İsmail Özbozdağ "Sosyal medyada varım"
Mto Seçimleri Nedeniyle Son Günlerde Yaşadıklarımızın Gerçek Analizi - III
GETOB, TÜRSAB VE MARTAB GİBİ TURİZMLE İLGİLİ ÖRGÜTLERİN YÖNETİCİ VE ÜYELERİNİN, TİCARET ODASI SEÇİMLERİNE İLGİ GÖSTERMESİ ONLARIN EN DOĞAL ANAYASAL HAKKIDIR. BUNA TAHAMMÜL GÖSTERMEK DE DEMOKRATİK KÜLTÜRÜN VARLIĞINI GEREKTİRİR…
6. Sosyal medyada bugüne kadar yaptığımız tüm açıklama ve haberlerde, Ticaret Odası seçimlerinin 15 Haziran 2013 tarihinde yapılacak olması nedeniyle ilçemizdeki turizm faaliyetlerinin bundan olumsuz bir şekilde etkileneceğini belirterek seçimlerin daha erken bir tarihe alınmasını istemiştik. Ama ne yazık ki, Marmaris Ticaret Odası Başkanı Sayın Mehmet BAYSAL, çevremizdeki tüm ticaret ve sanayi odaları ile borsaların aksine seçimleri hepimizin turizme yoğunlaştığımız bir tarihe çekerek eleştirimizin haklı olduğunu ortaya koymuştur. Bana göre program sunucuların turizm sezonunun tam ortasında ilçemizdeki turizm örgütlerinin ticaret odası seçimlerine odaklandıklarını söyleyerek bundan şikâyetçi olmaları bu anlamda hem doğru hem de samimi değildir. Çünkü şikâyet edilen durumun nedeni, turizm sezonunun ortasında işlerine yoğunlaşamayan turizmciler ve turizm örgütleri değil, turizm sezonunun ortasındaki bir tarihte seçim yapan Marmaris Ticaret Odası Başkanı Sayın Mehmet BAYSAL’dır. Sayın Mehmet BAYSAL uzatılan bu süre içinde bugüne kadar yapamadığı kalite belgesini alabilmek ya da oda stratejik planını hazırlatabilmek amacıyla süre kazanacağını düşünmüş, böylelikle hizmet yarışının son düzlüğünde ‘bakın işte ben bu belgeyi aldım, stratejik planı da hazırladım” diyebilmeyi istemiştir.
Bu anlamda, turizmcinin ve turizm örgütlerinin turizm sezonunun tam ortasına çekilmiş ticaret odası seçimi ile ilgilenmeleri ve bu ilgi çerçevesinde sektör temsilcilerinin ticaret odası yönetiminde yer alması için çalışmaları, anlayışla karşılanması gereken bir harekettir. Çünkü onlar da Marmaris’in ve Marmaris ekonomisinin, turizminin gelişip güçlenmesi için çalışan hemşerilerimiz, iş arkadaşlarımız ve odamızın stratejik ortağı olması gereken kardeş örgütlerin yönetici ve üyeleridir.
Marmaris turizminin sahipleri sadece tek başına TÜRSAB, GETOB ya da MARTAB değil; bu örgütlerin üyelerinin de üye olduğu ve tüm Marmaris ilçesindeki turizmcilerin üye olduğu Marmaris Ticaret Odası ile Marmaris Deniz Ticaret Odası; daha doğru bir deyişle, tüm bu örgütleri bir araya getiren ortak bir platform, ortak bir akıldır. Bu nedenle de, bu örgütler arasında ayrım yapmak, birini kollayıp korurken diğerini eleştirmek, bu örgütleri birbirine düşürmek, düşürmeye çalışmak ve bu durumdan yararlanmak hiçbir Marmarislinin yapmaması, içine düşmemesi gereken bir davranıştır.
