Kuzey’in Çocukları'nda Çetin Aksu

Kuzey’in Çocukları'nda Çetin Aksu
“1986 yılında Marmaris'e tatile geldiğimde, küçük, şirin bir kasabaydı”

ÇETİN AKSU KİMDİR?

1965 Yılında Kaşkar Dağlarının eteklerindeki Sırakonaklar köyünde doğdu. Öğrencilik yılları ve askerliği Ankara'da geçti. Ankara'da mobilya dekorasyon işleriyle uğraştı. 1986 yılında tatile geldiği Marmaris'e 1987 yılında yerleşti. Turizme ağabeyinin arkadaşı ile ortak olarak İçmeler'de açtığı Minder barda başladı. 1991'de yine İçmeler'de faaliyet gösteren Güner'in Barına ortak oldu. Bu birliktelik 2000 yılında Adaağzı'ndaki Uçurtma'yı açana kadar sürdü. 2009 yılında Karadeniz'e geri döndü. Ayder Yaylası'nda Kuşpuni Dağ evini işletti. Marmaris özlemi ağır basınca Marmaris'e geri döndü ve Adaağzı'ndaki Green House Beach'in işletmeciliğini aldı. Halen bu güzel mekanı işleten Çetin Aksu, Aysun Aksu ile evli, 6 yaşında Ege isminde bir oğlu var.

Kuzey'in Çocukları
Yazı Dizisi
Hazırlayan: Oya Dirikcan

Marmaris'in güneşli, ılık bir öğle üzeri Adaağzı'ndaki mekanında söyleştik Çetin Aksu ile. Her ne kadar kısa bir dönem Karadeniz'e dönüp Ayder'de turizmi denemiş olsa da, Bir Kuzey Çocuğu olarak 1986'da yolunu düşürdüğü Marmaris'e adeta aşık. En çok da bu yüzden o yılların güzel, küçük ve şirin kasabası için üzülüyor. Adaağzı'nda açılan ilk mekan olan Uçurtma'nın kurucusu Çetin Aksu, Marmaris'in doğallığını, rant çılgınlığının yaraladığını söylüyor.



“1986 yılında Marmaris'e tatile geldiğimde, küçük, şirin bir kasabaydı”

- Bir Kuzey Çocuğu olarak güneye yolculuğunuz ne zaman başladı?
- Eğitimimi ve askerliğimi Ankara'da tamamladım. Güneye yolum düştüğünde oldukça gençtim. Henüz 21 yaşındaydım. 1986 yılında tatile geldim. Doğanın tüm güzelliklerini kucaklamış, küçük bir kasabaydı o zamanlar Marmaris. Aşık oldum diyebilirim. Çok geç kalmadım yerleşmek için. Hemen bir yıl sonra gelip yerleştim.

- O yıllardaki Marmaris'i anlatabilir misiniz bize?
- İlk geldiğim zaman Marmaris'te doğanın tüm güzelliklerini ve bozulmamışlığını yaşayabiliyorduk. Herkes kendi işletmesinin başında çalışıyordu. Pansiyonlar, küçük oteller vardı. Kalacağınız yere gittiğinizde bir bakardınız işletmenin sahibi olan kadın oturmuş bir sedire el işi yapıyor, kalkar anahtarınızı verirdi. Bahçelerde inekler otlar, turistler bunların fotoğraflarını çekerdi. Çoğu evin üzerinde dam yoktu, gece oldu mu keçilerini dama çıkarırlardı. Çok doğal bir yaşam tarzı vardı.
Çakıl taşlarıyla kaplı sokaklarda yürüyen turistlerin parfüm kokuları, foseptik kokularını bastırırdı. Öyle de kaliteli turist gelirdi o yıllarda. Marmaris'in doğallığını tercih edip gelen Alman, İtalyan, Fransız turistler burada ciddi paralar harcayıp giderlerdi.
Kimsenin sezon kaygısı, iş kaygısı yoktu.

“Marmaris'in ipini rant çılgınlığı çekti”

-Sonra sezon kaygısının, iş kaygısının yoğunlaştığı yıllara nasıl gelindi?
-Sonra kendi yerlerini işleten bu insanlar, ellerindekileri satıp başkalarının yanında çalışır hale geldiler. Bitimsiz bir rant çılgınlığı başladı. Güzelim araziler yağmalandı ve Marmaris çılgınca göç aldı. İşletme, gürültü ve insan kirliliği başladı.
Tüm bunlar olurken hizmet anlayışı bozuldu, seviye düştü. Kaliteli turistler başka yerlere kaydı. Böylece Marmaris'in ipi çekilmiş oldu. Yerel yönetimlerin duyarsızlığı ciddi önlemler alınmasını engelledi. Öyle ki artık iş çığrından çıktı. Talebe göre iş yapılıyor, arzdan çıktın talebe girdik. Kalitenin ve sezonun düşüşü hiçbir şekilde engellenemiyor. Eskiden ortalama ortalama 8 ay olan sezon, şimdi 3-4 ayla sınırlı. Her geçen yıl bir önceki sezonu ve turisti aratıyor.

