Ramazan Sakarda kaldı

Temel IRMAK /Gönül Dostu

Marmaris Hükümet Konağı'ndaki, Kaymakamlık Yazı İşleri Müdürü Ercan beyi ziyaret ettikten sonra koridora çıktım.

Koridorda elinde çay bardakları taşıyan hizmetli memura;

- “Buraya Ramazan gelmemiş. Ramazan Sakar'da kalmış” diye takıldım.

O da seçim kurulunda ki, Razaman beyi kastettiğimi sanarak,

Ramazan bey burada” dedi... 

 Az sonra benim takıldığımı anlayınca da gülümsedi.

Marmaris'e Ramazan gelemedi.

Gelemedi, çünkü ağabeyim Çakır izin vermemiş çocuğa. “Tek başına ne işin var Marmaris'te” diye.

Sonra birden çocukluğuma gittim.

Kabile olarak, Çarşamba'nın Kirazlık Çay Mahallesin'de yaşarken, daha Üçköprü Mahallesi'ne bağlanmadığımız dönemlerde Ramazan aylarını iple çekiyordum. Annem, halam ve teyzemler biraraya gelip, havuç yazarlardı. (“Havuç da yazılır mıymış” diye güldünüz değil mi son cümleye?! Açıklamayacağım işte bilenler bilir. Bizim oralarda kadınlar yufka yazarlar. O kadar!) Bende ateşin başında oturup, havuçlar yanmasın diye saçın üzerinde çevirirdim. Hele Ramazan gelip oruç tutulmaya başladığında, küçük olduğundan sahura kaldırılmazdım. Ama sahura kalkan babamların sesini duyar ve uyanırdım. Hemen gözümü havuca çevirir, sıfır yağıyla tava içinde haşlanan havuç saldırırdım.

Çocukluk işte.

O zaman Ramazan ayını sırf yufka yemek için sevdiğimi sanıyordum.

İnsan büyüdükçe neyin ne olduğunu anlıyor.

Evet..

Mübarek Ramazan ayı Marmaris'e gelmişti.

Ramazan Sakar'da takılı da kalmamıştı.

Ramazanı görmek, bilmek, tatmak güzel bir duygudur.

Hasta olup, Ramazanla tanışamayanlar, inşallah sağlığına kavuşunca bu tadının farkına varırlar.

Ramazan ayı Marmaris'e gelmişti. Burası da Müslüman bir ülkenin şehriydi. Gelmesi kadar doğal bir şey de yoktu.

Gelmediğini iddia eden zavallılar da bir gün anlayacaklar.

Ama neyse...

Gelelim Ramazan gecelerinin güzelliğine renk katan davulculara.

Ramazan ayı boyunca tokmaklarıyla vurdukları davullar aracılığıyla insanları sahura kaldırmak gibi kutsal bir işi yerine getirenlere..

Onlara Marmaris'te rastlayamadık, ama Anadolu sokaklarını “güm güm” inlendiklerini biliyoruz.

Aşağıda gördüğünüz fotoğraf bana e-mail yoluyla geldi.

Sanırım büyük şehirlerin birinde çekilip, afiş yapılmış.

Mahalle mahalle gezip insanları sahura kaldıran davulcular yaklaşan “Bayram” öncesi insanları uyarmak istemişler.

Yani onlarda sahte davulculara afişleriyle savaş açmışlar.

Eh, her işin sahtesini yapmakla geçinenler, davulcuların bahşişlerine de göz koymuşlar.

İnsanın gülesi geliyor.

Yazık!

Yazık hem de çok yazık!

Yarı şaka yarı ciddi yazmaya çalıştığım, bu satırları okuduğunuz için teşekkürler.

(06.11.2004 Arşiv)