Marmaris turizminin sorunlarını ifade edip MARTAB ve GETOB gibi turizm örgütlerinin bu sorunlara sahip çıkıp çözüm üretmesini isteyen sayın sunucuların, Marmaris Ticaret Odası’nın üyeleri arasında büyük bir ağırlığa sahip olan ve Marmaris ekonomisinin bel kemiğini oluşturan Marmaris’teki turizmcilerin ve turizm örgütleri yöneticilerinin Marmaris Ticaret Odası seçimlerine ilgi duymasını ve düzenlediği toplantılara katılarak ekibime destek vermelerini garipsememeleri, aksine bu ilgiyi anlayışla karşılayıp onları yüreklendirip desteklemeleri gerekir. Çünkü bu ilgi, destek ve katkı çerçevesinde turizmde ve hayatın her alanında birlikte iş yapabilme kapasitesinin artabileceğini ve bu işbirliği sayesinde turizmle ve daha ötesinde Marmaris’le ilgili birçok sorunun kolaylıkla çözümlenebileceğini de dikkate almaları gerekmektedir.
SOSYAL MEDYADA KULLANDIĞIMIZ İÇERİKLER, ŞAHSIM DIŞINDA ÇALIŞMA ARKADAŞLARIMDAN OLUŞAN EKİBİMİ DE TEMSİL ETMEKTEDİR…
7. SoruYorum programının sunucuları, Kırmızı Grup olarak tanımlanan bana ve ekibime ait kurumsal Facebook sayfası ile www.ismailozbozdag.tumblr.com isimli bloğum üzerinden yapılan bilgilendirmelerin ve bunlara duyurusuna ilişkin yöntemlerin benim kişisel özelliklerimle ve yaşam tarzımla uyuşmadığını söyleyerek, sırf bu seçimleri kazanmak amacıyla bugüne kadar geliştirdiğim ve sergilediğim tutum ve davranışların aksine davrandığımı ima ederek, hatta alaycı bir tavır içinde ifade ederek “dürüstlük” ya da “tutarlılık”la zenginleşen manevi kimliğime saldırıda bulunmuşlardır.
Sosyal medya ortamında yaptığımız tüm açıklamaların içeriği, program sunucularının iddia ettiğinin aksine sadece İsmail ÖZBOZDAĞ adına değil, gerçek bir takım çalışması gerçekleştirdiğimiz ve içinde farklı görüş, düşünce ve inançtaki arkadaşlarımızın bulunduğu ekibimiz adına hazırlanmakta olup; mesajların içeriği, ekibimizde yer alan tüm üyelerimizi ifade eden ve onları kucaklayan ifadelerle doludur. Bu anlamda sosyal medyada, kişisel görüşmelerde, toplantılarda ve hayatın her alanında bu amaçla oluşturduğumuz ve kullandığımız takım dili, hepimizi, ekibimizin tüm üyelerini ifade etmektedir.
Ekibime ait “İsmail Özbozdağ” isimli Facebook sayfası şahsım ve ekibim adına, “İsmail Nejat Özbozdağ” başlıklı Facebook sayfası ise şahsım adına tarafımca kullanılmakta olup; bu iki sayfa arasındaki içerik ve eylem farkları, bu anlamda söylediklerimin en somut örneği ve kanıtıdır.
Bu örnekten hareketle, Marmaris Ticaret Odası seçimleri nedeniyle, bugüne kadar çözüm odaklı bir anlayışla fikirler ve projeler üreterek yürüttüğümüz seçim çalışmalarına destek veren, karşı çıkan ya da yazılı ve görsel medyada bunları gündeme getirerek tartışan –biz de dahil- tüm tarafların, aramızdaki huzuru, barışı, sağduyu, hoşgörü, saygı ve sevgiyi bozabilecek, kişi ya da kurumları incitebilecek davranışlardan kaçınmaları gerektiğini de anımsatmak istiyoruz.
MARMARİS TİCARET ODASI BAŞKANI MEHMET BAYSAL’IN SİVİL TOPLUM KURULUŞLARIYLA İLİŞKİSİ, İDDİA EDİLENİN AKSİNE İYİ DEĞİLDİR…
8. Program sunucularının, Marmaris Ticaret Odası Başkanı Mehmet BAYSAL’ın, hizmet dönemi içinde hiçbir sivil toplum kuruluşu ile olumsuz bir ilişkisinin olmadığı iddiasının doğru olup olmadığı, seçim süreci içinde Marmaris Ticaret Odası Başkanı Mehmet BAYSAL tarafından başlatılan iletişim ve hukuk fakültelerinin Marmaris Milli Parkı içinde kurulması girişimi nedeniyle ortaya çıkan ve sonuçta ulusal medyaya taşınan haberler nedeniyle yurtiçindeki ve dışındaki Marmaris imaj ve algısının zarar görmesine neden olunan tartışmalı konuda, Marmaris Çevre Platformu Sözcüsü Sayın Filiz ERSAL’a yaşatılanlar üzerinden doğrulanmalı ve Sayın Filiz ERSAL’ın da aynı görüşte olup olmadığı öncelikle ve özellikle kendisine sorulmalıdır.
