“ŞEKER HASTASI OLDUM”

1996 yılının Eylül ayında da artık annemin de emekli olmasıyla Marmaris'e yerleştik. Ailece Marmaris'i çok seviyorduk ve burada yaşamayı seçtik.

“HAYATIM MÜZİK OLDU”

NİLGÜN KALE KİMDİR?
1965 Samsun doğumlu. İlkokulu Samsun'da, Ortaokulu İstanbul'da, Liseyi Samsun'da bitirdi. Samsun Belediye Konservatuarından mezun oldu ve Samsun Belediye Konservatuarı İcra Heyetinde ve Samsun Musiki Cemiyetinde görev aldı. Burdur Musiki Cemiyeti'nde koro şefliği yaptı. 1996 yılında Marmaris'e yerleşerek ilk olarak değerli bestekarlarımızdan rahmetli İrfan Özbakır'ın kurduğu koroda çalışmalarına devam etti, koro şef yardımcılığı görevini üstlendi. 2002 yılında aynı koronun Marmaris Musiki Derneği çatısı altında toplanmasıyla, koro şefliği görevine getirildi. Müziğe aile büyüklerinin müzik sevgisi ve ilgisiyle gönül verdi. İlkokul 4. sınıfta mandolin dersleri almaya başladı. Müzik dersinde daima başarılı oldu, okul korolarında görev aldı. Konservatuara girdiğinde iyi bir müzik bilgisi vardı, bu bilgisini konservatuarda aldığı eğitimle pekiştirince hayatı müzik oldu. Türk Sanat Müziğinin gelecek nesillere taşınması gerektiğine inanıyor. Bu nedenle koro çalışmalarına ve etkinliklerine önem veriyor. Kendisini en iyi ifade eden eserin Sadettin Kaynak'ın “Dertliyim ruhuma hicranımı sardım ya yine” olduğunu söylüyor. Nurel Kale ile evli olan Nilgün Kale, halen Marmaris Musiki Derneği Korosunda şef olarak görevini başarıyla sürdürüyor. Bunun yanında Çocuk Korosu çalıştırıyor ve Engelli Çocuklara müzik öğretmenliği yapıyor ve ut dersleri veriyor.

“AİLE BÜYÜKLERİM UT ÇALARDI, MÜZİĞE BÖYLE GÖNÜL VERDİM”
- Hayatı müzik olan birine ilk sorum ne olabilir ki, nasıl başladı müzik yaşamınız olacak ilk sorum?
-İlginçtir ama, müzik kadar el sanatlarına da bir yatkınlığım vardı. Çocukluk ve gençlik yıllarımda örgü, dikiş, nakış her şey gelirdi elimden. Zaten lisede el sanatları bölümünde okudum. Böyle olmasına müzik de ilgimi çekiyordu ve yetenekliydim. Çevremdeki herkes kulağımın ve sesimin iyi olduğunu söylerdi. Liseyi bitirince ailemin ve arkadaşlarımın teşvikiyle 1981 yılında konservatuar sınavlarına girdim ve kazandım. Samsun Belediye Konservatuarında 4 yıl Türk Sanat Müziği dalında eğitim gördüm.

