Temel IRMAK /Gönül Dostu

Temel IRMAK /Gönül Dostu

Annem

Hayat bazen eksilmeyi erken öğretiyor insana.

Ben bunu ilk kez 16 Aralık 2009’da öğrendim. O gün babam Hacı Fikri aramızdan ayrıldı. Sırtımı dayadığım dağ sessizce çekildi. Güçlü olmam gerektiğini ilk kez o gün hissettim; ama nasıl güçlü olunacağını bilmiyordum.

screenshot-20260122-192252-gallery.jpg

Babalar çok konuşmaz.

Ama varlıklarıyla insanı ayakta tutarlar.

Suskunlukları bile yol gösterir.

Babamın yokluğunda anladım bunu. Hayat devam etti, evet…

Ama babasız devam etti.

Bir karar alırken, bir başarıda, bir düştüğümde hep aynı cümle geçti içimden:

“Babam olsa ne derdi?”

Yıllar geçti. Acı şekil değiştirdi, sessizleşti ama hiç kaybolmadı.

Tam alıştım derken, hayat bu kez en zor dersini verdi.

screenshot-20260122-184504-gallery.jpg

23 Ocak 2025…

Bu tarih kalbimin en derin yerine dokundu. Annem Hacı Sündüs’ü kaybettim.

İşte o gün anladım; insan annesini kaybedince sadece birini değil, çocukluğunu da kaybediyormuş.

Annesizlik gerçekten zormuş.

Anne; bir sığınak, bir dua, bir nefesmiş.

Varlığı o kadar doğal ki, yokluğu insanı dünyaya yabancılaştırıyormuş.

En mutlu anında bile, kalbin bir yerinde ince bir sızı bırakıyormuş.

Telefonu eline aldığında arayacak kimsenin olmadığını bilmek…

“Anne” demenin artık karşılıksız kalması…

Buna alışılmıyor.

Babasızlık omzunu çökertiyor,

annesizlik ise kalbini.

Şimdi dönüp baktığımda şunu görüyorum:

Babam bana dimdik durmayı, annem ise düşsem bile ayağa kalkmayı öğretmiş.

Babam yolumu, annem yüreğimi şekillendirmiş.

İkisi de bu hayatta bana en büyük mirası bıraktı:

Onurlu yaşamak ve merhametli olmak.

“İnsan büyüyor” deniyor ya…

Aslında insan anne-babasını kaybedince büyümüyor;

eksiliyor ama ayakta kalmayı öğreniyor.

screenshot-20260122-192258-gallery.jpg

Babam Hacı Fikri,

Annem Hacı Sündüs…

Siz gittiniz ama bıraktıklarınızla hâlâ benimlesiniz.

Ben yaşadıkça, siz de bende yaşamaya devam edeceksiniz.

Pandemi döneminde dayım Mehmet Irmak’la başlayan kayıplarımız; amcaoğlu İlmiza ve Cemil, amcam Ali ve eşi Sündüs, dayım İlmiza, merhum Mustan dayımın oğlu Hayri, Hüsne yengemiz…

Marmaris’e her gidişimde mutlaka uğradığım o evler…

Evet, yalan dünyadan gerçek dünyaya göçen tüm sevdiklerimize Allah rahmet eylesin.

Geride kalanlar, ne yapacağını benden daha iyi biliyor.

Marmaris’teki kayıplarımızdan İbrahim Tarım ile Ayşe Aldoğan'ı rahmetle anmadan bu yazıya nokta koyamam.

Tüm yitirdiklerimizin kabirleri nur, mekânları cennet olsun.

Ruhları şad olsun.

O gün acımızı paylaşan yüzlerce gönül dostumuzdan Allah razı olsun.

Allah'a emanet olunuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Temel IRMAK /Gönül Dostu Arşivi

Rozet Değil, Emeğin Adıdır Ali Aygün

15 Haziran 2026 Pazartesi 08:31

FENOMENLER DEĞİL, MARMARİS KAZANIYOR!

11 Haziran 2026 Perşembe 10:19

Turizmde Kimse Aynaya Bakmak İstemiyor

10 Haziran 2026 Çarşamba 08:01

Teşekkürler Marmaris

08 Haziran 2026 Pazartesi 01:12

Şimdi Marmaris Zamanı

03 Haziran 2026 Çarşamba 08:46

Sıra Sizde...

31 Mayıs 2026 Pazar 12:12

Samsun’dan Yükselen Meşale

18 Mayıs 2026 Pazartesi 18:07

Dayanamıyorum...

16 Mayıs 2026 Cumartesi 08:36