın anlamının bir elifte (doğrulukta ya da Tanrı’da) toplandığını dile getiren, cenneti, cehennemi, sırat köprüsünü umursamayan bu dervişlik, adı konulmamış bir deizm değil de nedir?

Öte yandan yalnız Tanrı’ya inanan, ancak din kitaplarının ve din adamlarının vaz ettiği teferruata aldırmayan milyonlarca Müslüman dün olduğu gibi, bugün de vardır. Günlük hayatımızdaki sohbetlere de sık rastladığımız üzere bunlar, asıl olanın temiz bir kalp olduğunu, cennete kimin gideceğinin belli olmadığını söylemezler mi? Yaşar Nuri Öztürk, son zamanlarda bu kesimin inançlarına tercüman oluyordu.

BİLİM YOLIMIZI AYDINLATIYOR

Fakat herhangi bir dine inanmak, deist, bilinmezci ve ateist olmak insanın mutlu olması için inançlarını bir kalıba dökmesinden başka bir şey değildir. Bunların hiçbirisiyle evrenin yasalarını, insanın varlık sebebini açıklamak mümkün değildir. Bunları tam olarak açıklayabilecek felsefe diyalektik ve tarihi materyalimdir. Yani bilimsel sosyalizmdir. Bu görüş, insanlık tarihini ve onun bir evresinde ortaya çıkmış dinleri de mükemmel açıklama yöntemine sahiptir. Bilimsel sosyalizmin amacı, insanları deist veya ateist yapmak değildir. Zira tanrı tanırlar ve tanrı tanımazlar içinde de insanlara hiç acımayan, soyguncu ve zalimler çoktur. Bilimsel sosyalizm, varoluşun yasalarını açıklarken emeği esas alan bir toplumsal düzeni de kurmayı amaçlar.

İslam bir inanç sistemi olduğu kadar bir kültürdür de. Her sınıfın İslam anlayışı da birbirinden farklıdır. Toplumu kendi çıkarları için sözüm ona bir kalıba sokmak isteyen hâkim sınıflarla halk İslam’ını birbirinden ayırmak gerekir. Gerek bireyin, gerekse toplumun kurtuluşu İslami kültürden, dolayısıyla İslam toplumundan kopmak değildir.

Hangi dinden olursan ol, istersen hiçbir dine inanma, eğer insanın değerini bilmiyorsan, zalimsen, sömürücü isen veya bunlara boyun eğiyorsan, ister günde yüz kere haç çıkar ve kiliseden çıkma, istersen beş vakit namazın yerine beş vakit daha kat, zaten adam değilsin. İki cihanda da yerinin olmadığını bil. Yunus’un dediği gibi Bir gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil/ Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil.”

Bilimin gösterdiği yoldan ayrılmayalım ve adil bir düzen kuralım.  Kendi halkımızın kültüründen de kopmayalım. Zira ey aydınlar, halkımızın bize,  bizim halkımıza ihtiyacınız var.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0252 412 2141