-Lisede el sanatları okuyup, konservatuar eğitimine yöneldiniz. Hayatınızın büyük bölümünü kaplayan müzik, hatta hayatınız olan müzik, sizin için aşk olamaya ne zaman başladı? Ailenizde müzikle ilgilenen var mıydı?
-Sülalemde müziğe, musikimize gönül veren çok kişi var. Anneannem, babaannem ve dedem ut çalardı. Bu ortamda büyüdüm. İlkokul 4. sınıfta mandolin dersleri alarak başladım müziğe ve okul hayatım boyunca müzik derslerinde daima başarılıydım. Devamlı okul korolarında görev aldım. Konservatuara girdiğimde iyi bir müzik bilgim vardı. Bir de Türk Sanat Müziği eğitimi alınca, ondan sonra artık hayatım müzik oldu.
Ama size bir sır vereyim, şimdi anlatacağım güzel bir anım var ve bunu hatırladıkça, anlatırken daima gülerim.
Konservatuara girmeden önce, gençlik yıllarımda hep taverna müzikleri dinlerdim. O tür müzikler popülerdi. Ferdi Özbeğen'i çok severdim. Konservatuar sınavlarında benden şarkı söylememi istediklerinde Ferdi Özbeğen'in yorumladığı “Gündüzüm seninle, gecem seninle” isimli eseri söyledim. Çok da çekingen bir yapım vardı. Ben şarkıyı söylediğimi zannediyorum, hoca “Hadi söylesene kızım” diyor. Meğer sesim çıkmıyormuş heyecandan. Neyse sonunda şarkıyı söyleyip bitirdim. Hoca “Hadi şimdi de başka bir makamdan şarkı oku” dedi. Şok oldum tabii, ama belli etmedim, şu makam bu makam o zaman tam bilgim yok. Yine Ferdi Özbeğen'in söylediği “Bir gönül vardı bende henüz aşkı tatmamış” isimli eseri söyledim. Sonradan öğrendim ki ilk eser nihavent, ikinci eser rast makamındaymış. Makamlarını bilmeden, şansa seçip söylediğim şarkılardı oysa.

-Eşiniz de ut çalıyor sanırım…
-Eşim Nurel Kale de ut çalıyor, müzisyen. Nurel de daha önceki yıllarda korodaydı. Zaten koro çalışmaları sırasında tanıştık ve 2005 yılında evlendik.

“TÜRK SANAT MÜZİĞİNİ ÇOK SEVİYORUM”
-Ut dersleri de verdiğinizi biliyoruz…
-Evet nota, nazariyat ve ut dersleri veriyorum. Türk Sanat Müziğini çok seviyorum ve bu işe gönül vermiş bir eğitmen olarak, müziğimizi sevdirmemiz, gelecek nesillere taşımamız gerektiğine inanıyorum. Bunun için de müziğimizi seven ve öğrenmek isteyen herkese yardımcı olmak beni çok mutlu ediyor.

-Konservatuardan mezun olduktan sonra konservatuarda devam etti mi çalışmalarınız?
-Mezun olduktan sonra, 1989 yılına kadar Samsun Belediye Konservatuarı İcra Heyetinde çalışmalarıma devam ettim. Aynı yılın sonlarına doğru babam emekli oldu. Kardeşim de üniversiteyi kazanınca Burdur'a yerleştik.

-Kuzey'den güneye ilk yolculuğunuz böylece başlamış oldu.
-Evet güneye yolculuğumuzda ilk durağımız Burdur oldu. Burdur'a yerleşmemiz üzerine beni de Burdur Musiki Cemiyeti'ne koro şefi olarak atadılar. Üç yıl buradaki çalışmalarım devam etti, sonra yeniden Samsun'a döndük. Tabii müzik çalışmalarım sürdü. Samsun Musiki Cemiyeti'nin koro çalışmalarına katıldım. 1996 yılının Eylül ayında da artık annemin de emekli olmasıyla Marmaris'e yerleştik. Ailece Marmaris'i çok seviyorduk ve burada yaşamayı seçtik.

“ŞEKER HASTASI OLDUM”
-Marmaris'te müzik çalışmalarına nasıl başladınız?
-O yıllarda değerli bestekarlarımızdan rahmetli İrfan Özbakır'ın kurmuş olduğu koronun varlığını duyunca, gidip tanıştım ve hemen koro çalışmalarına katıldım. 2002 yılında koro bir çatı altında toplanması ve çalışmaların daha düzenli yürütülebilmesi için Marmaris Musiki Derneği kuruldu. Bana da koro şefliği görevini verdiler. Bildiğiniz gibi halen de bu çalışmalarımıza devam ediyoruz.

