• BIST 1.093
  • Altın 470,425
  • Dolar 7,6380
  • Euro 8,9606
  • Muğla 29 °C
  • İzmir 27 °C
  • Aydın 32 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 26 °C

ERKEKLER YEMEĞİN ALTINI YAKIYORMUŞ!

Zeki SARIHAN

Hayatı Hakikiye Sahneleri-20

Bugün dünya haritasında iki Kore varsa bunu yaratan Amerikan emperyalizmidir.  Uzun yıllar Japonya’nın bir sömürgesi olan ve halkı en ağır kölelik uygulamasına uğrayan Kore’nin kahramanları, Japon emperyalizmine karşı kahramanca bir direniş gösterdiler. İkinci Dünya Savaşı’nın Japonya’nın da yenilmesiyle sonuçlanması üzerine Kore de tam kurtuluyordu ki, işin içine Amerika girdi ve Kore komünistlerinin bütün ülkede bağımsız bir yönetim kurmasını önlemek için bu ülkeye savaş açtılar. Ne yazık ki, Ulusal Kurtuluş Savaşı’yla bütün mazlumların takdirini kazanan Türkiye’nin yöneticileri, Amerika’nın bu günahına ortak oldular. Gönderilen askerimiz Amerikan askerlerine silah arkadaşlığı yaptı.

Şimdi Kuzey Koreliler, haklı olarak bir Türk ve Türkiye adı duysa bu olayı hatırlıyor. Ancak “Bu Türkiye halkının suçu değil. O zamanki hükümetin politikası” diyerek gönül almaktan da geri kalmıyorlar.

Kuzey Kore 1950-1953 Kore Savaşında Amerikan bombardımanıyla yerle bir olmuş.  Kentler ve köyler modern şehircilik anlayışıyla yeniden kurulmuş. Bu ülkenin ulusal kahramanı Kim İl Sung hakkında Türkiye’de çok az şey biliniyor. Küba’ya, Kastro ve Che Guevera’ya gösterilen ilgi neden Kim İl Sung’a gösterilmez, merak konusudur. Küba bir Batılı ülke olduğundan mı?

Herhalde Kore’de geçen yüzyılın ortalarına kadar güçlü bir burjuva sınıfı yetişmediğinden Kore İşçi Partisi ülkede muhalefetsiz bir rejim kurmuş ve bu durum, halkı, kurtarıcı bildikleri Kim İl Sung’a tapınmaya kadar varan bir saygınlık yaratmış. Her şeylerini ona borçlu olduklarını, her şeyi onun yaptığına inanıyorlar...

SINIFLAR VAR MI?

Özel mülkiyetin hemen hemen hiç olmadığı, tarım topraklarını köy kooperatifleri eliyle ortaklaşa ekilip biçildiği, ürünün nüfusa göre paylaştırıldığı Kuzey Kore’de sınıflar var mıydı? Geziye katılan bayan arkadaşların bazıları dünyada sınıfların olmadığı bir ülke hayal edemedikleri için “Burada da mutlaka vardır, bize göstermiyorlar” kanısındaydı. Ben ise sosyalizmi bu kadar sıkı uygulayan ve Çin’in izlediği yolu bir sapma olarak değerlendiren Kuzey Kore’de sınıfların olmayacağını savunuyordum.

Bunu, Koreli rehberimize sorduk: “Sizin ülkenizde sınıflar var mı?”

Rehber hiç düşünmeden “Var!” diyerek beni mahcup etmez mi?

Sınıflar diye de köylüleri, kentlileri, kafa ve kol emeği sahiplerini, yöneticilerle yönetici olamayanları saydı. Örneğin dış işleri mensuplarının daha iyi evlerde oturduklarını söyledi.

Doğrusu da buydu. Ben sosyalist yönetim altında sınıfların uzun bir sürede ortadan kalkabileceği teorik gerçeğini unutmuşum.

Köylerde birkaç yüz metrekarelik bahçeleri dışında kimsenin özel arazisi yoktu ama araziler herkesindi. Kimsenin tapulu evi yoktu ama evsiz kimse de yoktu. Bizde yatılı okullarda olduğu gibi giysilerini bile devlet veriyordu ve üstü başı dökülen kimse görünmüyordu. Giyimlerini kendilerine yakıştırmakta kadınların her ülkedeki kadınlardan geri kalan yanları yoktu.

YEMEĞİ KİM YAPAR?

Ya kadın erkek eşitliği ne durumdaydı? Hadi Kore komünistleri bu konuda bizi aldatsınlardı bakalım!

Bunu Kadınlar Birliğinin yöneticilerine sorduk:

“Sizde kadın-erkek eşitliği ne durumdadır?”

“Bizde kadınla erkek her alanda eşittir. Kadınlarımız dünyanın en mutlu kadınlarıdır!”

Şeytan beni dürttü:

“Sizde yemekleri kim yapar?”

“Kadın erkek birlikte yaparlar. “

“Ya öyle mi, inanmam!”

“Eve kim erken gelirse o yapar.”

Kadınlardan biri nihayet gerçeği itiraf etti:

“Erkekler de yapar ama yemeğin altını yakarlar! Biz onların yaptığı yemekleri beğenmediğimiz için kendimiz yaparız!”

Ya! Demek ki on bin yıllık uygulamayı öyle 40-50 yılda değiştirmek mümkün değilmiş.

“Mademki eşitlikçisin sen de yemek yapacaksın!” diye biz sosyalist erkeklere laf sokuşturan kadınlarımız duysunlar!

Kuzey Koreliler bile bunun hakkından gelememiş. Bizi fazla zorlarsanız tencerelerin dibini simsiyah bilin! Bizim mutfak dolabının altında böyle birkaç tencere var… (17 Ekim 2016)

Fotoğraf: Başkentte dünya evine girmeden önce, önünde devasa bir Kim İl Sung heykeli bulunan Devrim Müzesinin ziyaretçileri Kuzey Koreli gelin ve damatla. (2008)

  

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0252 412 2141