Siyasette Değişim: Dün Vardı, Bugün Var, Yarın da Olacak

Siyaset, adı üstünde, fikir ve çözüm üretme sanatıdır.
Demokrasilerde parti değişimleri, farklı düşünce arayışları ve yeni yol arayışları doğal süreçlerdir. Önemli olan hangi partide olunduğu değil; millet için ne üretildiği, hangi değerlerin savunulduğu ve nasıl bir duruş sergilendiğidir.


Kişiler gelir geçer, fakat esas olan ilke, vizyon ve halka hizmettir.
Siyaset, koltuk değil sorumluluk işidir.


Milletvekilleri, belediye başkanları ve parti üyeleri mevcut partilerinden istifa edip başka bir partiye geçebilir. Bu durum demokrasinin doğasında vardır ve yalnızca Türkiye’ye özgü değildir.


Batı siyasetinin temelleri, “Siyaset Bilimi’nin Babası” olarak kabul edilen Aristoteles’e (M.Ö. 384–322) kadar uzanır. Aristoteles, siyaseti sistemli biçimde tanımlayan ilk düşünürlerden biridir.


Elbette onun döneminde siyasi partiler yoktu. “Acaba Aristoteles de parti değiştirdi mi?” sorusu bu yüzden sadece bir espri olabilir. Ancak onun ortaya koyduğu fikirler, bugünkü siyasi çoğulculuğun da felsefi zeminini oluşturur.


Türkiye’de çok partili hayata geçişin temeli, 1946 yılında Cemiyetler Kanunu’nda yapılan değişikliklerle atılmıştır. Bu düzenlemelerle dernek, sendika ve cemiyetlerin kurulması kolaylaşmış; farklı siyasi partilerin ortaya çıkmasının önü açılmıştır.


İsmet İnönü’nün çok partili sisteme geçişte istekli davranmasıyla, 1945–1950 yılları arasında 28 farklı siyasi parti kurulmuştur.


Bugün ise Türkiye’de 100’ün üzerinde siyasi parti bulunmaktadır. Ancak bunların yalnızca 8–10 tanesi kamuoyunda aktif biçimde bilinmektedir.


Bu tablo bize şunu göstermektedir:
Siyasette değişim, dönüşüm ve geçişler yeni değildir. Dün de vardı, bugün de var, yarın da olacak. Önemli olan, bu değişimlerin hangi ilke ve amaç doğrultusunda yapıldığıdır.


Siyasetçi parti değiştirebilir. Zamanla fikir ayrılıkları yaşayabilir. Çünkü siyasetin hamuru insandır. İnsan varsa siyaset vardır.


Ancak bugün kullanılan siyasi dili sevmiyorum.
Nerede Türkeş’in vakarı, Demirel’in devlet aklı, Özal’ın vizyonu, Ecevit’in dürüstlüğü, Erbakan’ın inancı?


Bugün siyasetin yeniden saygıya, nezakete ve erdeme ihtiyacı var.


Çünkü siyaset, bir makam yarışı değil; millete hizmet yolculuğudur.
Allah'a emanet olunuz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Köşe Yazıları Haberleri