Samsun’dan Yükselen Meşale

Bir Samsunlu olarak, Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Mücadele’yi Samsun’dan başlatması benim için tarifsiz bir onurdur.


19 Mayıs 1919 sabahı Karadeniz’in serin kıyılarına ayak bastığında, sadece bir şehir değil; bir milletin kaderi değişmeye başlamıştı.

O gün Samsun, özgürlüğe ve bağımsızlığa giden yolun başlangıç noktası olmuş, halkın iradesine ilk meşale yakılmıştır.

Atatürk, yalnızca bir asker veya devlet adamı değildi.
O, bir milletin vicdanı, akla ve bilime güvenen bir yürek, geleceği şekillendiren bir öngörüydü.


Samsun’a attığı adım, onun cesaretini, kararlılığını ve halka olan inancını gösteren ilk semboldü.

O meşale, bugün hâlâ bizlerin vicdanında yanıyor:
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”

Milli Mücadele’nin başlangıcı yalnızca bir tarih değil; özgürlüğe, bağımsızlığa ve halkın iradesine duyulan sonsuz inancın simgesidir.
Atatürk, bu inançla milletini ayağa kaldırdı, bir halkı yeniden doğurdu.
Samsun’un o sahillerinden başlayan yolculuk, sadece askerî bir harekât değil; bir ulusun akıl, vicdan ve kararlılıkla yazdığı bağımsızlık manifestosudur.

Atatürk’ü anlamak, yalnızca tarih okumak değildir.
Onu anlamak; aklın, vicdanın ve çalışmanın kutsallığını kavramaktır.
Kadınlara seçme ve seçilme hakkı vererek yarının vicdanını kurmuş, eğitim ve bilimi temele oturtarak düşüncenin zincirlerini kırmış, üretimi ve emeği yücelterek bağımsızlığın gerçek anlamını öğretmiştir.

Ve evet, Samsunlu bir vatandaş olarak biliyorum ki, o adım olmasaydı bugün özgür bir millet olamayabilirdik.
Atatürk’ün Samsun’a attığı adım, yalnızca bir şehir tarihi değil; bir milletin vicdanı ve geleceği için atılmış evrensel bir adımdır.

Atatürk’ün vizyonu, sadece kendi zamanına değil, gelecek nesillere de ışık tutmuştur.
O, halkını sadece bağımsızlığa kavuşturmadı; ona düşünme özgürlüğü, eşitlik ve adalet bilinci, akıl ve bilime dayalı bir yaşam tarzı da miras bıraktı.
Bu miras, bugün bizler için hem gurur hem sorumluluktur.

Onun fikirleri, bir meşale gibi elden ele geçiyor.
Çünkü bazı insanlar ölmez; onlar bir milletin vicdanında yaşamaya devam eder.
Atatürk’ü anlamak, her gün yeniden yazmak ve yaşatmak demektir.
O, sadece geçmişimizin değil; geleceğimizin de manşetidir.

“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır,
fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”

Bu satırlar bir temenni değil, bir emanettir.
Ve biz Samsunlular, bu emaneti gurur ve sorumlulukla taşımaya devam ediyoruz.

O adım, o vicdan, o meşale yaşasın ve yaşatılacak.

Ne mutlu Türküm diyene!

Allah'a Emanet Olunuz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Köşe Yazıları Haberleri