• BIST 10471.32
  • Altın 2458.977
  • Dolar 32.7488
  • Euro 35.0201
  • Muğla 31 °C
  • İzmir 32 °C
  • Aydın 33 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 23 °C

HÜDA-PAR ve KIZ ÇOCUKLARININ YÜZÜNE KEZZAP ATMAK!

Zeki SARIHAN

Cumhur İttifakını destekleme kararı alan Batman Merkezli siyasi bir partinin geçmişte yaptığı işlerden birini anlatacağım.
1995 yılında Doğu ve Güneydoğu illerinin onunda Olağanüstü hâl uygulaması vardı. Bu bölgede sosyal hayat gibi eğitim de felç olmuş durumdaydı. Öğretmen Dünyası dergisi olarak bu konuyla ilgilenmeli, bölgede inceleme yaparak öğrenmeli ve okuyuculara da sağlıklı bilgiler vermeliydik. 
Yazı Kurulu üyelerinden daha önce Diyarbakır’da çalışmış arkadaşımızla birlikte bölgeye gitmeden önce, Millî Eğitim Bakanlığından bu on il ile ilgili eğitim istatistiklerini aldık. Bölgede serbestçe araştırma yapmak için Olağanüstü Hal Valiliğinden telefonla izin istedik. Diyarbakır’a geldiğimizde bu konunun görüşüleceği yanıtını alınca 17 Nisan 1995’de Diyarbakır’a ulaştık. Olağanüstü Hal Bölge Valisi Ünal Erkan il dışına gitmiş, akşama dönecekmiş. Onu beklersek bir gün kaybedeceğimizden Diyarbakır Valisi Doğan Hatiboğlu’na başvurduk. Bizimle bir saat görüştü ve isteğimizi memnuniyetle kabul etti, ayrıntıları saptamamız için bizi Millî Eğitim Müdürlüğüne gönderdi.
Müdürlükte dolaşmak istediğimiz kurumların adını saptadık. Biri kentte, ikisi köyde üç ilkokul, bir yatılı bölge ilköğretim okulu, lise, bir rehberlik bürosu, Dicle Eğitim Fakültesi… Eğitim-Sen şubesinden arkadaşlar da bizimle ilgilendiler, bir arkadaşın otomobili ile listedeki yerlerin hepsine gittik. Kurumların yöneticileriyle görüştük, sınıflara girip öğrencilerle sohbet ettik, hatta bazılarında küçük anketler yaptık. Çok şey öğrendik. Dönüşümüzde izlenimlerimizi, derginin Haziran 1995 tarihli sayısında “Olağanüstü Hal Bölgesinde Olağandışı Eğitim” başlıklı bir dosya halinde yayımladık. Konu hakkında yazılar, derginin Temmuz sayısında da sürdü. 
Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı, Tansu Çiller Başbakandı. Ülkede iki eğilim mücadele halindeydi. Birisi devletin Doğu ve Güneydoğu’da korucu-komando siyaseti, diğeri demokratikleşme mücadelesi. Fakat il, ilçe ve eğitim yöneticileri, bugünkülerle karşılaştırılamayacak kadar farklıydı.  
Kezzap olayına Batman’da tanık olduk. Diyarbakır’daki araştırmalarımızı bitirince bölgede bir il merkezine daha gitmek istedik. Bir arkadaş bizi arabasıyla Batman’a götürdü. Yolumuzun kesileceği gibi bir ihtimalden söz etmiş olsalar da bu riski göze aldık. Kimse yolumuza çıkmadı. Burada da önce valiliğe gidip izin almak gerekiyordu. 
ESKİ DURUM YANİ DURUM
Aşağıdaki kısım, Öğretmen Dünyasının ilgili dosya yazısında yer aldı:
“Batman Valiliği Bekleme Odasında:
