ÖZGÜR ÖZEL’E AÇIK MEKTUP

Sayın Özer,
İçinde bulunduğunuz toplumsal mücadele konusunda bazı görüşlerimi size bu açık mektupla iletmek istiyorum. Bunların tarafınızdan dikkate alınacağını umuyorum. Ben de, ülkemizin içinde bulunduğu adaletsiz ve karanlık bir siyasi atmosferden çıkması için yazıp söylemekten kaçınmayan, hatta bunu bir görev olarak kabul edenlerden biriyim. Hemen bütün mitinglerinizi hem de büyük bir merakla izledim.
Bir süreden beri ülkemizde sınıf mücadelesi sertleşti. Bunu, milyonlarca insanı gece veya gündüz, soğuk veya sıcak demeden meydanlara toplamayı başarmanızdan çıkarmak mümkün. Seçim dönemlerinde meydanların şenlendiğini bu ülke çok gördü ancak hiç bu kadar hareketlisini yaşamadı. Bu durum bana da moral veriyor.
Umuyorum ki, önderliğini ve sözcülüğünü yaptığınız bu kitlesel mücadele amacına er geç ulaşacak ve daha özgür, daha adil bir ülke olacağız.
Erken Seçim Zorlaması ve Cumhurbaşkanı Adaylığı
İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun seçimlere daha uzun bir süre varken CHP’nin erken seçim istemesi doğru olmamıştır. Hiçbir iktidarın kendisin güçlü hissetmediği, kamuoyu yoklamalarında ikinci sırada geldiği bir durumda erken seçime gitmeyeceği açıktır. Muhalefetin talebi ve mitingleriyle de buna razı olmazdı. Buna rağmen mitinglerin temalarının erken seçim olması isabetli olmamıştır. Bunda ısrar etmenin bir faydası yoktur.
Sayın İmamoğlu’nun kendini cumhurbaşkanı adayı olarak ilan ettirmesi de doğru olmamıştır. Bu aday, kamuoyu yoklamalarında en çok oyu alan CHP’li olmalıydı ve Mansur Yavaş bütün yoklamalarda önde görülüyordu. Buna rağmen İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı hevesi parti içinde ve iktidar hedefine ulaşmada birçok soruna yol açmıştır. Mansur Yavaş ve onun partiye getirdiği belediye başkanlarının partiden istifa etmesi gibi bir tehlike vardır ve bu durum CHP için “Dimya’da pirince giderken” sonucunu doğurabilecektir. İmamoğlu’nun erken adaylığı, onu yargı ile ezme niyetinde olan iktidarı harekete geçirmiştir. Umarım bütün tutuklu ve tutuksuz partililer bu davalardan aklanarak çıkacaktır. Ancak buradan partiniz için alınacak bir ders vardır. Bu tip şaibelere meydan vermemek için belediyelerle şirketler arasındaki ilişkilerin şeffaflaştırılması, ihalelerin kamuoyunun önünde yapılması mümkünse hizmetlerde müteahhitlerin aradan çıkarılması. Bu durum, öteki partilerin başında bulunduğu belediyeler için de örnek olacaktır.
CHP’yi Kim Yönetiyor?
Sayın özel,
CHP’yi kimin yönettiği konusunda kuşkular vardır. Partinin arka planda yöneticisinin Ekrem İmamoğlu olduğu, siz ve ekibinizin partide onun adına iş gördüğünüz söyleniyor. Nitekim, Sayın İmamoğlu, yalnız içinde bulunduğu hukuki konularda değil, hemen bütün konularda demeçler yayımlayarak adeta partiye yön veremeye çalışmakta ise de görüşleri ve ilişkileri her zaman isabet taşımıyor. İngiliz Elçisiyle yemek yemesi, Nobel Barış Komitesinin ödüllendirdiği Amerikan işbirlikçisi Venezuelalı kadını kutlaması bunlardandır. Aşırı bir özgüvenle hakkında davalar açılmasına neden olan demeçleri de her zaman isabetli olmuyor. CHP Genel Merkezinde Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi adıyla ikinci bir merkezin açılması İmamoğlu’nu adeta CHP eş başkanı yapmaktadır.
Kürt Sorunundaki Tutumunuz
Seçimlerde yaptığınız bir uzlaşma ile belediyelerde Kürtlerle ortak aday çıkarmanız çok isabetli idi. Bu Türk-Kürt kardeşliğini göstermesi bakımından da olumlu idi. Fakat MHP’nin başlattığı son “Açılım” hareketi karşısında partiniz bir tereddüt geçirdi. CHP tabanının uzun yıllardır Kürtlere karşı şartlandırılmış olmasının bunda etkisi olduğunu düşünüyorum. Partinizi destekleyen Cumhuriyet ve Sözcü gazeteler yazarlarından epeyisi Kürtler hakkında bu önyargıyı tekrar ederek size bu sorunun çözümünde ayak bağı olacağı anlaşılıyor. Bu yazarların size yaptığı tavsiyelere bakınca “Atatürk” etiketini kullanan sağ bir partiyi destekleyeceği görülüyor.
Parti Tarihine Yollama Yaparken
CHP’nin 103 yıllık bir parti olması, ona “köklü” olma sıfatı verirse de her dönemde iyi işler yaptığı anlamana gelmez. İsmail Cem’in Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi başta olmak üzere birçok yakın tarih araştırmasında anlatıldığı gibi Tek Parti döneminde ordu ve bürokrasiye dayanarak iktidar süren CHP, köylüleri yoksul ve bütün halkı hürriyetsiz bırakmıştır. CHP’nin tek başına iktidar olamayışının altında, kitlelerin belleklerinden silinmeyen ve kuşaktan kuşağa aktarılan bu olumsuz hâtıra vardır. Bu nedenle partinizi överken tek parti dönemi ile ilgili kavramları daha az kullansanız iyi olur. Esasında sizden beklenen parti adına açıkça bir özeleştiri yapmanızdır. Özeleştiri, olgunluğun kanıtıdır ve parti üyelerine de örnek olur.
Başarı dileklerimle.
Ankara, 15 Şubat 2026
Zeki Sarıhan

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Köşe Yazıları Haberleri