SEÇİM KAMPANYASININ SON VİRAJINDA STRATEJİK PLAN HAZIRLAMAK DEMEK, YÖNETİMİ DEVRALACAK EKİBİ VESAYET ALTINA ALMAK DEMEKTİR…
9. Evet, 2009-2013 hizmet döneminin ilk yıllarında Marmaris Ticaret Odası Stratejik Planı yerine Marmaris Yarımadası Stratejik Planını hazırlayan, odaya ait stratejik planının hazırlanmasına önem ve öncelik vermeyen Sayın BAYSAL, bu nedenle tarafımca eleştirilmiş ve yönetime geldiğimiz takdirde kendi hizmet süremizi kapsayacak şekilde tüm üyelerin katılımıyla ve kendi çabalarımızla bilimsel bir stratejik planın hazırlanacağı ifade edilmiştir. Bu husus, yaptığınız televizyon programında gündeme dahi almadığınız “Beş Yıldızlı Oda, Beş Yıldızlı Hizmet” başlıklı proje demetinin içinde yer almaktadır. İşte bu anlamda, hizmet süresinin bitimine az bir zaman kala böylesi bir stratejik planının hazırlanacağını bile tahmin ettiğimiz tarihlerde, stratejik planın yapılmasını talep etmiyor, bu planın yeni hizmet döneminin başında üyelerin katılım çerçevesinde tarafımızca hazırlanacağını ifade ediyorduk.
Ancak ne olduysa oldu, Sayın BAYSAL, seçim tarihini 15 Haziran’a alarak kazandığı son uzatmalarda, seçilmediği takdirde uygulanma olasılığı olmayan bir planı hazırlattığını ilan ederek bir açığını daha kapatma gayreti içine girmiş; böylelikle son anların telaşı içinde, Marmaris Yarımadası Stratejik Planının hazırlanması aşamasında içine düştüğü yanlışı bir kez daha tekrarlamıştır.
Bunun üzerine, böylesi bir plan hazırlığının ticaret ve sanayi odalarıyla borsalarda stratejik planların hazırlanmasını öngören yasal mevzuata, TOBB gelenek ve teamüllerine uymadığını belirterek; ayrıca kendisi tekrar seçilmediği takdirde bu planın uygulanma imkânı olmadığını ve üniversiteler de dahil olmak üzere ticaret odası dışındaki kişi ve kuruluşlara stratejik plan hazırlatılamayacağını, bu işin esasen ticaret odası yönetici ve çalışanlarına ait bir görev olduğunu, bu konularda sadece süreç danışmanlığı ve eğitim hizmeti alınabileceğini anımsatarak yapılan işin bir göz boyama çabası olduğunu ve kamu zararına yol açan yersiz bir harcamaya neden olacağını iddia ettik. Nitekim planı hazırlayan bilimsel ekiple yaptığımız görüşmeler de bu şüphelerimizi doğrulamış, 2012 ve 2013 yılları içinde 2013 yılını da içeren bir stratejik planın hazırlanması hem yasal olarak hem de mantıki olarak mümkün olmadığı halde, 2013-2017 dönemini kapsayan bir planın hazırlandığı anlaşılmıştır.
Söz konusu plan henüz basılıp üyelere dağıtılmadığı için şu an itibariyle içeriği konusunda bir şey söylememiz ne yazık ki, mümkün görülmemektedir.
