Güler Demir: “Müzik, benim için bir yaşam biçimi”
Sanatçı Güler Demir’in yeni single çalışması “Arsız”, yalnızca bir şarkı değil; toplumsal ve bireysel duyguların çarpıştığı güçlü bir hikâye sunuyor. Demir, bu hikâyede kendi yaşamından izler taşıyarak dinleyicilerine hem duygusal bir yolculuk hem de ilham verici bir rehberlik sunuyor.
Kendisiyle kısa süre önce tanıştık. Müzik yolculuğunda dikkat çeken bir başarı hikâyesine sahip olan sanatçının bu hikâyesini artık herkes bilmeli.
Röportaj sizlerle…
Ben sordum, Güler Demir yanıtladı.

Keyifli okumalar…
“Mum” kavramının insan hayatına katkıları sizce nedir?
Mum deyince aklıma çocukken duyduğum bir söz gelir: “Öğretmenler mum gibidir; kendisi tükenirken etrafını aydınlatır.”
Ben de 17 yıldır öğretmenlik yapıyorum ve mesleğimi çok seviyorum. Bu yüzden mum kavramı bana doğrudan bunu hatırlatıyor.
Yeni single projeniz “Arsız”dan bahseder misiniz?
“Arsız”, albümdeki beş şarkıdan ilki. Sözü ve müziği bana, düzenlemesi Selim Çaldıran’a ait.
Bu şarkı, hayat yolunda yalnız yürüyen ve zorluklara karşı tek başına mücadele eden kadınlardan ilham alıyor.
Kırmızı renginin sizdeki yeri nedir?
Kırmızı gerçekten çok güçlü bir renk, enerjisi yüksek.
Benim için kırmızı deyince aklıma “Kırmızı Kaftan” adlı şarkım geliyor. Albümün ikinci klibini bu şarkıya çektik, yönetmenliğini Ecem Gündoğdu yaptı.
“Kırmızı kaftan”, kına gecelerinde giyilen uzun kırmızı bir elbise. Şarkıda geçen “Alsana sen bana kırmızı kaftan” ifadesi aslında üstü kapalı bir evlenme teklifi içeriyor.
Bir defterin son sayfasında olsaydınız, son cümleniz ne olurdu?
“Buraya kadar yazdığım her şey söyleyeceklerimin önsözüydü.”
Size göre sanatçı kimdir?
Sanatçı; yol gösteren, ışık tutan ve üreten kişidir. Özgün olmalı, kendine has bir tarzı bulunmalı.
Eserleri zamansız olmalı; yıllar sonra bile aynı etkiyi yaratabilmeli. Günümüzde hızlı tüketilen popüler eserlerin sanat olup olmadığı ise tartışmaya açık.
Sizin sanat yolculuğunuz nasıl başladı?
Benim hikâyem çok küçük yaşlarda başladı. Liseye giderken harçlığımı çıkarmak için şarkı söylüyordum. Hatta ablamla okul kitaplarımızı kazandığım parayla ben alıyordum.
Daha sonra bu yolculuk konservatuvarla devam etti. Bu albümle de taçlandığını düşünüyorum. Beste yapmak ve şarkı söylemek hayatımın vazgeçilmez bir parçası.

Gelecek projeleriniz ve hedefleriniz neler?
Yeni besteler yapmaya devam ediyorum. Halk konserleri vermek ve birkaç düet gerçekleştirmek istiyorum.
Müzik benim için bir hedef değil, bir yaşam biçimi. En mutlu olduğum anlar müzikle iç içe olduğum anlar. İnsanların kalplerine dokunabilmek ise tarifsiz bir duygu.
Dinleyicilerime, Neşet Ertaş’ın çok sevdiğim bir sözüyle seslenmek isterim:
“Karınca kararınca bir katre de olsa dünyanıza katılabildiysem ne mutlu bana.”
Röportaj: İhsan Tekin
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.