Her tarafta kendini ifade etme arayışı var
Akil İnsanlar Heyeti Marmara Bölgesi Grubu üyeleri, Kadın Girişimciler Derneği'nin (KAGİDER) düzenlediği toplantıda, çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Grup Başkanı Arıboğan, Marmara bölgesinin nüfusu dikkate alındığında grubun bölünerek çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.
Arıboğan, Akil İnsanlar Heyeti'nin çözüm sürecine önemli katkıları olduğunu anlatarak, siyaset penceresinden bakıldığında Türkiye'deki sorunun net olarak görülmediğini kaydetti.
Siyasetin insana dair bütün sorunları başka bir boyuta taşıyarak, başka bir şeye dönüştürdüğünü ifade eden Arıboğan, "En bize dair sorunlar, siyasetin malzemesi haline geliyor. Kendi olmak durumundan çıkıyor. Kürt sorununa veya terör meselesine bakıldığında adını ne koyarsanız koyun, temelinde insani bir durum yatmakla birlikte siyaseten istismar edilen, seçmenlerin oy davranışlarını belirleyen, Türkiye'nin dış politikasını etkileyen ve dünyanın küresel dengelerinde rol oynayan bir faaliyete dönüşmüş durumda" diye konuştu.
Arıboğan, toplantılarda ilk etapta katılımcıları dinlemeye başladıklarını belirterek, şöyle devam etti:
"Heyetlerde aynı yönelim söz konusu oldu. Bir şeyler anlatmaktan ziyade bir şeyler dinlemeye ve rapor etmeye başladık. Hazırladığımız raporlarda Türkiye'deki temel sorunun demokratikleşme olduğu ortaya çıktı. Aleviler, Romanlar, kadınlar, gayrimüslimler, sol sendikalar, Atatürkçüler, kendisini iyi ifade edemediğini düşünen İslamcı kesimler... Türkiye'nin her tarafında kendini ifade etme arayışı olduğunu gördük. Türkiye'de çok ciddi endişeler olduğunu gördük. Şunu fark ettik ki Türkiye'de halk aslında oy veriyor ama siyasete güvenmiyor."
Hiçbir kesim mağdur edilmemeli
Deniz Ülke Arıboğan, 31 Mayıs'ta Roman Mahallesi'nde açık hava toplantısı yapacaklarını kaydederek, Romanlar'ın kendilerini en çok mağdur hisseden kesimlerden olduğunu savundu.
Arıboğan, bir kesimin sorunları giderilirken diğer tarafın zarara uğratılmaması gerektiğini dile getirerek, çözüm sürecinde buna dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.
Bu zararın ihtimalinin bile sıkıntı olacağını ifade eden Arıboğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Kimliklerin bu kadar fazla ön planda bulunduğu bir ülkede, 'TC' silindiği anda toplumda ortaya çıkan reaksiyona bakıldığında, 9 milyon insan facebook profilinin başına 'TC' yazdı. Bu ciddi bir reaksiyondur. 'Türk Milleti ifadesi anayasada kalır mı kalmaz mı' tartışması yapıldığında ya da 'Türk bayrağının adı değişsin mi' gibi tartışmalar, bunu travmatize etmiş bir çatışmanın arkasında insanları çok daha ağır bir psikolojiye doğru sürüklüyor. Bu, çatışma riskini doğuruyor. İlk defa devletin aradan çekildiği ve insanların karşı karşıya geldiği bir çatışma ile karşı karşıya kalabiliriz. Bu nedenle çok dikkatli gidilmesi gereken bir süreç."
Risklerin her zaman olduğuna dikkati çeken Arıboğan, tabanda sürece çok ciddi bir destek olduğuna işaret ederek, buna rağmen endişelerin varlığının görmezden gelinemeyeceğini belirtti.
Toplantının yapıldığı sırada Fatih'te meydana gelen trafik kazasının salondaki gazeteciler tarafından patlama olarak algılanmasına da değinen Arıboğan, "Biraz önce patlama var denildi, ruh halimiz bir anda değişti. Toplumu terörize etmek böyle bir şey. Gerçekte olmayan bir şey üzerinden pekala bizi bambaşka duygulara sevk etmeleri mümkün. Birçok konuda aşırı velvelecilik nedeniyle ciddi olumsuz psikolojiler içine giriyoruz. Toplumun terörize olması için terör eylemi olmasına gerek yok, haberi bile yeter" ifadelerini kullandı.
Türkiye'de farklı kesimlerin farklı sorun ve talepleri var
Grup Sekreteri Levent Korkut da katıldıkları toplantılarda daha çok insanları dinlemeyi tercih ettiklerini anlatarak, şöyle konuştu:
"İnsanlar söz alırken önce üzerinde konuştuğumuz soruna değiniyorlar. Daha sonra kendi problemlerini ifade ediyorlar. Bu toplantılarda şunu gördük; Türkiye'de farklı kesimlerin farklı sorun ve talepleri var. Kürt sorunuyla bunların da halledilmesi lazım. Türkiye'de hep tavandan tabana bir şeyler verildi. Şimdi tabandan tavana bir şeyler iletiliyor. Raporumuz bir ihtiyaç analizi şeklinde olacak. Bizden sonra sivil toplum kuruluşlarının işin içine girmesi lazım."
Bu süreçte kadınlara önemli görevler düşüyor
Grup üyesi Hülya Koçyiğit de siyasetçilerin "halkı tahrik etmek yerine, sakinleştirmesi ve barıştırması gerektiğini" söyledi.
Barışı kadınların temsil ettiğini dile getiren Koçyiğit, "Bu süreçte kadınlara önemli görevler düşüyor. Barışa giden yolda daha aktif olmalıyız" dedi.
Grup üyeleri, kadın girişimcilerin sorularını yanıtladı
Akil İnsanlar Heyeti Marmara Bölgesi Grubu Başkanı Deniz Ülke Arıboğan, bir kadın girişimcinin, "Bu ülkede 1982 Anayasası, halkın büyük çoğunluğunun 'evet' oyuyla kabul edildi. Buradan hareketle halkın alacağı kararların mutlak doğru olacağını söyleyemiyoruz. Vatandaş olarak bu kaygılar nasıl giderilecek?" sorusu üzerine şöyle konuştu:
"Türkiye, 30 yıldır bir çatışmanın içerisinde ve hiçbirimiz, 'Bu çatışma ne pahasına ve niçin?' anlamadık. Bir toplum 30 yıllık bir çatışmanın içerisine girerse ve 40 bin insanını kaybederse, faili meçhul cinayetler, toplumsal yapının paramparça hale gelmesi, bunlar hep göz ardı edilirse, gelinen noktada birşey kesilmiş ve yepyeni birşey başlamış şoku yaşatması makuldür. Savaş psikolojisine alıştık, kavramlarımızı onun üzerine inşa ettik ve Türkiye'de erkeksi bir kültür oluştu. Bu erkeksi kültür, ölmenin ve öldürmenin meşrulaştığı bir toplum yapısı yarattı."
Levent Korkut ise bir girişimcinin "stratejiniz yok" eleştirisi üzerine, "Bunun olmaması daha iyi. Öyle bir durumda belki orada göreve devam etmek mümkün olmayabilirdi. Çünkü kendimiz olmayabilirdik" değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak:AA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.