-O yıllarda sizi üzen bazı olaylar yaşadınız. Söz etmek ister misiniz?
-Evet bazı tatsız olaylar yaşandı. Detaylardan söz etmek istemiyorum. Yaşanan olayların ardından koro çalışmalarına bir süre ara verdim ve Özbek Güzel Sanatlar Korosunu kurdum. Bir dönem bu çalışmalarım sürdü, bir de konser verdik. O sırada eski koro şefinin İstanbul'a gitmesi ile koronun başına getirildim. 2 yıl süre ile çalışmalarımız ve konserlerimiz devam etti, hatta o arada yurtdışında da bir konser verdik. Eski koro şefi tekrar Marmaris'e geldi. Bazı tatsızlıklar yaşandı, öyle ki koro dağılmak üzereyken arkadaşlarımızın desteği ile yeniden bir araya geldik. O günler benim için çok zor günlerdi. Çok üzüntüler yaşadım. Beni manen olumsuz etkileyen bu olaylar, sağlığımı da olumsuz etkiledi ve şeker hastası oldum.

“KOROMUZ 3 KEZ TRT'YE DAVET EDİLDİ”
-Marmaris Musiki Derneğindeki çalışmalarınızdan biraz söz edebilir misiniz?
-Koro çalışmalarına önce şef yardımcısı olarak başladım. Çalışmalarımda çok disiplinli ve düzenli olmaya her zaman özen gösterdim. 1999 yılında Marmaris Belediyesi bizi Almanya'ya gönderdi. Marmaris'le kardeş şehir olan Fürth şehrinde bir konser verdik, 3 kez TRT'ye davet edildik. Koromuzu TRT'den binlerce, milyonlarca müzik sever dinledi ve izledi. TRT çekimleri sırasında koromuzun çok iyi bir yerde olduğu yönünde olumlu eleştiriler aldık. Bir eğitmen olarak bu beni nasıl mutlu ediyor bilemezsiniz. Ayrıca koro çalışmalarımıza ve konserlerimize konuk olarak gelen sanatçılar oluyor. Bu sanatçılarımızın da koromuzla ilgili çok güzel, olumlu düşünceleri var. Tüm bunlar, koromuzu ileriye yönelik daha başarılı çalışmalara imza atması için teşvik ediyor. Mesela Ocak ayındaki konserimize Bestekar Zekai Tunca geldi ve şaşkınlığını ifade etmekten çekinmedi. Hiç böyle başarılı bir koro beklemediğini, dinleyince çok şaşırdığını söyledi ve tebrik etti.
Tabii koromuzun bu yerde olmasında Sayın Hocamız Reşat Uca'nın da çok büyük katkıları var.
Koromuz bir mahalli koro olmanın çok ötesinde bir yerde. Her eseri büyük bir özenle, en ince ayrıntıyı gözden kaçırmadan, dikkat ve titizlikle çalışıyoruz.
Çalışmalarımızda ben ne kadar titizsem, saz arkadaşlarımız ve korodaki arkadaşlarımız da o kadar titiz. 1996 Yılında koromuzun kuruluşundan bu yana bizimle birlikte çalışan koristlerimiz var.

“MARMARİS'İN İLK VE KÖKLÜ KORUSUYUZ”
-Marmaris Musiki Derneği Korosu çalışmalarını nerede yapıyor?
-Marmaris kapalı spor salonunda bize gösterilen bir salonda haftada iki gün bir araya gelerek çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

-Marmaris'te Marmaris Musiki Derneği korosunun dışında, iki koro daha var sanırım…
-Marmaris'in tek korosu olmasak da ilk korosuyuz. Marmaris'te bu yolda atılan adımları ileriye biz taşıyoruz. Kısacası en köklü koro bizim koromuz.

