• BIST 1.123
  • Altın 477,077
  • Dolar 7,8288
  • Euro 9,1832
  • Muğla 27 °C
  • İzmir 27 °C
  • Aydın 28 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 29 °C

YILBAŞINI CEZA EVLERİNDE GEÇİRENLER İÇİN

Zeki SARIHAN
Son yıllarda milletçe geçirmekte olduğumuz badireler nedeniyle bu yılbaşını yüz binlerce insan cezaevlerinde geçiriyor.  Kimisinin içeride yatacağı gün kesinleşmiş, uzak veya yakın bir tarihte çıkacağı günü sayıyor, kimisi umudunu Yargıtayın vereceği karara bağlamış, kimisinin ise henüz iddianamesi bile yazılmamış! 
Bunların büyük bölümünü her zaman olduğu gibi adli hükümlü ve sanıklar, bir bölümünü darbeye girişmekten yargılananlar oluşturuyor, bir kısmı da söz ve yazıyla savaş karşıtı ve demokrasi savunucularından meydana geliyor. 
Bir ülkenin demokrasini ve milletin uygarlıkta bulunduğu aşamayı belirleyen bazı temel ölçütler vardır. Bunların içinde adil yargılama ile tutsaklara ve cezaevlerindekilere karşı davranışlar herhalde başta gelir. 
Ne ile suçlanırlarsa suçlansınlar, bütün tutuklu ve hükümlülere insanca davranması, onların temel haklarını gözetmesi devletin boynuna borçtur. Kamuoyunun da devleti bu konularda denetlemesi gerekir. 
Adlarını ve haklarındaki kovuşturmayı basından öğrendiğimiz, içlerinde tanıdıklarımızın da bulunduğu bazı akademisyen, yazar, yayıncı, siyasetçi, öğrenci için yakınları mahkeme salonlarında dayanışma eylemlerinde bulunuyorlar. Büyük bir çoğunluğumuz ise onlar hakkında bir şey yapamıyoruz. Onlar belki de bizi duyarsız sanıyorlar… 
Gerçekten öyle zamanlar olur ki, bir tutuklu hücresinde veya koğuşunda kendini yapayalnız hissedebilir. Ne içeriden dışarıya, ne dışarıdan içeriye bir ışık sızar! Bir siyasi tutukluya böyle zamanlarda çelikten bir irade gerekir.  Gelecek güzel günleri hayal etmek yurtsever, halkçı bir aydının ruhunu diri tutar. Ülkesinde ve dünyada onun haklı olduğuna, kendisi için de bu eziyetlere katlandığına inanan milyonlarca insan vardır. Bizim zindanlarda sınanmış aydınlarımızın değerini artırmış olan da budur. Onların bu sınavları verdikleri devirlerin bazılarında ülkede yaprak kımıldamıyor, halk kitleleri siyasi gelişmelerden tamamen uzak tutuluyordu. 
Ergenekon davasında tutuklamaların başladığı son on yıldır o kadar çok muhalif gözaltına alındı, tutuklandı, ceza giydi ki, ben dayanışma için üç kez Silivri’ye gidebildim. Birkaçına avukat olan eşimle selam, bir kaçına ise kitap gönderebildim. 
ONLAR HEP AKLIMIZDA
Okurken, yazarken, gezip tozarken aklımda hep onlar var. Gerçi biz dışarıda olan muhalifler de doya doya bir özgürlüğü yaşayabiliyor değiliz. İçeridekilerin çoğu bunun farkında. Bu nedenle “Biz içeride olanlar, dışarıdakilerden daha özgürüz” diyenler de haksız sayılmaz… 
Türkiye’nin halkçı aydınları için düşüncelerinden ötürü sorgulanmak,  cezaevinde yatmak bir sıra savma işidir. Denebilir ki, her ölümlü muhalif bunu tatmıştır ve tadacaktır… 
2018 yılını bitirir ve hiç de umutsuz olmayarak 2019 yılına girerken yüreğimizin yarısı içerideki hak ve adalet savunucuları ile birliktedir. 
Bu 2018 yılının son yazısı, onlara yazılmış yeni yıl kutlama yazısı yerine geçsin. 
 
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0252 412 2141