Sinemada Kuşaklar Arası Köprü: Halil Ergün

Sinema sadece perdede izlediğimiz filmlerden ibaret değildir. Asıl sinema; o filmlerin arkasındaki emekte, yaşanmışlıklarda ve ustaların hafızasında saklıdır. İşte bu yüzden bazı sohbetler, yıllar süren bir sinema yolculuğunun özeti gibidir.

Geçtiğimiz günlerde Taş Film'in sahibi ve yönetmeni İhsan Taş'ın İstanbul Ulus'taki ofisinde, Türk sinemasının usta isimlerinden Halil Ergün ile uzun ve samimi bir sohbet etme fırsatı buldum. Aynı masada geçmiş, bugün ve gelecek konuşuldu. Yeşilçam'ın ruhu, yeni dönemin sinema anlayışı ve Türk sinemasının yarınları üzerine fikir alışverişinde bulunduk.

Bu buluşmanın benim için ayrı bir anlamı daha vardı. Halil Ergün'e kitabımı imzalayarak hediye ettim. Sayfalarını dikkatle incelemesi, satırların arasında durup düşünmesi beni mutlu etti. Gülümseyerek, "Abi, hangi sayfayı okuyorsun?" diye sordum. O samimi an, sohbetimizin en güzel karelerinden biri olarak hafızamda yer etti.

Halil Ergün konuşurken, sadece bir oyuncuyu değil; Yeşilçam'ın yaşayan hafızasını dinliyorsunuz. Onun anlattıkları, setlerin disiplinini, dostluklarını, fedakârlıklarını ve sanatın emekle yoğrulan tarafını yeniden hatırlatıyor. Bugün hızla tüketilen birçok değerin aksine, o kuşağın sinemaya bakışı sabır, saygı ve fedakârlık üzerine kurulmuş.

İhsan Taş ise genç kuşağın üretim anlayışını temsil ediyor. Geçmişin birikimini geleceğe taşıma konusundaki heyecanı ve sinemanın özünden kopmaması gerektiğine dair düşünceleri dikkat çekiciydi. Bir yanda Yeşilçam'ın yaşayan ustası, diğer yanda yeni dönemin yapımcısı... Aslında o masada iki kuşak değil, Türk sinemasının geçmişi ile geleceği buluşuyordu.

Sohbet sırasında Halil Ergün'ün ofis balkonunda güvercinleri ve kargaları beslemesini izledim. Küçük gibi görünen bu ayrıntı bana çok şey anlattı. Gösterişten uzak, doğayla iç içe, samimi bir insan... Belki de gerçek sanatçıyı farklı kılan en önemli özelliklerden biri de budur.

80 yaşına yaklaşmış olmasına rağmen dinçliği, enerjisi ve güçlü hafızası gerçekten etkileyiciydi. Saatler süren sohbet boyunca yıllar öncesini dün gibi anlatması, sanatın insanı nasıl diri tuttuğunu gösteriyordu.

Bugün sinema teknolojisi gelişiyor, dijital platformlar çoğalıyor, yapım biçimleri değişiyor. Ancak değişmeyen bir gerçek var: Sinemanın temelini insan oluşturur. Hikâyeyi yaşatan da, ona ruh veren de insandır.

Bu nedenle yapımcılara yıllardır söylediğim bir çağrıyı bir kez daha yineliyorum: Yeşilçam'ın emektarlarını unutmayın. Onları sadece özel günlerde hatırlamayın. Setlere davet edin, projelerde yer verin, genç oyuncularla aynı karede buluşturun. Çünkü bir ülkenin sinema hafızası, yaşayan ustalarına gösterdiği vefayla ölçülür.

Halil Ergün gibi isimler yalnızca başarılı oyuncular değildir; onlar Türk sinemasının hafızası, kültürü ve vicdanıdır. O hafızayı yaşatmak ise hepimizin ortak sorumluluğudur.

Allah'a emanet olunuz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Köşe Yazıları Haberleri