-Koronuzun çalışmalarını sergilediği konserleriniz hakkında neler söyleyeceksiniz?
-Geçtiğimiz hafta koromuz, Pineta Otel'de 10. Vuslat konserini verdi. Son yıllarda ilkbahar ve sonbaharda olmak üzere iki konser vermeye özen göstererek, Türk Sanat Müziği severleri bir araya topluyoruz. Konserlerimizin en büyük amacı mahalli ortamda da olsa Türk Sanat Müziğimizi yaşatmak ve gelecek nesillere taşımaktır. Biz çalışmalarımız ve yaptığımız etkinliklerle musikimizi halkımıza unutturmamaya, gençliğe tanıtmaya çalışıyoruz.

“KOROMUZ KENDİ YAĞIYLA KAVRULUYOR”
-Konserleriniz için icra edilecek eserleri nasıl seçiyorsunuz?
-Konser hazırlıklarında hem klasik, hem de halkın bildiği ve sevdiği eserleri seçmeye çalışıyorum. En önemlisi Türk Sanat Müziğimizin özünden ayrılmıyoruz.

-Koronun bu başarılı çalışmalarına maddi destek sağlayan bir kuruluş veya kişi var mı?
-Koromuz şu anda kendi ayakları üzerinde duruyor, tabiri caizse kendi yağıyla kavruluyor. Eğer arkamızda destek olursa yurt dışındaki kardeş şehirlerimizde konserler vermeyi düşünüyoruz.

-Engelli çocuklarımızla ilgili müzik çalışmalarınız da var. Bu çalışmanızla ilgili neler söyleyeceksiniz?
- Engelli çocuklarımız için de bir şeyler yapabilirdim diye düşündüm. Bildiğiniz gibi müzik en iyi terapi yöntemlerinden biridir. Dernek başkanları ile görüştüm, onların da çok hoşuna gitti bu fikrim. Halk Eğitim Merkezi ve Engelliler Derneği el ele vererek bu çalışmaların başlamasına vesile oldular. Şimdi 9-10 tane eğitilebilir ve öğretilebilir engelli çocuğumuzla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Org çalmayı, şarkı söylemeyi öğreniyorlar. Onlarla güzel çalışmalar ortaya çıkaracağımıza inanıyorum.

-Bu çocuklarımızla çalışmalarınızı nerede yapıyorsunuz?
-Çeşme Meydanı'ndaki Bedesten'de çalışıyoruz. Aslında yer çok küçük ve yaptığımız çalışma için uygun değil. Daha geniş bir çalışma alanına ihtiyacımız var. Bir hayırseverimiz, bu çocuklarımızın müzik çalışması için yer verebilirse minnettar oluruz.

“İKİNCİ İŞİM EL SANATLARI”
-Lisede el sanatları bölümünde okuduğunuzu söylemiştiniz. Müzik çalışmalarınızın yanında fırsat bulabiliyor musunuz dikiş, nakışa?
-İkinci işim de o zaten. Çarşı içinde eşimle birlikte şal, eşarp ve fular sattığımız bir dükkanımız var. Eşarplardan, şallardan değişik elbiseler dikiyorum, değişik modellerde şal, atkı ve çantalar örüyorum. Bunları da dükkanımızda sergiliyoruz. Ürettiğim bu eşyalarla Marmaris'teki yardım derneklerinin tüm etkinliklerine katılıyorum.

-Şimdi hayatı müzik olmuş biriyle söyleşirken, biraz da çizgimizin dışına çıkalım istiyorum. Bir musiki eğitmeni olarak Türk Sanat Müziğinde hangi makamı daha çok seviyorsunuz?
-Birbirinden güzel, çeşitli makamlarda sayısız değerli eserimiz var. Şimdi ben bir eğitmen olarak şu makamı daha çok seviyorum dersem, diğerlerine haksızlık olmaz mı?

-Hayatı Türk Sanat Müziği olan biri olarak, TSM dışında dinlediğiniz müzik türleri var mı?
-Türkülerimizi severek dinlerim, bir de batı müziğinin ve pop müziğimizin slow türlerinden hoşlanıyorum.

