26 Eylül 2017 Salı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Müftü Kaya’nın Bayram Mesajı
29 Eylül 2008 Pazartesi 13:43

Müftü Kaya’nın Bayram Mesajı

Muğla il Müftüsü Mustafa Kaya Ramazan Bayramı nedeni ile bir mesaj yayınlayarak vatandaşların ramazan bayramını kutladı.

Kaya mesajında ramazan bayramının İslam dininde anlam ve önemine değindikten sonra “bayramın ül¬kemiz ve İslâm âleminin sükûn ve huzuruna, insanlığın barış ve hidayetine vesile ol¬masını Cenab-ı Hakk'tan niyaz ederim” dedi.

Tarihte ve günümüzde hemen hemen her milletin, mensup oldukları dinleri ve millî değerleriyle ilgili olarak kutladıkları dinî ve millî bayramları vardır.
İlâhî emre uyarak ve Yüce Allah'ın rızasına ermeyi ümit ederek, bir ay müddetle üze¬rimize farz kılınan Ramazan orucunu zevkle ve şevkle tutup kulluk borcumuzu îfaya çalıştık. Vakit namazlarının yanında teravih namazlarını da cemaatle edâ ederek manevî hazzı ve zevki her zamandan daha fazla tattık. Zekât, fitre, sadakalarımızla yetim, fakir ve muhtaçlara, diğer yardımlarımızla da hayır müesseselerine destek olduk. Açları doyurmak, yetimleri sevindirmek suretiyle onların hayır dualarını aldık. Orucun ve Ramazan Ayı'nın zahmet ve sıkıntılarına sabrettik, nefsimizle mücadele ettik, imanımızın sesine uyarak nefsin kötü arzularını frenledik. Midenin, nefsin ve şeytanın tahakkümünü yenerek vicdan hürriyetine kavuştuk.

Tuttuğumuz oruçlarla aç ve susuz kalmak suretiyle, aczimizi anladık, açların hâlinden haberdâr olduk, mer¬hamet duygularımız gelişti. Kur'an okuduk, hatimler yaptık, ya da okunan mu¬kabeleleri dinledik, ruhlarımız ilâhî kitabın nuruyla aydınlandı.

Bir daha dönmemek üzere günahlarımıza tevbe ettik, avf ve mağfiretimizi diledik. Orucumuzun sevabını giderecek olan yalan, gıybet, dedi-kodu gibi kötü alış¬kanlıklardan dillerimizi; kin, haset, husûmet gibi kötü duygulardan da kalplerimizi arın¬dırmaya çalıştık. Hülâsa; bu ayda inancımızı fiiliyata döktük, ihlâsımızı geliştirdik. Daha nice maddî ve manevî faziletlerle süslü, her türlü insanî ve ahlâkî meziyetlerin üst seviyeye çıktığı bir mübarek ayı geride bırakarak, manevî ücrete nail olma ve hasad günü olan Ramazan Bayramı'na ulaştık.

Maddî ve manevî iki yönü olan bayramların gerek fert, gerekse cemiyet hayatında çok önemli yeri ve değeri vardır. Bayramlar; dinî şuur ve duygunun gelişmesine; millî ve manevî değerlerin güçlenmesine: birlik, beraberlik, kardeşlik, sevgi ve saygı ruhunun kuvvetlenmesine; yardımlaşma ve dayanışmanın tesisine; dargınlık, düş¬manlık, çekişme, tefrika ve ihtilafların giderilmesine; toplum bünyesinde açılan ya¬raların sarılmasına; akraba ve komşuların ziyaret edilmesine; fakir, miskin, yetim ve kimsesizlerin gözetilmesine; çocukların sevindirilip manevî havayı teneffüs et¬melerine; kısaca; her türlü ahlâkî ve insanî değerlerin kazanılmasına vesile olan müs¬tesnâ günlerdir.

Bu kadar manevî güzelliklerle dolu olan bayramlardan yeteri kadar istifade ede¬bilmemiz için; bayram sabahı erken kalkmalı, Allah'ı anmak üzere çocuklarımızın da ellerinden tutarak pâk bir elbise ve temiz bir gönül ile camilerimize koşmalıyız. Her türlü huzursuzluk ve kargaşanın yaşandığı bir or¬tamda müslümanlar olarak aramızdaki şahsî menfaat hesaplarını ve kırgınlıkları or¬tadan kaldırmalı, dargınlar barışmalı, sosyal yaralar sarılmalı, bütün mü'minler sar-maş-dolaş olmalıdır. Günümüzde birleşme ve dayanışmaya her zamandan daha çok muhtaç olduğumuzu unutmamalıyız.
Bayram süresince, büyüklerimizi, yakınlarımızı, eş ve dostlarımızı, yaşlıları, hastaları ziyaret etmeli, tebrikleşmeli, büyüklerimizin, anne ve babalarımızın elleri öpülerek hayır duaları alınmalı, ziyaret imkânı bulamadıklarımızla telefon ve yazacağımız teb¬riklerimizle bayramlaşmalıyız.

Zekât ve fitrelerimizi şu ana kadar herhangi bir sebeple veremediysek, bayram na¬mazından önce vermek suretiyle fakir, muhtaç, yetim ve kimsesizlerin de bayramın sevincine ortak olmalarını sağlamalı, buruk kalplerini tamir etmeye çalışmalıyız.

Millet olarak, içerisinde bulunduğumuz huzur ortamından dolayı Cenab-ı Hakk'a şük¬retmeli ve dua etmeliyiz.
Bu vesileyle şu hususu da ifade etmeliyim ki;
Bayram; Ramazan'dan kurtulmanın ifadesi olarak yemeğe-içmeğe dalma demek değil, kulun Cenab-ı Hakk'tan af dilediği. Allah'ın af sıfatının da bağışlanacak gö¬nüller aradığı, mü'minin kendini hesaba çektiği, bir senelik yaptıklarının mu¬hasebesini yaptığı gündür.
İbadetlerin sadece Ramazan Ayı'na tahsis edilmesi konusunda hiçbir âyet veya hadis mevcut değildir. İslâm'a göre, her mümin, bulûğ çağından başlayıp ölünceye kadar ibadet etmekle mükelleftir.
Şu halde Ramazan'da olduğu gibi Ramazan'dan sonra da kulluk görevlerimizi ve bu ayda elde ettiğimiz güzel hasletlerimizi devam ettirmeli, camilerimizle bağlarımızı ko¬parmamalı, İbadetlerimizi sürdürmeli ve teşriflerimizle camilerimizi her zaman neşelendirmeliyiz.

Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimizin, çeşitli ülkelerde yaşayan vatandaş ve soydaşlarımızla bütün müslümanların Ramazan Bayramlarını tebrik ediyor, bir ay sü¬reyle yaptığımız bütün bedenî ve mali ibadetlerimizi kabul buyurmasını, bayramın ül¬kemiz ve İslâm âleminin sükûn ve huzuruna, insanlığın barış ve hidayetine vesile ol¬masını Cenab-ı Hakk'tan niyaz ederim.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
ANKET
Muğla Büyükşehir Belediyesinin Çalışmalarını Nasıl Buluyorsunuz?
RÖPORTAJ