Yazarımız Oya D. Ustabaş, gazetecilik yaşamında 41 yılı geride bıraka usta gazeteci, ağabeyimiz Selçuk Kardaş'la söyleşti. Özellikle spor haberleriyle tanınan, 1972 yılında Münih Olimpiyat Oyunlarını, 1974'te ise Dünya Futbol Şampiyonasını Hürriyet gazetesi adına takip eden Selçuk Kardaş ile Oya D. Ustabaş'ı, birbirinden renkli anılar ve ünlülerle de dolu olan söyleşisi
SELÇUK KARDAŞ KİMDİR?
1933 Yılında Bergama'da doğdu. Babasının subay olmasından kaynaklanan tayinleri nedeniyle çocukluğu ve gençliği Elazığ, Malatya, Adapazarı, Kayseri, Balıkesir gibi değişik şehirlerde geçti. İlk ve Ortaokulu Adapazarı'nda bitirdi, Liseye Kayseri'de başladı. Babasının emekliliğinin ardından yerleştikleri İzmir'de Tepecik'te bulunan Motor-Makine Okulundan mezun oldu. Çocukluk yıllarından başlayarak spora olan tutkusu onu futbola yönlendirdi, lise yıllarında Mithatpaşa'da Metin Oktay'la top koşturdu. 1957 yılında askerliğini Yedek Subay olarak yaptı ve Garnizon Takımında futbol oynadı. Askerlik dönüşü TC.Devlet Demir Yolları Yol Atölyesinde göreve başladı, Demirspor Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. 1963 yılında DDY Şube Amiri iken, mesleğinde gelişme sağlayabilmek için 2 aylığına Almanya'ya gitti. Gidiş o gidiş
DDY'dan ayrıldı ve Almanya'da 11 yıl kaldı. İlk olarak Nato'ya ait Leopard Tanklarının yapım işinde çalıştı, 1964 yılında İşçi Derneği Genel Sekreterliği, 1965'te ise Hamburg Türk Evi Derneği kuruculuğu ve başkanlığını yaptı. Gazeteciliğe 1969 yılında Hürriyet Gazetesi Kuzey Almanya muhabiri olarak başladı. 1972 yılında Münih Olimpiyat Oyunlarını, 1974 yılında Dünya Futbol Şampiyonasını takip etti. Görevi nedeniyle birçok ünlü ile tanıştı, tüm Avrupa'yı gezdi. Türkiye'ye döndükten sonra 1975-1988 yılları arasında Hürriyet Gazetesi Matbaası (Cağaloğlu)Mekanik Servis Şefliği, İzmir Hür Holding AŞ. Teknik Müdürlüğü, Hürriyet Sanat Ürünleri ve Gösteri Merkezi Müdürlüğü görevlerinde bulundu. 1980-1981 yıllarında İzmir Karşıyaka Kulübü Atletizm Şubesinde yöneticilik yaptı. 1988 yılında emekli oldu ve Marmaris Altın Yunus Otelinde görev alarak Marmaris'e yerleşti. Basın yaşamına Marmaris'te çeşitli yerel gazete, dergi, televizyon ve radyolarda devam etti. Spor yorumları, haberleri ve köşe yazılarıyla Muğla Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu'ndan çeşitli ödüller aldı. Selçuk Kardaş evli, bir kız bir erkek çocuk sahibi ve dört torunu var.
HÜRRİYET KADROSUNDA OLMAK BANA GURUR VERİYORDU
- 19. Dünya Kupasının devam ettiği şu günlerde, 10. Dünya Kupasını yakından takip eden bir gazeteci olarak 1974 yılında yaşadığınız o heyecanlı günleri bizimle paylaşır mınız?
-Hem de seve seve paylaşırım. 1974'te yapılan 10. Dünya Kupası Almanya'da gerçekleşti. Ben de o yıllarda Almanya'nın Hamburg şehrinde Hürriyet Gazetesinin Kuzey Almanya Muhabirliğini yapıyordum. Beş yıllık çiçeği burnunda bir gazeteciydim. Nezihi Demirkent Hürriyet Gazetesi Genel Müdürüydü. 13 Haziran 1974'te Frankfurt'ta İstasyona yakın bir otelde yapılacak toplantıya beni de çağırdı. Dünya Kupasını takip edecek Hürriyet Gazetesi kadrosu Eşvak Aykaç, Samim Var, Gündüz Kılıç, Rıdvan Yelekçi, Doğan Koloğlu, Garbis Keşişoğlu gibi tanınmış isimlerden oluşuyordu. İşte o gün Türkiye'nin ilk tek seçici Teknik Direktörü Eşvak Aykaç'la birlikte çalışma görevini verdiler bana. Hamburg'daki Hannover maçlarını detaylı olarak verecektik. Hürriyet'in bu kadrosu içinde yer alıyor olmak benim için gurur verici bir çalışmaydı.
