14 Aralık 2017 Perşembe
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Esrarengiz Takipten Mit Çıktı
17 Eylül 2008 Çarşamba 16:38

Esrarengiz Takipten "Mit" Çıktı

Mustafa İlhan, 18 Mart'ta Sultanbeyli Cumhuriyet Savcılığı'na başvurdu. Evinden çıktığı andan itibaren takip edildiğini iddia ediyordu. Kendisini bir aydır takip eden araçların tek tek plakalarını almıştı. Yapılan araştırmalarda tüm plakalar sahte çıktı.

Sultanbeyli'de "tuhaf" Takip

Mustafa İlhan, 18 Mart'ta Sultanbeyli Cumhuriyet Savcılığı'na başvurdu. Evinden çıktığı andan itibaren takip edildiğini iddia ediyordu. Kendisini bir aydır takip eden araçların tek tek plakalarını almıştı. Yapılan araştırmalarda tüm plakalar sahte çıktı. Sultanbeyli Emniyet Müdürlüğü'nün tespitine göre ise araçlar MİT'indi…

Mustafa İlhan, her zamanki gibi sabah erkenden evinden çıktı ve arabasına bindi. İşyerine gidecekti. Arabasını park ettiği yerden çıkarmak için manevra yaparken, 100 metre ileride bulunan çay ocağının önündeki bir araba dikkatini çekti. Bu aracı nereden hatırladığını düşündü bir an hatırlamıştı. Geçen gün de aynı araç sabahın erken saatinde çay ocağının önündeydi. Hemen ardından da İlhan aynı aracı işyerinin yakınında görmüştü.

İlhan arabasını hareket ettirdikten bir süre sonra çay ocağının önündeki araç da hareket etti. İlhan'ın işyerine varmasından birkaç dakika sonra aynı araç bu defa, İlhan'ın işyerinin hemen yakınında ortalık bir yere park edilmişti. Mustafa İlhan bir iş için dışarıya çıktığında ilk gözüne çarpan yine bu araç oldu. Ama yaşadıklarına bir anlam veremedi. Ertesi gün, daha ertesi gün ve sonraki günler de farklı araçlarla da olsa hep aynı şeyi yaşadı Mustafa İlhan. Bitmeyen bir "deja vu" hissiydi sanki yaşadıkları.

Bir ayın sonunda hem arabaların plakalarını almıştı hem de artık kendisini takip ettiklerinden kuşkusu kalmamıştı. İlhan soluğu Sultanbeyli Cumhuriyet Savcılığı'nda aldı. 18 Mart'ta suç duyurusunda bulundu ve "müşteki" sıfatıyla ifadesi alındı. Savcılık, İlhan'ın ifadesinin ardından araştırma yaptı. Şikâyette sözü edilen plakalar sahteydi. Araçlar ne Terörle Şube Müdürlüğü'ne, ne de İstihbarat Şube'ye aitti. Gerçek kısa bir süre sonra ortaya çıktı. Şüpheli arabalar MİT'indi.

Mustafa İlhan, Malatya-Darende'den kalkıp gelmiş İstanbul'a. Pek çok hemşehrisi gibi o da Sultanbeyli'ye yerleşmiş. Önce bir gecekonduya, ardından mütevazı bir apartmana, görece büyük bir işyerine sahip olmuş. Hem evi, hem işyeri Sultanbeyli'de. Orta ölçekli işyerine sahip olunca, İlhan'ın ilçede çevresi de genişlemiş. Hatırı sayılır bir kişi olmuş.

Hayatı evden işe, işten eve devam ederken, geçen Şubat ayından itibaren alt-üst olmuş vaziyette. Çünkü dehşete kapılarak "takip" edildiğini fark etmiş. Dostu çok, düşmanı yok bir kişi olduğu için de önce anlam verememiş. Hemen ardından da soluğu savcılıkta almış İlhan. Gerisini şikâyet dilekçesinden takip edelim;

