• BIST 1.880,06
  • Altın 776.83187
  • Dolar 13.7351
  • Euro 15.5117
  • Muğla 7 °C
  • İzmir 16 °C
  • Aydın 11 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 0 °C

Hızla Değişen Dünya Dengeleri Ve Türkiye

Hızla Değişen Dünya Dengeleri Ve Türkiye
Yenilik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Kemal Abdullahoğlu Küresel Gelişmeler Ve Dış Politikaya Yönelik Sorularımızı Bir Röportajla Yanıtladı:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sayın Kemal Abdullahoğlu öncelikle hoş geldiniz. Bugün sadece dış politika konuşmak istiyoruz. Küresel gelişmeler ve Türkiye'nin konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz ?

 

Teşekkürler. Öncelikle şunu belirteyim. Dünya dengeleri hızla değişiyor ancak Türkiye' ye yönetenler bu gelişmelerin farkında mı, emin değilim.

Bu kaygım tabi ki sebepsiz değil. Şöyle bir örnekle başlayayım. 20 Ocakta görevi devralan Biden, dış politikada süratle bir dizi çok ciddi ve radikal strateji değişikliği başlattı.

Ve sonuçta değişen ve değişmekte olan dünya dengeleri ve bunun karşısında Türkiye'nin uygulaması gereken strateji önem kazandı.

 

Örneğin ne gibi değişiklikler bunlar ?

 

Medyada pek yer almadı ama ben biraz ironi yapayım ve biraz da gülümseyerek çok daha önemli konular var gündemlerinde diyerek geçiştireyim.

 

Türkiyeyi' de yakından ilgilendiren önemli birkaç örnekten başlamak istiyorum.

Trump döneminde ABD'nin İran'la ilişkileri dört yıl son derece kötüydü. Karşılıklı hasmane tutum, söylem ve tehditlerle geçti o yıllar.

 

Konu özellikle İran'ın Nükleer silah üretmeye yönelik çalışması ve askıya alınan Nükleer anlaşma idi.

Ve şimdi Biden tam bir dönüşle İran ile nükleer anlaşmaya döneceğiz diyor. Hatta daha da ileriye gidip Birleşmiş milletlere başvurup İran'a yaptırım ve ambargonun uzatılmamasını isteyebildi.

Üstelik bunu yaparken İsrail faktörünü hiç mi hiç umursamadan. Bu kararını daha geçen hafta İsrail Başbakanı Netanyahu'ya fikrini bile sormadan açıkladı.

 

Yani İsrail'in şiddetle karşı olmasına rağmen Biden Amerikası, İran'la nükleer anlaşmaya dönerek bir anlamda 'zeytin dalı ' uzatıyor.

İran ise yaptırımlar kalktığı sürece bence sorun yok diyor. Yani uzatılan zeytin dalını tutmaya hazır.

 

Peki sizce İsrail'e rağmen Biden dış politikada neden bu köklü değişikliği yapıyor ?

 

Biden zekice yaklaşıyor konuya. İran'ın bölgedeki stratejik güç ve öneminin farkında.

İran'la zıtlaşarak bölgede politika geliştirme ve başarılı olmanın zorluğunun biliyor. Çünkü Bölge de Iran avantajlı konumda. Hürmüz boğazında, Irak'ta, Suriye'de, Yemen'de İran'ın ciddi siyasi etkisi var. Ayrıca İran'ın o ülkelerde kontrol ettiği silahlı güçleri ve milis gücü de var.

 

İkinci radikal değişiklik şu: Biden, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerine silah ve uçak satışını askıya aldı. Hatta bu ülkelere Yemen'e yaptıkları saldırıları durdurma çağrısı yaptı.

 

Öte yandan Biden, Trump tarafından hasıraltı edilen Kaşıkçı soruşturma dosyasını açarak Suudi Arabistan'ı zor duruma düşürdü. Yaptırım kararı almasa da S. Arabistan' dan önemli bazı yeni tavizler koparmak için elindeki kozu masaya sürmüş oldu.

 

Sonuçta burada önemli olan ABD’nin yıllardır asla vazgeçemediği ve yakın işbirliği içinde olduğu İsrail, S. Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerinden uzak durarak, bir dönem ortak hasımları olan İran'a yakınlaşma politikasına geçiyor Amerika.

Bu bölgede çok büyük bir politika değişikliğidir bu şüphesiz. Ve bizi de yakından ilgilendirir.

 

Peki, sayın Abdullahoğlu. Küresel ve bölgede değişen dünya dengeleri diyorsunuz. Başka önemli değişimler var mı bölgede ?

 

Evet, kesinlikle. Sadece Orta Doğuda değil bu bölgenin Avrupa ile bağlantı stratejilerinde de ilginç gelişmeler oluyor. Örneğin iki hafta önce Atina' da '' Dostluk forumu'' adı altında ABD destekli Yunanistan liderliğinde altı ülke bir forum toplantı yaptı. Ortak noktaları Türkiye'ye karşı olmak.

 

Güney Kıbrıs, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Bahreyn ve Fransa.

Amaç Balkanlardan Basra körfezine uzanan bu ittifakla Türkiye'yi devre dışı bırakmak ve Balkanlardan yani Avrupa' dan Basra körfezine doğal bir köprü oluşturmak.

