Kahramanlar hayal ürünüdür. Konuşmalar kurgudur.
Mekân yine bizim meşhur masa…
Masada kimler var?
Temel Reis… Physkoslu Şişko Nuri… Gökbelli Hanzo… Sakar Şakir…
Çaylar geldi, sohbet başladı.
Physkoslu Şişko Nuri: “Temel Reis, kaç gündür görünmüyordun. Nerelerdeydin gari?”
Temel Reis: “Çarşamba’daydım Nuri.”
Sakar Şakir: “Ula Reis, sen Çarşamba’ya gittin, Marmaris’i sel aldı! Yoksa bu yağmurun sebebi de sen misin?”
Gökbelli Hanzo: “Şakir, adam daha yeni gelmiş. Bi dur gari! Hemen başladın.”
Temel Reis: “Dayımın eşi Hüsne yengem vefat etti. Cenazesine gittim.”
Bir anda masada sessizlik oldu.
Gökbelli Hanzo: “Başınız sağ olsun Reis. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.”
Physkoslu Şişko Nuri: “Allah sabır versin Reis. Ölümün şakası olmaz.”
Sakar Şakir: “Başın sağ olsun Reis. Ben nereden bileyim? Lafı ağzıma aldım, pişman oldum.”
Temel Reis: “Sağ olun arkadaşlar. Hayat böyle işte. Bir gün gülüyorsun, ertesi gün ağlıyorsun. Daha dün annemi kaybetmiş gibi hissederken şimdi de yengemi uğurladım.”
Physkoslu Şişko Nuri: “Reis, apar topar mı gittin Çarşamba’ya?”
Temel Reis: “Öyle Nuri. Ama sağ olsun, Marmaris’in gönlü zengin insanı Kamil Çakır beni Bodrum Havalimanı’na yetiştirdi. Böyle acılı günlerde insanın yanında olan dostlarının kıymeti bir başka oluyor. Kamil abime buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.”
Gökbelli Hanzo: “İşte dostluk budur Reis! İnsanın zor gününde yanında olan, yardımına koşan insan unutulmaz.”
Physkoslu Şişko Nuri: “Vallahi Reis, herkes iyi günde dost olur. Önemli olan kötü günde kapını çalan, elinden tutan insanın olması.”
Sakar Şakir: “Ula Reis, Kamil abi seni havalimanına yetiştirmiş. İyi ki bana haber vermedin, ben seni götürmeye kalksam uçağı kaçırırdık!”
Gökbelli Hanzo: “Sen daha boynundaki teybi taşıyamıyorsun Şakir, Temel Reis’i nasıl yetiştireceksin?”
Masada hafif bir tebessüm oluştu.
Temel Reis: “İşte arkadaşlar, insanın gönlü zengin olacak. Kamil Çakır gibi insanların varlığı insana güven veriyor. Allah böyle dostların eksikliğini göstermesin.”
Physkoslu Şişko Nuri: “Reis, senin de yüzün gülmüyor kaç zamandır. Eskiden masaya oturunca hemen birilerine takılırdın.”
Temel Reis: “Nuri, insanın içinde fırtınalar koparken dışarıdan gülmesi kolay değil. Ama hayat devam ediyor.”
Gökbelli Hanzo: “Reis, insan yaş aldıkça sevdikleri azalıyor, hatıraları çoğalıyor.”
Temel Reis: “Doğru dedin Hanzo. Annemle Hüsne yengem şimdi aynı topraklarda. İkisi de geride güzel hatıralar bıraktı.”
Sakar Şakir: “Reis, sen üzülme. İstersen şu boynumdaki teypten bir Hakkı Bulut çalayım, dertlerimizi paylaşalım.”
Gökbelli Hanzo: “Ula Şakir! Adam zaten hüzünlü, sen bir de Hakkı Bulut açıp iyice ağlatacaksın!”
Physkoslu Şişko Nuri: “Şakir, sen şu teybi bir gün çıkar da boynundan, dünya biraz sessizlik görsün!”
Sakar Şakir: “Ne edeyim gari? Benim de sermayem bu teyip! Kiminin kalemi var, kiminin çenesi var, benim de teyibim var!”
Temel Reis hafifçe gülümsedi.
Temel Reis: “İşte bu yüzden sizleri seviyorum. Biriniz kızdırıyor, biriniz güldürüyor, biriniz düşündürüyor.”
Gökbelli Hanzo: “Reis, dostluk da böyle bir şey değil mi? Acıda da sevinçte de aynı masada oturabilmek.”
Temel Reis: “Öyle Hanzo. İnsan yaşadıkça anlıyor. Makamlar geçici, paralar geçici, alkışlar geçici. Ama gerçek dostluk ve güzel hatıralar kalıcı.”
Physkoslu Şişko Nuri: “Peki Reis, Çarşamba’da yağmur çok muydu?”
Temel Reis: “Çoktu Nuri. Ama bu defa benim içime yağan yağmur daha fazlaydı.”
Sakar Şakir: “Reis, senin gözyaşlarını bilmem de ben Çarşamba deyince hâlâ seli düşünüyorum!”
Gökbelli Hanzo: “Şakir, senin beynini de sel almış galiba!”
Masada kahkahalar yükseldi.
Temel Reis çayından bir yudum aldı, arkadaşlarına baktı.
Temel Reis: “Gülün arkadaşlar, gülün. Hayat kısa. Bugün aynı masadayız, yarın kimin nerede olacağını Allah bilir. Birbirimizin kıymetini yaşarken bilelim.”
Sakar Şakir: “Tamam Reis, o zaman çaylar benden!”
Physkoslu Şişko Nuri: “Ula Şakir, senin cebinde para mı var?”
Sakar Şakir: “Para yok ama gönlüm zengin!”
Gökbelli Hanzo: “Desene hesap yine Temel Reis’e kaldı!”
Temel Reis: “Ula ben Çarşamba’dan geldim, siz hâlâ benim cüzdanıma göz dikmişsiniz! Gönül zenginliği Kamil Çakır'da var, sizde sadece çay içme zenginliği var!”
Ve bizim meşhur masada bir kez daha hüzünle kahkaha birbirine karıştı.
Çünkü hayat bazen gözyaşı, bazen tebessümdü.
Ama en önemlisi, insanın iyi gününde de kötü gününde de yanında olacak gönül dostlarının bulunmasıydı.
Temel Reis’ten günün sözü: “Dostluk, güzel günlerde aynı masada oturmak değil, zor günlerde birbirinin yardımına koşmaktır. Gönül zenginliği de işte budur!”
Kalın sağlıcakla, gönüldostlarım…