10. Dünya Kupasının bizce en büyük özelliklerinden biri Dünya Kupası Maçlarının Türkiye'de televizyondan ilk kez izlenebiliyor olmasıydı. TRT; Arman Talay, Çetin Çeki, Okan Uysaler, Aydın Köker, Tansu Polatkan, Ümit Aktan ve Halit Kıvanç gibi isimlerle Türkiye'ye maçları naklen veriyordu.
KUPADAKİ TEK GURURUMUZ DOĞAN BABACAN'DI
Türkiye 10. Dünya Kupası eleme gurubu karşılaşmalarında zayıf bir takım görüntüsü sergiledi ve başarılı olamadı. Lüksemburg'a bile 2-0 yenildik. O şampiyonada gururumuzu okşayan yegane olay bir Türk hakemi olan Doğan Babacan'ın finallerde görev almış olmasıydı. Babacan 3 maçı yönetti final maçlarında. İlk kırmızı kartı da Almanya-Şili maçında Şili'nin en iyi oyuncularından Caszelly'e göstermişti hiç unutmuyorum. Bu maçı 83 bin 593 kişi izlemişti.
KUPADAN SONRA AIPS KARTI ALDIM
Federal Almanya ve Hollanda arasında müthiş bir final maçı yaşandı. İngiliz Hakem John Taylor'un yönettiği maçta Cruyff , Beckenbaer ve Müller gibi o yılların yıldız futbolcuları top koşturuyordu. Almanlar maçı (2-1) kazanarak şampiyon oldu. Bu büyük başarı Almanya'yı adeta yerinden oynattı. Her köşede, her sokakta, her yerde zafer çığlıkları atılıyordu.
Finaldeki 38 maçı toplam 1 milyon 880 bin kişi izledi, bu maçlarda 325 futbolcu oynadı.
İlk kez katıldığım bu Dünya Kupasının ardından rahmetli Eşvak Aykaç ve Türkiye Spor Yazarları Başkanlığı yapan rahmetli Samim Var'ın önerileriyle AIPS (Uluslararası Spor Yazarları Derneği) kartı verildi bana, artık ben de bir spor yazarıydım.
Benim için bu Dünya Kupasını izlemek ve haberlerini yapmak unutulmaz bir anıdır.
SOPHİA LOREN'LE RÖPORTAJ YAPTIM
-Şu son günlerde Dünya Kupası herkesi sarıp sarmaladığı için söyleşimize futbolla başladık. Fakat Almanya'da bir basın mensubu olarak çalıştığınız yıllarda bir çok dalda haber yaptınız ve sanırım birçok değişik yüzle karşılaştınız.
-Almanya'da gazeteci olarak çalıştığım yıllarda Sophia Loren, Antony Quin, Avrupa Boks Şampiyonu Cemal Kamacı, Adamo, Alman Futbol milli takımının unutulmaz yıldızları ile tanışıp röportaj yapma şansım oldu. Sophia Loren'in gerçek bir yıldız olduğu yıllardı ve onunla tanışmak, söyleşmek, yanında durmak beni çok etkilemişti.
Ayrıca tabii Almanya'ya gelen politikacılar, çeşitli partilerin temsilcileri, sporcular, sanatçılar, dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ve Başbakanı Bülent Ecevit ile o yıllarda başarılı kalecilerimizden biri olan ve Hamburg futbol takımına transfer olan Özcan Arkoç gibi isimlerle de tanıştım ve haberlerini yapma şansına eriştim.
