• BIST 1.122
  • Altın 468,714
  • Dolar 7,7778
  • Euro 9,0652
  • Muğla 32 °C
  • İzmir 33 °C
  • Aydın 31 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 28 °C

ABİM ABİM II

Güven KARABENLİ

Abim İsmet Karabenli hakkında artık yazmayacağımı söylemiştim. Ama dayanamadım. Fikrimi değiştirmek zorunda kaldım. Çünkü o kadar çok " yahu ne oldu aslan gibi adama birdenbire" sorusu aldım ki.

Hepiniz abimle spor yaptığımızı ve spor salonun da ne kadar iyi vakit geçirdiğimizi, nasıl eğlendiğimizi biliyorsunuz.. Abim aramızda 15 yaş olmasına rağmen en iyi arkadaşımdı, sırdaşımdı, akıl hocamdı. İftihar ettiğim insandı. Ona her sarıldığımda çok sevdiğim ve çok erken kaybettiğim babama sarılıyormuş gibi hissederdim. Her sıkıntımda sığındığım, her derdimi sabırla dinleyen, psikoloğumdu o benim.

Herşey bir anda olup bitiverdi. Ölümün insafı yok ve her ölüm bir diğerinden farklı. Bu haber vermeyen sinsi cinsiydi ölümün. Her gün en az havuzda 100 boy yüzen dağ gibi adam bir anda devrilip gidiverdi. Hiç bir belirti olmadan, hiç bir rahatsızlık duymadan, birden bire.

"Biraz yorgun hissediyorum oğlum kendimi birkaç gün dinleneyim sonra gelirim" dedi. Bir kaç gün sonra aradığımda hala yorgunluğunun devam ettiğini söyledi. "Çok yüzüyorsun abi belki havuzdan mikrop kapmış olabilirsin doktora bir görün" dedim. Ertesi gün doktora gideceğine söz verdi.

Ertesi gün aradığımda doktora gittiğini ve hemen hastaneye yatırdıklarını söyledi. Sarılık başlamış, safra kesesi kanalı tıkanmış. Hemen hastaneye koştum. Hafta sonu olduğu için iki gün hastanede seruma bağlı kaldı. Sonra Muğla'ya gittik. Kanalı açmaya çalıştılar. Beceremediklerinden İzmir Ege Üniversite Hastanesine sevk ettiler. Acilden giriş yapıldı. (Yaşayanlar çok iyi bilirler acilden girişin ne kadar zor ve lanet bir şey olduğunu). Neyse sonunda yer bulundu yatırdık. Tetkikler yapıldı, ameliyata alındı. Bizler "Hah Allaha şükür sonuna geldik" diye sevinirken ameliyattan çıkan prof maalesef abimin çok kısa ömrü kaldığını; karaciğerinde, pankreasta kitleler olduğunu yapılacak birşey kalmadığını, kanalı açtıklarını ama bunun hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini, hastamızın her geçen gün daha kötüye gideceğini söyledi, yıkıldık.

Ve dostlarım bir kaç gün sonra abimi alıp ambulansla Marmaris Yücelen hastanesine döndük. İki gün kaldı abim hastanede. Bir gün ve bütün gece birlkte kaldık. Hayatımın en zor gecelerinden biriydi. Abim hastalığını bilmiyordu ve artık hastanelerden seyahatlerden sıkıldığını, bir an önce eve dönmek istediğini söyledi. İçim yana yana oynamam gereken rolümü oynadım. Herşey normalmış gibi konuştuk, dertleştik, çocukluk gençlik, askerlik, Kore hatıralarınıı anlattı. Güldük, duygulandık, bulmaca çözdük. Akşam yemeğini yedirdim ellerimle. Sonra uyudu.

Sabah olunca kahvaltısını yaptırdım. Dondurma istedi, "küçük olsun "dedi. Kantinden aldım yedirdim. Bana baktı baktı "Uzun zamandır ilk defa rahat ve huzurlu bir gece geçirdim. Allah senden razı olsun Güven, öyle güzel uyudum ki" dedi. Duygulandım dayanamadım boynuna sarıldım ağlamaya başladım. Yaşayacağına inanan birisinin öleceğini bilmek ve bunu hissettirmemeye çalışmak o kadar zor ki. Saçlarımı okşadı, neden ağladığımı sordu "Hiç" dedim"İçimden geldi. Seni hasta yatağında yatarken görmeye bir türlü alışamadım" dedim. "Allah asıl senden razı olsun, sen abilerin en güzelisin" dedim.
Sonra gülmeye çalıştım, bir daha sarıldım. Bu sanki sessiz bir vedalaşmaydı aramızda. Fark etti mi bilmiyorum.

İki gün sonra abimi eve getirdik. İlk iki gün ev ziyaretçi akınına uğradı. Ula Kaymakamı, Marmaris Kore Gazileri Başkanı, Marmaris Kara kuvvetleri komutanı, Aksaz Askeri Üs kumandanı Marmaris Emniyet müdürü( Marmaris Kaymakamı Ankara'da olduğundan gelemedi) abim gelen ziyatetçilerle güzel güzel sohbet etti. Hatta onları yaz geldiğinde yemeğe beklediğini söyledi.

Üçüncü günün sabahı, saat üçte kendi evinde kendi yatağında, sevenleri baş ucunda son nefesini verdi. Ölüm onu aldı ama tadını çıkaramadı. Ne zayıflatabildi ne de harab edebildi. Kıyamadı belki de. Abim heybetinden hiç bir şey kaybetmedi. Son ana kadar bilinci yerindeydi. Hiçbir şeyi uzatmayı sevmezdi. Ölümünü de uzatmadı. O kadar hayat dolu birisiydi ki. Eminim son ana kadar öleceğine hiç inanmadı. Sonrasını biliyorsunuz.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0252 412 2141