Kamu kuruluşu niteliğindeki ticaret odası planlarının, stratejik yönetim anlayışının genel uygulaması ile emsal teşkil eden mevzuat hükümlerine göre yönetim ekibinin hizmet süresi ile sınırlı olması, yönetimin değişmesi durumunda yeni yönetimin öngördüğü yeni amaç, hedef ve stratejiler doğrultusunda yeni bir stratejik planının hazırlanması gerekmektedir. Yürürlükteki mevzuat hükümlerine ve dikkate aldığımız teamüllere göre bir önceki hizmet döneminde hazırlanan planın, bir sonraki hizmet döneminde “güncellenmesi” değil, “yeniden” hazırlanması gerekmektedir. Program sunucuları seçim döneminde hazırlattırılan bu planın kolaylıkla güncellenebileceğini iddia etseler de, yanlış ya da eskimiş bilgilerden kaynaklanan bu değerlendirme doğru değildir. Çünkü yeni bir yönetimin kabul edip uygulamak isteyeceği stratejik planın ana omurgasını oluşturan amaç, hedef, vizyon, misyon, temel ilke ve değerlerle strateji ve projeler eski yönetimin amaç, hedef, vizyon, misyon, temel ilke ve değerleriyle strateji ve projeleriyle birbirlerinden tamamıyla farklı olabilir ve bu durumda stratejik planın güncellenmesi değil, tamamıyla yenilenmesi, yeniden hazırlanması gerekebilir. Bu anlamda stratejik planın kim tarafından değil, kimin için hazırlandığı önemlidir.
Konunun yasal çerçevesi bu olmakla birlikte bir de ülkemizde stratejik plan hazırlamış ticaret, sanayi, deniz ticaret odalarıyla ticaret borsalarına baktığımızda bu durumu doğrulayan bir sonucu da yakalamış oluruz. Bu amaçla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile tüm Türkiye’deki ticaret ve sanayi odalarıyla ticaret borsaları düzeyinde yaptığımız ayrıntılı araştırmalar sonucunda; ayrıca Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun 2009 yılında hazırladığı Araştırma ve İnceleme Raporunu incelediğimizde Türkiye’de faaliyet gösteren 365 adet ticaret, sanayi ve deniz ticaret odası ile ticaret borsasından 45’inin stratejik plana sahip olduğu ve henüz elimize geçmemiş olan Marmaris Ticaret Odası Stratejik Planı dışındaki tüm planların oda ya da borsa başkanlarının hizmet süresiyle sınırlı tutulduğu, hiçbir oda ya da borsa planının hizmet süresi dışındaki yılları kapsamadığı, bu konuya özellikle dikkat edildiği belirlenmiştir. Bu belirleme de göstermiştir ki, Marmaris Ticaret Odası dışındaki hiçbir oda ya da borsa, gelecek yönetim dönemini vesayet ya da ipotek altına alacak şekilde bir plan hazırlamaya ve bu çalışma için ödeme yapmaya tevessül etmemiş, gelecek yönetimin tercihlerine demokratik bir anlayış çerçevesinde saygı göstermiş, oda ya da borsa kaynaklarını boş yere israf etmemiştir.
TOBB KAYNAKLARI, SAYIN BAYSAL’I YALANLAMAKTADIR…
10. Marmaris Ticaret Odası, Oda Başkanı Sayın Mehmet BAYSAL’ın 2009 tarihli seçimler öncesinde oda üyelerine vaat etmiş olmasına karşın, 2009-2013 yıllarına isabet eden uzatılmış 4,5 yıllık hizmet süresi içinde akredite edilememiştir. Sayın Mehmet BAYSAL, Oda’nın akredite edilecek odalar listesine alındığını iddia etmekle birlikte; bu husus, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin www.tobb.org.tr isimli web sayfasındaki listelerle doğrulanamamakta, bu listelerde Marmaris Ticaret Odası’nın adına ne yazık ki rastlanmamaktadır.
YANLIŞ YAPAN OYUNCUYA GÖSTERECEĞİMİZ KIRMIZI KART, GÜCÜNÜ DAMARLARIMIZDAKİ KANDAN VE BAYRAĞIMIZIN RENGİNDEN ALMAKTADIR…
11. Program sunucuları, seçim kampanyası sırasında “kırmızı” rengi ve bu rengin esinlediği “kırmızı kart gösterme” eyleminin “cuk diye oturan” başarılı bir seçim olduğunu ifade etmekle birlikte; kendilerince başarılı bulunan bir ticaret odası başkanına kırmızı kart gösterme durumunda Sayın BAYSAL’ın bunu hakedip etmediği sorularak ve müstehzi bir gülümseme ile ifade edilen “o kırmızı kart seçim günü tersine tepebilir yani” yorumuyla, yerel bir gazetecide görmek istediğimiz tarafsızlığın ya da yansızlığın ortada olmadığı görülmüş, sarf edilen sözler ve sergilenen beden diliyle, net bir Mehmet BAYSAL taraftarlığı sergilenmiştir.
