21 Ekim 2018 Pazar
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nevzat Laleli  “Flört yangını”
03 Mayıs 2009 Pazar 14:55

Nevzat Laleli “Flört yangını”

Yukarıdaki sözler, Nevzat Laleli'nin 1.Mayıs.2009 günü Ankara Ulus'ta İnfak vakfında verdiği “Flört yangını” isimli konferansının özeti olarak alınmıştır.

FLÖRT YANGINI BÜYÜYOR

“Evlatlarımızı yakıp kavuran, aileleri yıkan, mutluluğu yok eden ve toplumu birbirine düşüren flört yangınına dur diyelim”

Yukarıdaki sözler, Nevzat Laleli'nin 1.Mayıs.2009 günü Ankara Ulus'ta İnfak vakfında verdiği “Flört yangını” isimli konferansının özeti olarak alınmıştır.
Milli Gençliğin Şeref Başkanı Nevzat laleli seçkin bir topluluğa verdiği “Flört yangını” isimli ve slaytlarla perdeye de aktardığı konferansında;
“ Flört, kızlarımızın genellikle kendine eş aramak için yaptığı ama erkeklerin % 80'inin hoşça vakit geçirmek, kızdan yararlanmak ve hatta onu kötü yollara düşürmek için başvurduğu bir yoldur. Sonuçta evlenme olsa bile evlenmelerin büyük bir kısmı boşanmayla biten bir maceradır ve yanan taraf genellikle kızlarımız ve bunların aileleri olmaktadır” demiştir.
Laleli konferansında; “100 – 150 sene kadar önce Batıdan gelen ve şimdilerde toplumumuzu kasıp kavuran “Flört yangını” eğer söndürülmeyecek olursa bu çok kısa bir zaman sonra bütün toplumu kuşatmış, edepli terbiyeli insanlar yerine şirret, ahlak ve namusunu kaybetmiş, gözü dışarıda ve yuvasına sahip çıkmayan insanların bulunduğu topluma dönüşmüş olacağız. Bu ise yok olmamız manasını taşımaktadır” demiştir.
Bizim bin yıllık denenmiş, sağlam ailelerin oluşmasında ve çelik gibi bir toplumun meydana getirilmesinde kullandığımız “Görücü usulü” evlendirme çocuklarımıza yanlış tanıtılmakta onun yerine “evleneceğim eşimi kendim belirleyeceğim” gibi sığ bir sözü diline pelesenk yaparak flört çılgınlığına kalkışmaktadır. Bu geçlerimiz çok geçmeden dönüşü olmayan yanlış bir yola girdiklerini kendileri de görmekte ama bu yoldan dönememekte bin bir emek, bin bir zahmet kurdukları yuvarı yıkılmaktadır.
Flörtle ve birbirlerini severek evlenenlere sormak lazımdır; “Kendi eşinizi kendiniz belirlediğiniz ve birbirinizi severek evlendiğiniz halde niçin boşanmaların % 80'i flört usulü evlenmelerden oluşmaktadır?”
Gaziantep'ten bize evlenmek için başvurun ve dünyalar güzeli bir kızımız evlendikten hemen 3 ay sonra boşanmış olduğunu söylemiştir. Bu ne büyük yanlışlık ve ne büyük hüsrandır. Bütün gençlerimize şunu hatırlatmak isteriz ki “yuvalar, boşanmak için kurulmazlar”
Ülkemizde halen uygulanan evlenme usullerinin 4'e ayrıldığını belirten Laleli, bunların;
1. Milli değerlerimizin ürünü, akılla karar verme mekanizmasına göre çalışan ve mutlu yuvaların kurulmasını sağlayan Görücü usulü evlenme,
2. Batıdan gelen ve evlenme kararının hislerle (sevgi ve aşk gibi) verildiği Flört usulü evlenme,
3. Reytinge (yüksek seyredilme oranına erişmek adına) kurban edilen ve eşlerin birbirlerini yeterince tanıyamadığı Televizyonda evlenme ve
4. Bizim “Çağımızın evlendirme metodu” olarak isimlendirdiğimiz, eşleri ilk etapta birbirleriyle karşılaştırmadan karşılıklı olarak birbirine çok geniş bir bilgi aktardığımız ve kararın akılla verildiği sistem bulunmaktadır.
Mutlu olanın, mutlu yuva kurmaktan geçtiğini söyleyen Laleli, bunun şartlarını da birer birer saymıştır.
Konferansın sonunda; “Sizlere sormak isterim. Siz, sivrisinek avlama mı bataklığı kurutmak mı” tezlerinden hangisini uygun görürüsünüz? Bizler bu konuşmalarımızla (elbette faydadan ari değildir) ancak sivrisinek avlamaktayız. Evlatlarımızın flört yangınından kurtulabilmeleri sağlamak, onların kalıcı ve mutlu yuvalar kurabilmeleri, bu mutluluk ortamında kendine güvenen çocuklar yetişebilmeleri, toplumun yeniden çelik gibi bir toplum olabilmesi devletin ve hükümetin bu işe eğilmesiyle mümkün olacaktır”
“Ateşle barutu yan yana koyarak bunlara sakın patlamayın” demeniz bir şey ifade etmez. Onlar cibilliyetlerinin (yaratılışlarının) gereğini yerine getirecek ve mutlaka patlayacaklardır. O halde gençlerimize her fırsatta yan yana, karşı karşıya getirecek sonra da “Sakın flört etmeyin” diyeceksiniz, bu mümkün değildir” demiştir.
Çok değil bundan 20 – 30 sene kadar önce “kız liselerimiz, kız imam Hatip okullarımız, kız sanat okullarımız vardı? Ve buralarda sadece kız çocukları eğitim ve öğretim görmekteydiler. Nerede bizim bu ve benzeri okullarımız? Milletin gözünün içine baka baka bunları karma haline getirenlere karşı, milletin desteğini alanlar neredeler? “Egemenlik kayıtsız şartsız milletin değil midir?”
Bu milletin % 35 - 40 oyunu alarak iktidara gelenler bunların oluşturdukları hükümetler, niçin evlatlarımıza sahip çıkmazlar? Aileleri, çocukları ve toplumumuzu niçin dipsiz kuyuların içerisine atarlar?
Televizyonlar, niçin aile kutsiyetini öne çıkarmazlar da karının kocasını, kocanın karısını aldatmasını bir marifetmiş gibi takdim eden filimler oynatır, haberler yaparlar? Nerede bunları ölçü içerisine alacak siyasi iktidar? İstikrar sadece ekonomide(!) mi olur?
Kendini büyük olarak takdim eden ve trajı milyonları bulan gazeteler, bu milletin ırz ve namusu ile bu kadar hoyratça nasıl oynarlar? Bunlara nasıl ve neden müsaade ederler? Nasrettin Hoca'nın dediği gibi; “Bu köyün(!) taşlarını başlamışlar da niçin köpeklerini serbest bırakmışlardır?”
Hayır, hayır... Bu asil millet böyle bir zillete(alçak bir seviyeye) layık değildir. Ey iktidarlar, “ya bu bataklığı kurutursunuz veya biz yapamıyoruz der çeker gidersiniz” yerinize milletin evladına, ahlak ve maneviyatına sahip çıkanlar gelir, demiştir.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
ANKET
Marmaris Belediye Başkan Adayı Kim Olsun.
RÖPORTAJ