Ümit Özhan’ı Geç Tanıdım, İyi Tanıdım

Temel Irmak yazdı

Ümit Özhan…

Atlas’ın dedesi, Cihangir ile Baturay’ın babası; ailesine, evlatlarına ve dostlarına bağlı bir insan.

Ben Ümit Özhan’ı açıkçası geç tanıdım.

Datça Beton’u yıllardır biliyordum elbette. Bölgede yaşayan biri olarak ismini duymamak mümkün değildi. Ancak benim inşaat işleriyle pek ilgim olmadı. Beton almadım, inşaat yapmadım. Dolayısıyla şirketin sahipleriyle de geçen seneye kadar yollarımız kesişmemişti.

Sonra hayat bizi bir şekilde aynı masaya getirdi. Aslında bu tanışıklığın kapısını açan kişi Cihangir oldu.

Cihangir’in Marmaris Belediyesi Spor Kulübü yönetiminde görev alması, özellikle basketbol şubesinden sorumlu olmasıyla birlikte daha sık görüşmeye başladık. Spor konuşurken Marmaris’i konuştuk, Marmaris’i konuşurken dostluklar kuruldu. Ardından Ümit Özhan’la tanıştık.

Ve şunu bir kez daha gördüm:

İnsanları tanımak için bazen yıllara ihtiyaç yok. Bir insanın nasıl konuştuğuna, karşısındaki insana nasıl davrandığına, ailesinden nasıl söz ettiğine, dostlarına nasıl sahip çıktığına bakarsınız… Gerisi zaten kendiliğinden ortaya çıkar.

Ümit Özhan’ı tanıdıkça sadece başarılı bir iş insanıyla değil, ailesine son derece bağlı bir eş, baba ve dede ile karşılaştım.

Yanında yıllardır hayatı paylaştığı eşi Sevda Özhan var. Bir ailenin huzurunda, evlatlarının yetişmesinde, torunların etrafında oluşan o sıcaklığın arkasında çoğu zaman görünmeden büyük emek veren bir anne vardır. Özhan ailesine baktığınızda da o aile sıcaklığını hemen hissediyorsunuz.

Hele torunu Atlas…

Aslında Ümit Bey’le ilk gerçek diyaloğumuzun kahramanı da Atlas olmuştu.

Marmaris Belediyesi Spor Kulübü’nün bir antrenmanında Atlas’ın videosunu çekmiştim. Ona, “En büyük Beşiktaş mı, Galatasaray mı?” diye sordum.

Atlas hiç düşünmeden:

“Galatasaray!” dedi.

Videoyu yayınladıktan sonra Ümit Bey benden o görüntüyü istedi. İşte ilk diyaloğumuz böyle başladı.

Atlas’la kurduğum o küçücük iletişim, zamanla bütün aileyi kapsayan güzel bir tanışıklığa dönüştü.

Dede olmak başka bir şeydir derler. İnsan çocuklarını büyütür ama torun geldiğinde kalbinin bambaşka bir köşesi açılır. Ümit Özhan’da da bunu açıkça görmek mümkün. Atlas’tan söz edildiğinde yüzündeki ifade zaten her şeyi anlatıyor.

Atlas’ın annesi, Cihangir’in eşi Sevda Esenkaya Özhan da bu güzel aile tablosunun önemli parçalarından biri.

Bir annenin evladına gösterdiği sevgi ve özen, bir eşin ailesine kattığı huzur bazen uzun uzun anlatılmaz. Ailenin birbirine davranışına baktığınızda zaten görürsünüz.

Sonra Cihangir’i daha yakından tanıdım.

Bir babanın evladına bırakacağı en büyük mirasın sadece şirket, para ya da mal olmadığını Cihangir’e baktığınızda bir kez daha görüyorsunuz.

Asıl miras karakterdir. İnsan ilişkileridir. Nezakettir. Yaşadığınız şehre karşı sorumluluk duymaktır.

Cihangir’in Marmaris Belediyesi Spor Kulübü’nde sorumluluk alması, gençlerin ve basketbolun içinde bulunması da bana göre bu aile anlayışının bir yansıması.

Çünkü bir şehre katkı sadece bina yapmakla, yatırım yapmakla olmaz. Bazen bir gencin formasında olursunuz, bazen bir çocuğun spor yapmasına vesile olursunuz. Bazen tribünde alkışlayan bir baba, bazen kenardan destek veren bir ağabey olursunuz.

İşte şehir dediğimiz şey biraz da böyle büyür.

Bir de Baturay Özhan var…

Kendisini Yalancı Boğaz mevkiindeki GAIA’s Beach vesilesiyle tanıma fırsatım oldu. Birkaç kez denize gitmiştim; orada sohbet etme ve kendisini daha yakından tanıma imkânım oldu.

Cihangir de Baturay da son derece nazik, kibar, insan ilişkileri güçlü iki evlat. Ağızlarından bir tek ters kelime çıktığını görmedim.

İnsan ister istemez düşünüyor:

İki evlat da böyleyse onları yetiştiren anne ve babaya dönüp bakmak gerekir.

Ümit Özhan ile Sevda Özhan’a…

Çünkü bazı şeyler sonradan öğrenilmiyor. Evde görülüyor, aileden geliyor. Terbiye, saygı, insanlara yaklaşım… Bunlar bir anne ile babanın evladına bırakabileceği en kıymetli miraslardan biri.

O nedenle buradan açıkça söylüyorum:

Cihangir ile Baturay gibi iki evlat yetiştiren Ümit Özhan ile Sevda Özhan’ın ellerinden öpülür.

Ümit Abi…

İlk karşılaştığımızda elini öpeceğim.

Sevda Annemin de…

Çünkü mesele sadece iş hayatındaki başarı değil. Asıl başarı, arkanızdan iyi konuşulan evlatlar yetiştirebilmektir.

Ben gazetecilik hayatım boyunca çok insan tanıdım. Makam sahipleri gördüm, servet sahipleri gördüm. Çok konuşanları da gördüm, hiç konuşmadan iş yapanları da…

Yıllar bana şunu öğretti:

İnsanın değeri kartvizitinde yazan unvanla ölçülmüyor. Masadan kalktığınızda arkasından ne söylediğinizle ölçülüyor.

Ümit Özhan’la tanışıklığımız çok eski değil. Ama bazı dostlukların yaşı takvimle ölçülmez. Samimiyetle ölçülür, güvenle ölçülür, insanlıkla ölçülür.

Belki daha önce yollarımız kesişseydi daha önce tanışacaktık. Olmadı. Demek ki zamanı şimdiymiş.

Ben Ümit Özhan’ı geç tanıdım. Ama tanıdığıma da memnun oldum.

Çünkü insan hayatının belli bir döneminden sonra çevresindeki insanların sayısına değil, niteliğine bakıyor. Kalabalıklar önemini kaybediyor, gerçek insanlar değer kazanıyor.

Ümit Özhan da benim için geç tanıştığım ama kısa zamanda gönül haneme yazdığım insanlardan biri oldu.

Sevda Özhan’ıyla, Cihangir’iyle, Sevda Esenkaya Özhan’ıyla, Baturay’ıyla, Atlas’ıyla güzel bir aileyi tanımış oldum.

Allah ailelerinin huzurunu, bizim de dostluğumuzu daim etsin.

Geç tanıştık Ümit Abi…

Ama iyi ki tanıştık.

Allah’a emanet olunuz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Köşe Yazıları Haberleri