"Ben ticaretle uğraşıyorum. Yaklaşık bir aydır tanımadığım kişiler tarafından araçlar ile takip edilmekteyim. Sahte plakalarla 34 83 koyu mavi Ford Fiesta kısa spor binek araba, 34 9880 koyu mavi Ford Fiesta, 34 852 plakalı aynı arabanın metalik grisi, 34 9206 plakalı koyu gri Hyundai Accent, 34 32 plakalı açık metalik gri, 34 5396 eski tip Volkswagen Golf araçlarla evimin 100 metre karşısındaki sanayi girişinde çay ocağında beni gözetleyerek, ben evden çıktığımda peşime düşüyorlar, uzaktan bu araçlarla daima takip ediliyorum. Şahıslar(ın) silahlı olduğundan şüpheliyim. Hayatım tehlikede. Bu araçların plakalarını internetten kontrol ettirdim. Hepsinin sahte olduğunu tespit ettim. Güvence altına alınmam için Cumhuriyet Savcılığınıza şikayetçi olmak zorunda kaldım."

Sultanbeyli Cumhuriyet Başsavcılığı bu şikâyet üzerine harekete geçti. Önce şikâyetçi olarak Mustafa İlhan'ın ifadesine başvuruldu. Orada da İlhan şikâyet dilekçesinde yazdıklarını tekrarladı. Hemen ardından da savcılık, 19 Mart'ta İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne sordu olayı. Belki Emniyet Müdürlüğü'nün ilgili birimleri, bir nedenle İlhan'ı takip ediyor olabilirlerdi.

Araçlar Mit'in

Savcılık, İlçe Emniyet Müdürlüğü ile temasa geçer geçmez, bir ekip de araçların bulunduğu söylenen adresleri kontrol etti. Ancak sözü edilen araçlar çay ocağının önünde bulunamamıştı. Bunun üzerine Sultanbeyli İlçe Emniyet Müdürlüğü, Emniyet Müdürü Celalettin Martin imzasıyla, Terörle Mücadele Şube Müdrülüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğü'ne araçların kendilerine ait olup olmadığını sordu. Meçhul arabalar her iki şubenin de değildi.

Emniyet Müdürlüğü bir taraftan araçları araştırırken, diğer taraftan da Mustafa İlhan'ı büyüteç altına aldı. Bağlantıları neydi, kimlerle görüşüyor, kimlerle oturup kalkıyor ve temas kuruyordu? Örgüt bağlantısı var mıydı? Mustafa İlhan çevresinde dindar bir insan olarak tanınıyordu. Ancak hiçbir örgüt, tarikat veya bir dini oluşumla bağlantılı değildi. Bu yüzden herhangi bir şekilde takip edilmesini gerektirecek bir bilgiye ve bulguya rastlanmamıştı.

Ancak İlçe Emniyet Müdürlüğü, olayı araştırırken şaşırtıcı bir bilgiye ulaştı. Takipte kullanılan araçlar Milli İstihbarat Teşkilatı'nca kullanılıyordu. Yani araçlar, plakalar gerçekti. MİT'ten polise veilen bilgiye göre, Mustafa İlhan, El Kaide örgütü ile bağlantılıydı ve bu yüzden takibe alınmıştı. Ancak Emniyet'in araştırmaları bunu kanıtlamıyordu. Böyle olsa bile zanlıyı bu şekilde, adeta göstere göstere takip etmenin bir mantığı yoktu.

İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün bu tespiti hem Cumhuriyet Savcılığı'na, hem MİT Müsteşarlığı'na ulaştırıldı. Konunun yargıya intikal etmesi üzerine de MİT kendi içinde teftiş kurulunu harekete geçirdi. Buna göre olayın MİT'in Anadolu Yakası Daire Başkanı H.Ö ile Müdür A.C.Y. tarafından organize edildiği ortaya çıktı.

Hemen ardından da her iki isim de ceza aldı; “Milli İstihbarat Teşkilatı'nın imkanını ve itibarını kullanarak , yine teşkilatın itibarını yıpratacak şekilde, ilgili şahıs üzerinde baskı ve sindirme uygulanmıştır” gerekçesiyle. Mahkemenin vereceği kararı ise önümüzdeki günlerde öğreneceğiz…

Haber: Tuncay Opçin/Aktüel

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
ANKET
Muğla Büyükşehir Belediyesinin çalışmalarını Nasıl Buluyorsunuz.
RÖPORTAJ