• BIST 1.212
  • Altın 482,844
  • Dolar 7,7847
  • Euro 9,2433
  • Muğla 16 °C
  • İzmir 22 °C
  • Aydın 20 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 16 °C

SIZLANMA GİRDABI

Dr. Abidin Sönmez

Problemden hoşlanan var mı? Matematik problemi, fizik problemi değil kastettiğim. Bilmece, bulmaca gibi zevk için çözülenlerden de söz etmiyorum. Sorunlardan söz ediyorum: ekonomik sorun, sağlık sorunu, barınma sorunu, trafik sorunu...

Sorun seven var mı?

Sorun sahibi olmak için çabaladığınız oldu mu hiç?.. Topluluk önünde “sorunlar ve insan” konulu konuşmalarıma genellikle böyle bir girişle başlarım. İzleyenlerin tepkisi doğal olarak her zaman aynı olur: sorunları kimse sevmez. Kimse soruna sahip olmayı arzu etmez, karşılaşmak istemez. Sorunla karşılaşmak istemeyişimiz insanca yani normal. Çünkü sorunlar arzu ettiğimiz gibi yaşamamızı engelliyor, en azından geciktiriyor. Zaman ve enerjimizi istemediğimiz biçimde harcamamıza neden oluyor. Sorunsuz bir yaşam ne güzel olurdu kimbilir. Değer verdiklerimiz, önemsediklerimiz şimdikilerden çok farklı olurdu herhalde.

Gerçi yaşamın tuzu biberi oldukları da söylenir. Fakat bu düşünce onlarla birlikte olduğumuz zaman değil, bizden uzakta olduklarında aklımıza gelir hep. Bir sorunla boğuşurken “seni gidi yaşamın tuzu biberi, nasılsın bakalım canım cicim” demeyiz. Gergin oluruz, kaşlarımızı çatarız çoğu kez. Kişiden kişiye değişir elbette. Fakat genel olarak insanlar sorun gidermeye çalışırken gülümsemez. Sorun çözmeye uğraşmak çiçek sulamak gibi değil yani. Sorun sözlüklerde şöyle tanımlanıyor: Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem. Sıkıntı veren durum, dert. Kısaca “sorun”, beklenen ve istenenden farklı, yeni bir olgu. İnsanı istemediği bir duruma sokan bir gelişme. Arzu ettiğinden, hayalini kurduğundan değişik bir olay. Giderilmediği takdirde olumsuz sonuçlar, üzücü, yorucu, mutsuz edici olumsuz sonuçlar yaratabilecek bir olgu.

Sorunları sevmeyişimiz bu sebeplere dayanıyor. Sorunlarla ilgili bu tepki öğrenilmiş bir tepki elbette. Karşılaştığı ilk sorundan başlayarak insan zaman içinde sorunlar karşısında ne hissedeceğini kararlaştırıyor. Daha sonraki karşılaşmalarda da önceden öğrendiği bu tepkiyi gösteriyor. Bu yazının amacı sorunları sevmeniz için sizi ikna etmek değil. Adına bakarak, her halde okuyunca sorunları sevmeye başlayacağım diye düşünmeyin sakın. Onları sevmemeye devam edebilirsiniz. İçiniz rahat olsun. Bir sorunla karşılaştığımızda bazen bir sızlanma girdabına kapılırız. Şikayet ederiz ama daha çok çaresizliğimizi dile getiriyor gibiyizdir. Biraz öfke, çok fazla kötümserlik, ucundan kıyısından isyan…

Sorunun yol açtığı sonuçların bizi ne kadar kötü etkilediğini, bize ne kadar çok zarar verdiğini, ne kadar zorda bıraktığını duygusal sözlerle anlatırız. Bununla yetinmez her söylediğimizi üçer beşer kez tekrar ederiz. Ağzımızdan çıkan her cümle bizi girdabın içine daha çok çeker. Bu şekilde dakikalar, saatler, günler geçiririz. Her hangi bir girişimde bulunmadan. Bir iş yapmadan. Çözüme yönelik bir adım atmadan. Sızlanma girdabı insanı işlevsiz kılar. Sızlanma girdabına kapılmamalı. Girdaba düştüğümüzü fark ettiğimiz anda hemen çıkmaya çabalamalı.

Dr. Abidin Sönmez Aile Danışmanı,

Özel Marmaris Aile Danışma Merkezi 0252-419 22 96; 0532 557 90 19;

marmarisadm@gmail.com

Facebook: facebook.com/Marmaris.ADM,

Instagram : marmarisadm

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0252 412 2141