“DERTLİYİM RUHUMA HİCRANIMI SARDIM DA YİNE”
-Sizi en çok ifade eden TSM eseri hangisi?
-Değerli bestekarımız Sadettin Kaynak'ın Dertliyim ruhuma hicranımı sardım da yine/İnlerim şimdi uzaklarda solan gün gibiyim. Güftesi de Vecdi Bingöl'e aittir. Çok küçüklüğümden bu yana bu eser beni çok etkilemiştir.

-En beğendiğiniz TSM sanatçıları kimler peki?
-Günümüz sanatçılarından Ayşe Taş ve Yıldırım Bekçi ve tabii TRT sanatçıları. Eski sanatçılarımızdan daha çok isim sayabilirim. İnci Çayırlı, Serap Mutlu Akbulut, Nesrin Sipahi, Mustafa Sağyaşar ve Ahmet Özhan'ı sayabilirim. Bu sanatçılar musikimizi tam olarak icra eden sanatçılardır.

-Günümüzde yine gazino kültürü olmasını ister miydiniz? Mesela İstanbul'daki Maksimler gibi?
-İsterdim tabii. Mesela burada Maksim havasında ve kalitesinde bir gazino olsa insanlar ilgi gösterir. Musikimizi turizme de açmış oluruz.

-Günümüzde TSM bestesi neredeyse hiç yapılmıyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
-Maalesef günümüzde TSM bestesi yok denecek kadar az üretiliyor. Şu anda bir tek Zekai Tunca besteleriyle TSM yeni eserler kazandırıyor. Ben günümüzde bunun en büyük nedenini hayat şartlarına bağlıyorum. Eskiden geçim derdi yoktu insanların. En yoksulunun geliri bile açlık sınırının altında değildi. İnsanlar bugün gün boyunca ekmek kavgasında, sonra nasıl oturup da beste yapacak. Yoksa çok yetenekli insanlar olduğuna inanıyorum. Bir de günümüzde iletişim araçlarının hayatımıza girmesi de, insanların kendilerini başka yollarla ifade edebilmesine neden oluyor.

“MUSİKİMİZİ GELECEK NESİLLERE TAŞIMALI VE SEVDİRMELİYİZ”
-Hayatı müzik olan biri olarak, beste üretiminin de bunca azaldığı günümüzden, musikimizin geleceğine nasıl bakıyorsunuz?
-Günümüzde yok denecek kadar az beste yapıldığı için, eski musiki parçalarımızı gelecek nesillere taşımak ve sevdirmek görevimiz olmalı diye düşünüyorum. Çalışmalarımız hep bunun için. İnşallah genç nesilden de değerli bestekarlarımız çıkar. Şimdiki nesle her şeyden önce sevgiyi öğretebilirsek ve de musikimizi sevdirebilirsek bunu başarabiliriz. Çünkü besteler sevgiyle üretiliyor.
Yeni nesli kör kuyularda yalnız bırakmazsak, üretken ve aydınlatıcı pek çok bestekar ve şair yetişecektir.

-Bir de musiki tarihimize baktığımızda kadın bestekarların sayısının az olması da dikkat çekici. Bunu nasıl yorumlayabilirsiniz?
-Erkekler karşılarındakine söyleyemediklerini şarkı sözleri ve bestelerle ifade edebilmişler diye düşünüyorum. Kadınlarsa düşündüklerini karşılarındakine kolayca ifade edebiliyorlar yapı olarak. Kadın bestekarlar bundan az olsa gerek.

-Karadenizli hemşerilerinize neler söylemek istersiniz?
-Karadenizli hemşerilerimizin koroya destek olmalarını, benim yanımda olmalarını bekliyorum. Sizin aracılığınızla selamlarımı ve iyi dileklerimi gönderiyorum.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Röportaj Haberleri