“Marmaris'in düze çıkışı sancılı olur”

- Gelinen bu nokta ve insanların umutsuzluğu üzüyor insanı. Bu gidişatın düze çıkışı nasıl olacak peki?
- Marmaris'in düze çıkışı çok sancılı bence. Bir kere herkesin elini taşın altına koyması lazım. Her şey dahil sistemin kaldırılması, küçük tesislerin yok edilmesi gerekli. Ciddi anlamda kalifiye eleman yetiştirilmeli. Yasalarla yasakların üzerine gidilmeli.
Valla ben diyorum ki Marmaris'e pasaport sistemi lazım. Buraya pasaportla girilsin. O kadar çok işletme var ki ve düşünün bunların büyük bir kısmı ticari amaçlı yerler. İşletilmesi, hizmet verilmesi gerekiyor. Bu da göçü hızlandırıyor.Adam dışarıdan geliyor burada 6 ay iş yapıyor, parayı kazanıyor, gidip parayı başka yerde harcıyor, başka yere yatırım yapıyor.
Biz severek yaşadığımız bu yerde, ne kadar az sayıda olsak da kendi adımıza elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz.
Memleketimi ne kadar seviyorsam, Marmaris'i de en az o kadar seviyorum.

“Marmaris'i terk edenlerin yerine artıları gelmiyor”

- Marmaris'i seve seve terk edenler de var…
- Evet maalesef. Marmaris'te kalifiye insan sayısı her geçen gün azalıyor. Buraya mal olmuş düzgün çizgideki insanlar bir bir terk ediyor. Maalesef bu insanların yerini dolduracak artılar da gelmiyor. Türkiye'nin pek çok yerini gezdim, hemen hemen tüm tatil beldelerini biliyorum. Ülkemizin hiçbir yerinde Marmaris kadar güzel bir tatil beldesi yok. Hiçbir tatil beldesinde 13 kilometrelik bir sahil boyunca yürüyüp, o sahil bandı üzerinde denize girip, yemeğinizi yiyemezsiniz.

“Bilinçsiz yapılaşma Ayder'i de bitirmiş”

- Siz de bir ara Karadeniz'e geri dönmüştünüz.
- Marmaris'e çok genç yaşta geldim ve kendi alanımda başarılı oldum. İçimde hep memleketimde turizm hizmetinde bulunmak için bir istek vardı. Ayder herkesin bildiği gibi Karadeniz'in çok özel yerlerinden biri, ben de çok severim. Karşıma bir fırsat çıktı ve ben de değerlendirmek istedim. Bu gidişte Marmaris'teki olumsuzlukların da etkisi var tabii. Gitmesem içimde ukte kalacaktı.


- Karadeniz'de yine turizmle mi uğraştınız?
- Ayder'de Kuşpuni Dağ Evini işlettim. Oranın da kendine özel ve gerçekten çok özel bir doğal güzelliği var. Ama ne yazık ki bilinçsiz yapılaşma orayı da bitirmiş durumda. Gidişat buradan pek farklı değil. Gelişme tabii ki olacak, ama bu gelişme o yerin doğallığına, güzelliğine zarar veriyorsa bir yerlerde bir yanlış yapılıyor demektir. İşte bunu maalesef geç anlıyoruz, önlemleri almakta gecikiyoruz.


“Karadeniz'e dönüşümüz bize pahalı bir tatil yaşattı”

- Sanırım çok geçmeden de geri döndünüz Marmaris'e. Buna neden Marmaris özlemi mi?
- Orada Marmaris'i tabii ki çok özledik. Burada uzun yıllar geçirdikten sonra başka bir yerde yaşamak zor oluyor. Kısa bir süre sonra da geri döndük zaten. Ben bu Karadeniz maceramıza “Pahalı bir tatil yaşadık” gözüyle bakıyorum. Marmaris'e geri dönüşümüzün en önemli nedeni oğlumuz Ege. Orada Ege'nin yaşına uygun bir sosyal ortam yoktu, mutsuz olduğunu gördük. Zaten Marmaris'teki evimizi de bozmamıştık. Önce eşim Aysun'la, Ege'yi gönderdim buraya, sonra da Kuşpuni'yi devredip ben geldim. Adaağzı'ndaki Green House Beach'in işletmeciliğini aldım. Yuvaya geri döndük anlayacağınız.

“Gidenin ardından tüh tüh muhabbeti yapılıyor”

-Marmaris'te yaşayan pek çok Karadenizli ve bir de Karadenizliler Derneği var. Karadenizlilere neler söylemek istersiniz?
-Buradaki Karadenizliler gerçek bir dayanışma içinde değiller. Bu kadar senedir Marmaris'te yaşıyorum bunu göremedim. Gidenin ardından “tüh, tüh yazık” muhabbeti yapılıyor yalnızca. Sonuçta herkes kendi işinin olduğuna bakıyor. Oysa birlik ve dayanışmayla çok güzel şeylerin yapılacağına inanıyorum. Karadenizliler Derneği de hak ettiği yerde değil. Buradaki tüm Karadenizlileri bir çatı altında toplayacak ciddi bir yaptırımı yok.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum