• BIST 3.458,03
  • Altın 1027.028
  • Dolar 18.549
  • Euro 18.516
  • Muğla 13 °C
  • İzmir 14 °C
  • Aydın 16 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 10 °C

MARMARİS SAHİPSİZ Mİ?

MARMARİS SAHİPSİZ Mİ?
Fikret Yücel'in kaleminden...

1960 yılını Türkiye'de iç turizmin başladığı yıl olarak tanımlamak yanlış olmaz. Bu başlangıçtan itibaren bir süre iki yerleşim yeri, Marmaris ve Alanya, tatil dönemlerinde en fazla tercih edilen, adeta halkın gözdesi yöreler olma durumunu korudular. O tarihlerde Bodrum, Çeşme, Alaçatı, Akyaka gibi yerler telaffuz dahi edilmiyordu.
Marmaris'e ilk gelişim 1962 yılına rastlar. O tarihlerde Liman, Yat Limanı, Netsel, Yalancı Boğazdaki tesisler mevcut değildi, Kapalı çarşı basit tentelerle örtülmüş, daha küçük bir alanı kaplamakta, zelzele evleri denilen Marmaris'in yeni tarafında bulunan bahçe içindeki evler pansiyon olarak kullanılmakta, az sayıdaki lokanta sahilde bulunmakta olup dereler henüz ıslah edilmemişti. Aydın-Muğla ve Muğla-Marmaris yolu dar, otobüslerin bazı virajları manevra yaparak dönebildikleri durumdadır. Sakar geçidi henüz inşa edilmemiştir. Buna rağmen önemli sayıda vatandaş bayram ve tatillerini Marmaris’te geçirmeyi tercih ederlerdi. Marmarise gelen gemiler açıkta demirler, yolcular sandallarla karaya çıkarılırdı. Lidya Oteli dışında bir kaç otel daha vardı. 
Marmaris'i ilk keşfeden yabancı ülke Finlandiya'dır. Yaz aylarında çok sayıda Finli ziyaretçi olurdu. Marmaris'in otel ve lokanta personeli ve esnafı, başta sayılar olmak üzere kendi işlerini görürken kullanılan Fince kelimeleri öğrenmişlerdi. Lokantalarda yemek listeleri Fince hazırlanırdı; aynı bugün Rusça hazırlandığı gibi. Onix ve alabaster taşından yapılmış eşya Finlilerin tercihleri arasında idi.
Bunun dışında Rodos’tan gelen Yunan gemileri günübirlik turistler getirir ve Türkiye'de, müzmin döviz sıkıntısı dolayısıyla temini zor kahve, viski gibi ürünlerin, başta Antep fıstığı olmak üzere kuru yemiş ve benzeri ürünlerle değiştirilmesi sağlanırdı.
O tarihlerde meşhur Marmaris çam balının acı olduğu söylentisi ortada dolaşmakta idi. Kapalı çarşı içindeki bal satıcıları bunun doğru olmadığını ispatlamak ister gibi, çarşı içinde dolaşan yerli ve yabancı turistlere birkaç cm uzunluğunda dikdörtgen prizması şeklinde kesilmiş petek bal ikram ederlerdi.
Özellikle Turgut Özal’ın Başbakanlığı döneminde sanayi aleyhine yapılan büyük turizm alt yapı yatırımları meyanında Marmaris’te de, büyük kısmı İçmelerde olmak üzere, çok sayıda otel inşa edildi.  Bunun sonucunda zelzele evlerindeki pansiyonların yerini apartlar aldı.
Yollar ve Dalaman Hava Limanı inşaası ile ulaşım iyice kolaylaştı. Yat Limanının, limanın ve Netsel’in inşaası Marmarise çok şey kazandırdı. Marmaris, iç turizm yanında dış turizmde de önemli destinasyonlardan birisi oldu. Ülkeye kazandırdığı dövizin bir milyar doları aştığı söyleniyordu. Bu arada şehir içinde de olumlu şeyler yapıldı. Sahiller boşaltılarak lokantalar yolun diğer yakasına nakledildi. Dereler ıslah edildi, kanallar inşa edildi böylece yağan yağmurların sebep olduğu sellerin vasıtaları denize taşımasının, fırınların unlarının ıslanmasının, kuyumcuların kaybettikleri altınlarını sahilde kumlar içinde aramasının önüne geçilmiş oldu. Bu  sırada başta Bodrum olmak üzere diğer turistik bölgeler de gelişiyordu, özellikle Bodrum-Milas Hava Limanının inşası ve Bodrum'un su probleminin halledilmesinden sonra dengeler değişti. Marmaris'teki bazı firmalar İzmir, Muğla, Aydın, Bodrum gibi yerlere taşınmaya başladı. Bazıları ise, Marmaris şubelerini kapattı veya küçülttü. Böylece bir zamanların lideri durumunda olan Marmaris küme düştü.
Buna sebep arayanların çoğunun ortak fikri, Marmaris’in hinterlantı olmadığı, büyüyeceği kadar büyüyüp bunu tamamladığı yönündedir. Giderek bir emekliler şehrine dönüşen Marmaris'te bunu memnuniyetle karşılayanların sayısı da azımsanamaz. Bana göre başka sebepler de var.
Aklıma gelen ilk sebep Marmaris’in köy ve mahalleleri ile bütünleşememiş olmasıdır. Yakın zamana kadar Marmaris ile içi içe olmalarına rağmen, farklı partilere mensup müstakil belediyelere sahip İçmeler ve Beldibi sanki ayrı birer kent görünümünde idiler. Selimiye, Söğüt, Bozburun, Turunç vs gibi köy ve mahalleleri gelişmelerini Marmaristen bağımsız sağlamaktadırlar. Bu yörelerin sakinleri kendilerini Marmarisli değil, Selimiyeli, Turunçlu, Söğütlü addeder.  Oysa, daha geniş bir alana yayılmış olmasına karşın Yalıkavak, Türkbükü, Torba, Turgut Reis, Bitez, Gümüşlük vs hepsi Bodrum’dur.
Marmaris’in tarihinden pek bahsedilmez. Oysa, bu tarih, M.Ö. 12 000’lere kadar uzanır. Marmaris geçen zaman içinde pek çok medeniyetin hüküm sürdüğü bir yerdir. Marmaris, Karia, Rodos ve Ada uygarlıkları, Mısır, Asur, İon, Pers, Makedon, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı medeniyetlerine ait izler taşımaktadır. Kentin ilk adı Fiskos’tur. Fiskos kalıntıları Asartepe’dedir (Beldibi). İlk Marmaris ismi, Tepe Mahallesinde kurulan yerleşim birimine verilmiştir (M.S. 1010-1286). Kanuni Sultan Süleymanın Rodos’u fethinde Marmaris’in rolü çok önemlidir. Daha sonra Marmaris bir maden ihraç limanı olarak kullanılmıştır. Bütün bunlarla ilgili olarak yukarda sözünü ettiğim Asartepe’ye ilaveten, Nimara Mağarası, Bedir Adası kalıntıları, Asos, Sedir Adası kalıntıları ve daha pek çok üzerinde yeteri kadar çalışılmamış antik kent bulunmaktadır. Bugün bütün bu tarih yerine Marmaris kalesi ile iktifa ediliyor.
Bir çok kent bazı şöhretli kişilerle özdeşleşmiştir. Bu kişilerin o sevdikleri kente çeşitli yönlerden büyük yararı dokunmuştur. Marmaris'e yakın bazı yerler hakkında bu kişileri hemen sayabiliriz: Roman, hikaye yazarı, Halikarnas Balıkçısı ismi ile anılan, Cevat Şakir Karaağaçlı, Bodruma olan aşkı ile tanınır ve oranın tanınmasına yaptığı katkılar yanında,  balıkçılık, süngercilik gibi bazı işlerde fiilen rol almıştır.
Şair, gazeteci, mimar (mimarlık eğitimi almamasına rağmen Ağa Han Uluslararası Mimarlık Ödülü sahibi olmuştur) Nail Vahdeti Çakırhan inşa ettiği yapılarla Akyaka mimarisine damgasını vurmuştur.
Şair Can Yücel “Anadolunun uzak zürafası” ismini verdiği Datça’ya aşıktı, yerleştiği eski Datça’da da halk onu benimsedi, bağrına bastı.
Halikarnas Balıkçısı, Nail Çakırhan ve Can Yücel kuvvetli hislerle bağlı oldukları  bu kentlerle özdeşleşmişlerdir.
Marmaris böyle bir şansa sahip olmamış, adeta hep kullanılıp atılmıştır.
Marmaris bütün o doğal güzelliklerine, tarihine karşın bir marka sahibi değildir. Marmaris’te özelliği olan bir iş yeri, bir lokanta, bir eğlence yeri yoktur, hepsi kendi sınıflarında aynı kulvarda rekabet ederler.
Sığla ağacı ve bunun ticari değeri, önemli yetişme yerinin Marmaris olduğu pek bilinmez. Çam balı konusunda Türkiyenin dünyadaki yeri, çam balı elde edilmesinde Marmaris'in önemi yadsınamaz.
Önemli olan, bu konuların farkında olunup olunmadığı, çare bulmaya kafa yorulup yorulmadığı? Marmaris gerçekten sahipsiz mi?                         

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0252 412 2141