FOTOĞRAF MAKİNEMİ PARDESÜMÜN ALTINA GİZLEDİM
Kill'de Türk donanmasına teslim edilecek olan 3 hücum botun devir teslim töreninin haberini yapmak ve fotoğraflarını çekmek için neler yaşadığımı ise hiç unutamam. Bayrak teslim töreni kıyıdan 2 mil açıkta yapılıyordu. Fakat içeriye gazeteci alınmıyordu, ben de körfez vapurlarından birine binerek görüntü aldım. Bu beni tatmin etmedi. Türk gurubunun olduğu yere döndüm tekrar. Fotoğraf makinemi pardesümün altına gizledim, Nizamiye'deki memura Türk Kumandanı ziyarete geldiğimi söyledim. O sırada da şansıma nöbet değişimi vardı, bir şekilde içeri aldılar beni. Hemen hücum botların olduğu rıhtıma koştum. Komutan o zaman bana Gazetecileri bilirdim ama senin gibisini ilk defa görüyorum dedi. Bir hücum botun önünde erlerden birini, elinde bayrağımızla fotoğrafladım. Çocuk gibi sevinçliydim işi başardığım için. O zaman internet falan nerde, filmleri uçakla İstanbul'a gönderdim. Üç gün sonra haberim Hürriyet'te sür manşet olarak yayınlandı, keyfime diyecek yoktu.
SPOR YAŞAMIMIN BİR PARÇASI
-Siz Marmaris'te en çok yürüyen gazeteci olarak tanınıyorsunuz. Spor sizin için bir yaşam biçimi olsa gerek.
-Yediğimiz gıdalardan, topluma bakış açısına kadar sporun bir ilim olduğunu söylemek istiyorum. Sporu seviyorum, spor yaşamımın bir parçası, bu şekilde yaşayarak bu yaşta böyle sağlıklıysam çevreme iyi örnek olabiliyorum, bir modelim diyebilirim.
Ben sporun hemen hemen tüm dallarında önce bir sporcu, sonra bir idareci ve gazeteci olarak bir fiil bulundum. Spor dahil hiçbir haberi oturduğum yerden yapmadım. Sporcuları yakından tanıdım, idarecilerin imkansızlıklarına tanık oldum, imkanların nasıl olması gerektiğini söyledim, yazdım.
Fethiye'de Baba Dağ'dan 1796 metre yükseklikten yamaç paraşütüyle atladım. Deniz paraşütüyle havalandım. Tüm bunları kamerayla tespit ettim. Bu görüntüler televizyonlarda yayınlandı.
MARMARİS SU SPORLARI MERKEZİ OLABİLİR
-Marmaris sizi daha çok spor dallarında yaptığınız haberler ve yazılarla tanıdı. Sporla yakından ilgili bir yazar olarak Marmaris'te spor olması gerektiği yerde mi sizce?
-Marmaris'te çeşitli spor dallarıyla marka olabilir. Denizi olan ve deniz sporlarıyla öne çıkabilecek bir kent Marmaris. Su sporlarının merkezi olabilir. Marmaris'te her yıl 11 bin 157 öğrenci çeşitli spor dallarında müsabakalara katılıyor. Oysa 3 futbol sahamız, bir kapalı salonumuz, bir de havuzumuz var.
Birinci ligden indirilen kız voleybol ve ikinci ligden düşürülen futbol takımı Marmaris'in spordaki ismini yok etti.
Marmaris'te tüm spor bilim adamlarının toplanacağı bir Spor Paneli düzenlenebilir. Belediye, spor branşlarına göre kulüp faaliyetlerini yeniden hayata geçirebilecek bir yol haritası çizmeli.
SPOR YAPACAK ÇOCUKLARI İDARECİLER BİLİNÇLİ YÖNLENDİRMELİ
-Marmaris'te alt yapı ve yaz spor okullarına kayıt olacak çocuklarımızla ilgili neler söylemek istersiniz?
-Anne babaların kendilerinin yapamadıkları sporları kızlarına oğullarına yaptırmak amacıyla spor okullarına götürürler. Benim çocuğum yüzücü, basketbolcu, voleybolcu olsun isterler. Erkek çocuklar için buna bir de futbol eklerler.
Spor bilimi burada devreye girmeli işte. Çocukların kas ve kemik yapıları mutlaka göz önünde bulundurulmalı ve idareciler alt yapı ve spor okullarına gelen müracaatları buna göre değerlendirerek aileleri ve çocukları yönlendirmeli.
Ben yıllarca bu konuda yazdım çizdim, radyo ve televizyonlardan bu konunun üzerine gidilmesi gerektiğini vurguladım.
Yaşayan efsane
Selçuk Kardaş 10. Dünya Kupasında Hürriyet Muhabiriydi
İlk yorum yazan siz olun