Özdağ, konuşmasına Muğla’nın coğrafi konumu, doğal zenginlikleri, tarihi mirası ve ekonomik potansiyeliyle Türkiye’nin en stratejik şehirlerinden biri olduğunu vurgulayarak başladı. Muğla’nın sadece bir turizm destinasyonu değil, aynı zamanda korunması gereken bir “kültür havzası” olduğunu belirten Özdağ, yanlış politikalar nedeniyle kentin ciddi bir kırılma riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Çevre sorunlarına dikkat çeken Özdağ, turizm faaliyetlerinin doğal kaynaklar üzerinde baskı oluşturduğunu belirterek suyun yeniden kullanımı, yağmur suyu hasadı, alternatif enerji ve geri dönüşüm uygulamalarının yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.
Su kaynakları konusunda da uyarılarda bulunan Özdağ, artan turizm, tarım ve enerji faaliyetlerinin su tüketimini artırdığını, özellikle termik santrallerin su kullanımı ve kirliliğinin içme suyu güvenliğini tehdit ettiğini dile getirdi. Muğla’nın ciddi bir kuraklık riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
Tarım alanlarının daraldığına dikkat çeken Özdağ, turizm ve madencilik faaliyetlerinin özellikle Bodrum ve Milas başta olmak üzere birçok bölgede tarım arazilerini tehdit ettiğini söyledi. İmar politikalarının da bu süreci hızlandırdığını belirten Özdağ, yanan orman alanlarının yapılaşmaya açılmasının büyük bir sorun olduğunu ifade etti.
2021 yılında Türkiye’de en fazla orman yangınının Muğla’da yaşandığını hatırlatan Özdağ, yangınların yalnızca ormanları değil, biyolojik çeşitliliği ve ekonomik faaliyetleri de olumsuz etkilediğini kaydetti.
Jeolojik risklere de değinen Özdağ, özellikle Fethiye’de yoğun yağışlar sonrası oluşan sel riskine dikkat çekerek altyapı eksikliklerinin giderilmesi gerektiğini söyledi.
Ulaşım konusunda deniz yolu taşımacılığının yetersiz olduğunu belirten Özdağ, Bodrum’un diğer turizm merkezleriyle bağlantısının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Yaz aylarında Bodrum, Fethiye ve Marmaris’te trafik yoğunluğunun ciddi boyutlara ulaştığını da sözlerine ekledi.
Özdağ ayrıca, yürüyüş ve bisiklet yollarının yetersizliğine, turizm bölgelerinde sağlık hizmetlerinin yaz aylarında yetersiz kalmasına ve kırsal mahallelerin yaklaşık yüzde 25’inde internet erişimi bulunmamasına dikkat çekti.
Ekonomik başlıklara da değinen Özdağ, Muğla’nın çam balı üretiminde dünya lideri olmasına rağmen son yıllarda üretimde düşüş yaşandığını, su ürünleri sektöründe ise artan yem maliyetlerinin üreticiyi zorladığını ifade etti.
Sosyal sorunlara da değinen Özdağ, yüksek boşanma oranları ve yaşlı nüfusun artışıyla birlikte huzurevi kapasitesinin yetersiz kaldığını belirtti. Muğla Çevre Koruma Vakfı (MUÇEV) ile ilgili iddialara da değinen Özdağ, kıyıların şeffaf olmayan yöntemlerle devredildiği yönündeki eleştirileri dile getirdi.
Konut krizine dikkat çeken Özdağ, Muğla’da ortalama konut fiyatlarının 8 milyon TL’yi aştığını, buna karşın gelir seviyesinin aynı oranda artmadığını söyledi. TÜİK verilerine göre yıllık ortalama gelirin bir konutun yalnızca yaklaşık 5 metrekarelik kısmına karşılık geldiğini belirten Özdağ, bunun ciddi bir barınma krizine işaret ettiğini vurguladı.
Özdağ, konuşmasının sonunda Muğla’nın sorunlarının yalnızca yerel değil, çevresel, sosyal ve ekonomik boyutları olan bütüncül bir mesele olduğunu belirterek, çözüm için merkezi hükümet, yerel yönetimler, sivil toplum ve özel sektörün birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade etti.