Bir ticaret odası seçiminde adaylardan birinin diğerine kırmızı kart göstermesi esprisini sadece futbol sahalarıyla ilişkilendirmek ve ilişki üzerinden yorumlar üretmeye çalışmak, son yıllarda zenginleşen toplumsal muhalefet yöntemleri çerçevesinde mümkün değildir ve bu espri de “dahiyane” bir buluş değildir. Çünkü bu eylemin temel kaynağı futbol sahaları olmakla birlikte son yıllarda birçok siyasi parti, dernek, sendika bu yöntemi kullanmakta, sadece cezalandırmak kastıyla değil ciddi anlamda uyarmak niyetiyle karşı çıktıkları şeylere sık sık kırmızı kart gösterme eylemleri yapmaktadır. Nitekim Türkçe Sözlüğe baktığımızda kırmızı kart gösterme deyiminin oyundan çıkarma cezasına çarptırma anlamı dışında mecazen ciddi anlamda uyarma ya da dışlama anlamına da geldiği söylenmektedir.
Ayrıca, sayın sunucular tarafından “sandık başında çok alerjik bir renk olan kırmızı”nın aynı zamanda hayatın kaynağı olan damarlarımızdaki kanın, bir ulusun özgürlük için döktüğü kanın renk verdiği Türk Bayrağının, heyecanın, sevginin, cesaretin, enerji ve refahın da rengi olduğu unutulmamalıdır. Tabii ki, Büyük Şair Özdemir Asaf’ın dizelerini anımsadığımız bu süreçte yanlış düşünce ve uygulamalarla renkleri kirletmemek, birinciliği de beyaza vermemek koşuluyla…
ARMUTALAN KÜLTÜR MERKEZİNDE’Kİ GECİKME, ÖDEMELERİN YAPILAMAMASINDAN DEĞİL; SALON KOLTUK KAPASİTESİNİN 500’DEN 750’YE ÇIKARILMASIYLA İLGİLİ PROJE DEĞİŞİKLİĞİNDEN KAYNAKLANMAKTADIR…
12. Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) ile Armutalan Belediyesi arasında oluşturulan işbirliği çerçevesinde yapımına başlanan Armutalan Kültür Merkezi’nin açılış tarihindeki gecikme, TÜRSAB’ın hakediş ödemelerini yapmaması değil; 500 kişilik salon kapasitesinin 750’ye yükseltilmesi ve bu değişiklikle ilgili projenin Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca onaylanmasından kaynaklanan olumlu değişimlerden kaynaklanmıştır. Sayın sunucular bu konuda TÜRSAB Bölge Temsilciliğine ve Armutalan Belediyesi’ne başvurdukları takdirde proje üzerinde kendilerine ayrıntılı olarak bilgi verilecek, bilgi eksikliğinden kaynaklanan bu yanlış yorumun düzeltilmesi için yardımcı olunacaktır.
Evet, sonuç olarak analiz etmeye çalıştığımız SoruYorum isimli televizyon programında, “ne yazık ki” hayıflanmalarıyla geride kaldığı, fazla aktif olmadığı söylenen Sayın Mehmet BAYSAL’ın kendini anlatma ve tanıtmadaki eksikliği, bu iki sunucu ya da yorumcu eliyle kapatılmaya çalışılmış; yayına konulmayan bir VTR ile iyice okunup incelenmediği anlaşılan sosyal medya açıklamalarımız ve her iki tarafın temsilciliğini yapan gazeteciler arasındaki çekişme ve dedikodular üzerinden gıyabımda bir sonuç alınmaya çalışılmış, kamuoyuna ve oda üyelerine sunduğum projeler üzerine tek bir söz bile edilmemiş, bana ve ekibime yönelik yorucu ve yoğun mesai, “kurallı bir rekabet” içinde kendisiyle yarışmak istediğim Mehmet BAYSAL ve ekibinden titizlikle sakınılmıştır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.