• BIST 1.212
  • Altın 482,754
  • Dolar 7,7847
  • Euro 9,2433
  • Muğla 15 °C
  • İzmir 21 °C
  • Aydın 19 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 15 °C

OYSA YAPABİLECEKLERİMİZ VAR

Dr. Abidin Sönmez

“Biz artık başaramayız.  Aramızdaki anlaşmazlıkları çözmemiz olanaksız. Ben de eşim de tam bir yılgınlık içindeyiz.  Her gün yeni bir sıkıntı ortaya çıkıyor.  Buna ne kadar dayanabiliriz bilmiyorum…”

 

Zaman zaman bu gibi sözler söyler, benzer düşüncelere kapılırız.  Özellike kendimizi kötü hissettiğimiz, umutsuzluğa kapıldığımız zamanlarda sızlanmaya başlayabiliyoruz.  Hayatın olağan akışı içinde ara sıra yaşanması normal. 

 

Bu tür sözler ve düşünceler sızlanmanın ilk adımları.  Çünkü eğer bir değişiklik yapmaz ve aynı şekilde devam edersek bunların ardından benzer düşünceler peş peşe geliyor.  Olumsuz yönde dönmeye başlayan sarmal hız kazanarak bizi daha aşağılara çekebiliyor:

 

“Ben zaten ne zaman istediklerimi elde edebildim ki.  Bu da diğerleri gibi başka bir yenilgi işte.  Beceremiyorum, yapamıyorum.  Sağlıklı bir ilişki kurmak benim kotarabildiğim bir iş değil.  Ben kötü biriyim herhalde.  Öyle olmasa…”

 

Sızlanma girdabı böyle bir şey.  Her söz bir sonrakini doğuruyor ve bizi daha da aşağıya çekiyor.  Her düşünce bir gömlek daha kötüsünün habercisi oluyor.  Kurulu bir zembereğin boşalıvermesi gibi arka arkaya olumsuz, moral bozucu, kötü hissettiren sözler, düşünceler sıralanıveriyor.

 

Bu sözler ağzımızdan çıktığı ya da aklımıza geldiği sırada ne oluyor?  Olan şu: sorunu gözümüzde  bir bütün olarak canlandırıyoruz.  Onu, olabilecek en büyük boyutlarda görüyoruz.  Çoğu zaman görme alanımızın tamamını kaplıyor.  Başka bir şey göremiyoruz.  Birçok durumda da aslında var olmayan özelliklerini varsayarak onu gözümüzde devleştiriyoruz.  Yılgınlık hissetmemizin sebeplerinden biri gözümüzde büyütmemiz, abartmamız. 

 

Bunu aşmanın yollarından biri sorunu küçük parçalara bölmek.  İnce ince dilimlemek.  Gözümüzde büyütebildiğimize göre demek ki küçültmemiz de mümkün.  Daha sonra yapmamız gereken küçük parçalardan birine odaklanmak. 

 

Hem anlatılmak isteneni daha kolay anlatmak hem de kolay anlaşılmasını sağlamak için örnek vermek en doğrusu:

 

Sorun: Eşimle bir türlü konuşamıyorum, beni dinlemiyor.

 

Bu soruna aşağıdaki gibi bir dilimleme işlemi yapabiliriz:

 

  1. Bu sorunun eşimden kaynaklanan sebepleri. 
  2. Bu sorunun benden kaynaklanan sebepleri. 
  3. Eşimin beni dinlediği zamanlar ya da durumlar. 
  4. Eşimin konuşmaktan hoşlandığı konular. 
  5. Benimle konuştuğu takdirde elde edeceği güzel sonuçlar. 
  6. Benimle konuşmadığı zaman uğrayacağı kayıplar. 
  7. Benim yapabileceklerim neler?

 

DİLİM SEÇİMİ

Sorunu parçalara, başka bir deyişle ince ince dilimlere ayırdık.  Daha sonra dilimlerden birini gözümüze kestireceğiz.  Onun üzerinde çalışacağız.  Onu iyileştirmeye uğraşacağız.

 

Bu seçimi yaparken en küçük, en kolay, en az zaman alacak parçaya odaklanmak gerek.  Kolay olandan başlamalı.  Böyle yaparsak sorunun tamamını çözme konusunda başarı şansımız artar. Çünkü o küçük parçayla daha kolay başa çıkarız.  Böylece kendimize olan güvenimiz artar.  Kendimizi iyi hissederiz.  Bu şekilde yönü yukarı doğru olan bir sarmalı hareket ettirmiş oluruz.  Attığımız her adım kendimizi daha iyi hissetmemize, daha başarılı olmamıza sebep olur.

 

Her dilimi çözdükten sonra geri kalanlar arasından daima en kolay olan dilimi seçerek devam etmeli.  Böyle yaparsak sorunun tamamını çözme şansımız artar.

 

Dr. Abidin Sönmez

Aile Danışmanı, Özel Marmaris Aile Danışma Merkezi

0252-419 22 96; 0532 557 90 19; marmarisadm@gmail.com

Facebook:  facebook.com/Marmaris.ADM,

Instagram : marmarisadm

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0252 412 2141