Günlerden 21 Nisan 1995. Batman Valiliği özel kalem odası. Kot pantolonlu, tabancalı bir görevli, özel kalem müdürünün yerine bakıyor. Valiyi bekliyoruz. Yandaki sehpanın üzerinde bir pazarlamacının getirdiği lüks baskılı ciltli kitaplar. Osmanlı Tarihi, Rıza Nur’un Türk Tarihi, İslam Tarihi… Batman’ın iki yerel gazetesinin son sayıları. Biri tamamen şeriat içerikli. Televizyonda TGRT kanalı açık. Sarıklı insanların namaz kıldıkları, tekbir getirdikleri bir film oynuyor. İçeriye fese benzer başlığıyla “Hoca Efendi” girdi. Birçoğu onu tanıyor ki ayağa kalktılar. O da herkesin elini sıktı. Hâl hatır soruldu. Hoca efendi TGRT’deki filmi bir parça izleyip görevlilerden birine seslendi: 
“Baksana Valilik makamında devletin fikriyatına aykırı yayın yapılıyor.”
“Estağfurullah efendim!”
“Latife yaptım canım. Hani eski durumdan bahsetmiş oldum.” 
Bu görüntüler ve sözler, Hocaefendinin de ifade ettiği gibi laik çağdaş devletin burada (şimdilik) tarihe karıştığını gösteriyor.” 
Vali Salih Şarman’dı. (Daha sonra birçok yolsuzluklara karıştığı saptanacak ve 128 milyar lira mal varlığı bulunduğu anlaşılacaktı) Biz içeri giremedik ama valilikten, dilekçemizde istediğimiz izin geldi. Batman’da da gittiğimiz okullardan birinin müdürü bizimle görüşmeye cesaret edemedi. Petrol Ofisi İlköğretim Okulunda ise dersine girdiğimiz ilkokul 3. Sınıfta başörtülü öğrencilerle karşılaşarak hayret ettik. Türkiye’de bir türban tartışması vardı ama ilkokul öğrencilerinin de türbana bürünmesi gerektiğini söyleyene rastlanmamıştı. Okulun müdürü, TÖS zamanından kalma deneyimli olgun bir meslektaştı. Sınıftaki bu durumun nedenini sorduk. Dedi ki:
“Geçen yıl ilkokul birinci sınıf öğrencisinin yüzüne sokakta kezzap attılar. Başörtüsüyle okula kabul etmezsek okula gelemeyecekler. Onları eğitme pahasına başörtüsüne göz yumuyoruz.” 
Kezzapçıların Hizbullahçılar olduğunu da söylediler.
Aradan 28 yıl geçti. Hizbullahçılar cinayetler işlediler. İşkenceleriyle tanındılar. “Allah’ın Partisi” anlamına gelen “Hizbullah” adını bu kez Farsçada aynı anlama gelen HÜDA-PAR’a çevirerek siyasi hayatlarına devam ediyorlar. Gerilik, bilgisizlik, fanatizm, gaddarlık, Adıyaman ve Urfa’yı vuran sel gibi, kentleri çamura gömüyor. Buna karşılık, ilgili dosyada da yazdığımız gibi:
“Gezdiğimiz okullarda bir laboratuvara rastlamadık. Laboratuvar ya yoktu ya da araçların eksikliği ve bakımsızlığı nedeniyle kullanılmıyordu. Okulun birinde öğrenciler bu yıl yalnız bir kere laboratuvarda ders yaptıklarını söylediler. Mikroskopta soğan zarının hücrelerini gören öğrenci henüz yoktu. Olağanüstü Hal Bölgesinde ortaokula gidebilenlerin yalnızca dörtte biri (Yüzde 25.3) kızdı.” (20 Mart 2023)
zekisarihan.com
   
Yüzlerine kezzap atılmasından korktukları için türbana büründürülen kız çocukları. Batman Petrol Ofisi İlköğretim Okulu, 21 Nisan 1995. 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0252 412 2141