 

Bu grubun içinde Nato'da müttefik olduğumuz ABD, Fransa ve Yunanistan'ın olması da çok manidar bence. Fransa ve Yunanistan malum bir de Avrupa Birliği ülkeleri.

Bu gelişmeyi değerlendirirken Türkiye'nin şu an bulunduğu konumda Azerbaycan ve Qatar'ın dışında pek de dostu kalmadığını anımsayalım.

 

Sayın Abdullahoğlu bunlar çok ciddi gelişmeler dış politikada ve Türkiye'yi etkileyecektir. Orta ve uzun vadede. Size göre bundan sonra ne olur ?

 

Bana göre köklü değişiklikler olabilir. Bakın ABD Yunanistan' da konumunu güçlendiriyor son dönemde. Hemen sınırımıza yakın Dedeağaç'ta yirmi bin askerli bir üs kurdu ve Yunanistan ile görünen görünmeyen projeler geliştirme hazırlığında, bence.

Acaba neden ? Bunların Türkiye açısından çok iyi değerlendirilmesi lazım.

Amerika'nın Karadeniz’e çıkma ve orada kontrol sağlama isteği yıllardır biliniyor.

 

Görünen şu ki hem Ortadoğu'da hem de Avrupa'da politik stratejiler ciddi değişikliklere gidecek.

Bu arada Türkiye'nin Avrupa Birliğine giriş süreci neredeyse unutuldu gibi, gündemde bile değil sanki.

 

Evet, ülkede gündemden düştü Avrupa Birliği. Peki, Türkiye nin Avrupa Birliğine giriş

sürecinin böyle bir ortamda ne kadar önemi olabilir ?

 

Şu kadarını söyleyeyim. Avrupa Birliğindeki bir Türkiye ile dışındaki Türkiye arasında dağlar kadar fark olur. Öncelikle Avrupa Birliğinin ne olduğunu ne olmadığını iyi anlamak gerekiyor.

 

Avrupa Birliği bir medeniyet uygarlık düzeyidir, hukukun üstünlüğü ve sosyal adalet düzeyidir.

Üst seviye eğitim standardı ve ekonomik refah demektir Avrupa birliği.

Avrupa Birliği keyfilikten, israf ve savurganlıktan uzak mali disiplin ve planlama demektir.

 

Bizden kırk yıl geride olan Bulgaristan, Romanya, Polonya ve Macaristan gibi ülkeler AB ye

girdikten sonra bakın nasıl birçok ülkeyi geride bıraktıklarına.

 

Peki bundan sonra Türkiye ne yapmalı ?

 

Türkiye süratle tüm sınır komşularından başlayıp yıllardır esmekte olan soğuk rüzgarların önünü keserek öncelikle ülkelerle pozitif diyalog ortamı başlatmalı bana göre.

 

Dünyada dost diyebileceği sadece iki ülke kalmış bir ülke nasıl olabilir ?Böyle bir durum Cumhuriyet tarihinde hiç görülmedi.

Son süreçte Biden yönetimiyle birlikte değişmeye başlayan bölge dengeleri Türkiye'yi de yakından ilgilendirecek bir dizi gelişmeye açık görünüyor. Ama Biden yönetimiyle bir buçuk aydır tek diyalog bile yok.

Belli ki ABD yönetimi bize ya Rusya, ya da ABD Nato ikilisi arasında tercih yap mesajı veriyor, bu soğuk uzak duruşuyla.

 

Görünen o ki Türkiye süratle dış politikada köklü yenilenmeye gitmesi gerekiyor. Tabi ki ülke çıkar ve menfaatlerini özenle gözeterek.

Ancak mevcut AKP iktidar ve mevcut zihniyetiyle bu beklentinin gerçekleşmesi oldukça zor hatta imkansız görünüyor.

 

Sayın Kemal Abdullahoğlu son soru olarak:

Türkiye Avrupa Birliğine girebilecek mi ?

 

Öncelikle şunun altını çizeyim. Elli yıllık bir hedef bu. Türkiye'nin hedefi AB ye girmek olmalıdır mutlaka. Ancak son 19 yıllık AKP hükümetleri Avrupa Birliğine giriş sürecinde istermiş gibi yapıp bu arada hiç bir somut şey yapmayarak ciddi ölçüde zaman kaybettirdi ülkeye.

Kanımca AKP Avrupa birliğine girmeyi özünde kesinlikle istemez. Çünkü zihniyetleri AB’den çok doğuya şarka yakındır, disiplin ve bilimsel planlamayı sevmezler.

Hayat ve sistem algıları AB standartlarıyla uyuşmaz temelde. Ama bu uyumsuzluğu açıkça ifade etmekten kaçınırlar.

 

Özetle ilk seçimde AKP iktidardan gitmeden ne dış politikadaki büyük yanlışlar biter, ne de Avrupa birliğine giriş sürecinde olumlu adım ve gelişme beklenebilir.

 

Kemal bey çok aydınlatıcı önemli değerlendirmeler yaptınız. Teşekkür ederiz.

Çok sağ olun, bu imkanı verdiğiniz için ben teşekkür ederim”. Dedi.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0252 412 2141