Can Yücel'e Borcumuz Var

Can Yücel'e Borcumuz Var
Geçtiğimiz Ağustos ayında Datça'nın vicdanı kanadı, ona kalbinden vurgun olanın mezarını parçaladı.Can Yücel Datça'yı da Datçalıları da çok sevdi. Datça halkı da onu kucakladı. O Datça toprağıyla hemhal olmayı şiiriyle vasiyet etti.

Beni kuzum Datça'ya gömün.
Geçin Ankara'yı İstanbul'u!
Oralar ağzına kadar dolu.
Alabildiğine pahalı
Örneğin Zincirlikuyu'da
Bir mezar 750 milyona
Burası nispeten ucuz
Ortada kalma ihtimali de yok
Hayır dua da istemez
Dediğim gibi beni Datça'ya gömün
Şu deniz gören mezarlığın orda
Gömü sanıp deşerlerse karışmam ama.

Hey gidi Can Baba hey! Sanki bildin istikbali, sebebini tam tutturamasan da oldu olan. Senin, yoksulun, baldırı çıplağın, bütün mağdurların haykırışını dile getiren şiirin bir defineydi. Kalemden bihaber, balyozla aşina şuursuz eller deşti mezarını.
Datça'nın yüzü kızardı utançtan, her türlü inanca, vicdana, dine, millete velhasıl insanlığa aykırı düşen mezar kırıcılığına mani olamadığından dolayı…
Failler Yakalanmış!
Şimdi öğrendik ki failler yakalanmış. CHP İlçe Başkanı Gökhan Sağır duyumlara dayanarak faillerin yakalandığını açıkladı. Yine duyumlar faillerin Eylül ayı sonunda yakalandıkları doğrultusunda.
Bu vicdanları kanatan barbarca eylemin faillerinin yakalanıp, adalete teslim edilmesi sevindirici olmuştur.
Ancak, farklı siyasi düşünceleriyle, inançlarıyla, dini etnik kimlikleriyle bir arada barışçı yaşam sürdüren Datça halkını üzen bu saldırının faillerinin yakalandığı an Mülki Makamlar tarafından açıklanması beklenirdi. Bu olmamıştır.
Bizler, bu üzücü olayı yaratan faillerin siyasi, etnik, dini, kültürel kimlikleri ne olursa olsun Datça'daki tüm siyasi parti, sivil toplum kuruluşları, sendikalar tarafından kınanması gerektiği kanaatindeyiz.
Mezara saldıranların kim olduğunu, neden yaptıklarını, yaptıranlar varsa kim olduğunu, Mülki Makamlar halka açıklamalıdır. Zira bu saldırı, farklı fikirleri veya kimlikleri kabullenmeyip kaba kuvvetle ezme yönteminin ta kendisidir. Bu olayın bütün yönleriyle açıklanması ve teşhiri, bir daha tekrarlanmasını engelleyecek, kaba kuvvete yönelenlerin cesaretini kıracaktır.
70 yılı aşkın süre önce, farklı etnik-dini kimliğe sahip olanların yaşadığı Dersim'de devletin uyguladığı şiddet ve katliamdan ötürü özür dilendiği bir eşikteyiz. Kuşkusuz geçmişten özür dilemenin gayesi benzer hatanın bugün ve gelecekte tekrarlanmamasıdır. Bugün yine farklı etnik-dini kimliğe sahip olanlar tahakküm altında ezilmekte, hukukun evrensel prensipleriyle bağdaşmayan davalarla hak arayanlar sindirilmek istenmektedir. Bu bakımdan Can Yücel'in mezarının kırılması da, Dersim'de yapılan gibi, farklı olana karşı şiddet kullanma zihniyetinin bir tezahürüdür.
Mülki Makamlardan açıklama bekliyor, hakikati bilmek istiyoruz. Zira biliyoruz ki, hakikatin karartıldığı, ertelendiği her yerde yalan baskın çıkacaktır.
 

O halde, Can Yücel'in dizelerinde dile getirdiği 'Ne kadar yalansız yaşarsak, o kadar iyi' sözlerine kulak verelim.
 
Bu saldırıyı bir kez daha kınıyor, davanın takipçisi olacağımızı beyan ediyoruz.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.