• BIST 1.112
  • Altın 474,037
  • Dolar 7,5495
  • Euro 8,9548
  • Muğla 20 °C
  • İzmir 26 °C
  • Aydın 25 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 23 °C

CHP İLE İGİLİ KAYGILAR

Zeki SARIHAN
CHP içindeki iktidar kavgası ona beslenen umutları söndüren bir rol onuyor.  CHP, geçmişinde kendi dışından ve içinden kaynaklanan badireler atlattı. Fakat bunların hiçbiri, bildiğim kadarıyla bugünkü kadar yıkıcı olmadı.  İktidar koalisyonu, seçimlerden önce bu partiyi yıpratmak için olmadık saldırılarda bulunuyordu. Parti içindeki iktidar kavgasıyla şimdi alay ediyor. 
CHP otomobili iktidar menziline hemen hiçbir seçimde ulaşamıyor. Bu durum onun 1923-1950 yıllarını kapsayan 27 yıllık, iktidar, özellikle de 1925-1946 yıllarını kapsayan Takriri Sükûn dönemindeki uygulamalarının bedelidir.  Ancak bugünkü CHP’nin Tek Partisi dönemindeki CHP olduğunu söylemek haksızlıktır.
Türkiye’nin, bir sol parti siyaset sahnesinde ağırlık kazanıncaya kadar CHP’ye ihtiyacı vardır. Çünkü CHP, çok partili siyasi hayatın güvencesi ve gericilik karşısında bir dalga kıran görevi görüyor. 
Partililere gelince, onlar nerdeyse partiden umudu kesmiştir. Sosyal medyadan izlediğimize ve sohbetlerde edindiğimiz izlenimlere göre, içlerinde CHP’ye oy vermeyeceklerini söyleyenler bir haylidir. Genellikle iktidar partilerinin yaptığı büyük hatalar karşısında bazı seçmenlerin “elim kırılsaydı da oy vermeseydim” söylemi şimdi CHP için de söylenmektedir. 
İÇ KAVGA PARTİYİ BİTİRİYOR
Bu müthiş ve yaygın kırılmanın, en azından umutsuzluğun nedeni Genel Başkan Kemal Kılıçtaroğlu ile CHP’ye genel başkan olmakta ısrarlı Muharrem İnce’nin artık saklanamayacak hale gelen mücadelesidir. 
Muharrem İnce taraftarları Kılıçtaroğlu’nun bir an önce başkanlığı bırakmasını istiyor. Kılıçtaroğlu taraftarları ise haklı olarak bunun yolunun kurultay olduğunu, olağanüstü kurultay için ısrarlI davrananların yeterli delege desteğini sağlanamadığını belirtiyorlar. Meclis’teki parti grubunun büyük çoğunluğu Kılıçtaroğlu tarafında yer alıyor. Parti hayatı, üyelerden birinin “Sen ayrıl, yerine ben oturacağım” sözleriyle değil, parti tüzüğünde yazılı kurallara göre düzenlenecekse doğrusu da budur. Parti içi muhalefet istedi diye hiç bir yönetim görevini bırakmaz.
Baykal’dan sonra büyük umutlarla genel başkan olan Kılıçtaroğlu, partililer üzerindeki saygınlığını uzun süre koruduktan sonra yıpranma sürecine girdi. Ona yöneltilen eleştiriler arasında hükümetin gerici politikalarıyla etkili bir mücadele vermediği, gösterdiği adaylarla sağdan oy beklediği doğrudur. CHP’nin ve Kılıçtaroğlu’nun bir dış proje olduğu gibi komplo teorilerini saymıyorum. Seçimlerden önce, sınır ötesi askerî harekâta onay vermesi ve dokunulmazlıkların kaldırılması hakkında iktidar projesine oy verme kararı alınması konusunda ben de eleştiriler yazmıştım. Bu iki tutumun da sebebi HDP ile birlikte görünürse iktidarın suçlamalarına muhatap olacağı korkusu idi. Ancak CHP bu yolla da durumu kurtaramamıştır. Bundan hem kendisi zarar görmüştür, hem da aynı suçlamalar devam etmektedir.
Hayatın dayattığı pratiklerle belki bu politikaları düzeltmek mümkündü. Fakat şu parti içindeki koltuk kavgası, parti içinde onarılması güç yaralar açtı. Bunun sorumlusu da ne pahasına olursa olsun partinin başına geçmekte ısrarlı olan Muharrem İnce’nin hırsıdır. Parti çoğunluğu Kılıçtaroğlu’ndan vazgeçip İnce’nin çevresinde toplansaydı, partinin derdine merhem olur muydu bilinmez ama CHP bütünlüğünü koruyabilir ve umut olmaya devam ederdi fakat Muharrem İncenin taraftarlarının duygularında da, onun göze batan bu kırsı nedeniyle bir aşınma yaşandı. Şimdi partililer arasında “Her ikisi de bıraksın, yeni bir genel başkan bulalım” görüşleri yaygınlaşıyor. 
CHP’YE İHTİYAÇ VAR
Sorun’un esası aslında CHP genel başkanlığı değil. Kılıçtaroğlu görevde kalsa da, Muharrem İnce onun yerine geçse de, bu ikisi dışında bir genel başkan bulunsa da, bir mucize olmadığı takdirde, CHP iktidar olacak değildir. Vahim olanı CHP çoğunluğunun bunun farkında olmayışıdır. Onlar Türkiye’nin tarihini, bugünkü koşullarını ve halkın psikolojisini hesaba katmadan kolay bir başarı elde edilebileceğini sanıyorlar. Her seçimden sonra “Kurultaya gidelim. Genel başkan değişsin” diyerek harekete geçen ve iktidar olmayı partide iktidar olmak diye anlayan bir takım parti kadroları da yangına körükle gidiyorlar. 
“Sana ne CHP’den? Ne hali varsa görsün!” diyecek olanlara da derim ki, CHP’nin geleceği Türkiye’nin geleceğine sıkı sıkıya bağlıdır. Hatalarından arınan, faşizme, savaşçı politikalara ve gericiliğe direnen,  kendi içinde demokrasi uygulayan,  kendi soluyla cesurca işbirliği yapan, bir partiye Türkiye’nin ihtiyacı vardır. 
 
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0252 412 2141