ONU DA BİLİYORUM

Güven KARABENLİ

On beş yaşındayım. Üstümdeki kazağa dikkat edin. Babamın ölümünden önce bana aldığı en son hediyesidir. Hiç unutmam gittiğimiz mağazadaki satıcı tezgahın üstüne bir yığın kazak çıkarmış ben hiç düşünmeden bu kazağı seçmiştim. Canım babacığım bana sarılmış öpmüş, "aferim oğlum, tam da benim beğendiğimi seçtin" demişti. Ve ben o kazaığı 30 yaşıma kadar sakladım.

Ya sayın seyirciler ne günlerdi o günler. Bir kazak, bir gömlek, bir çift ayakkabı, hatta bir çift çorap alındığında deliler gibi sevinirdik. Dünyalar bizim olurdu. Yeni ayakkabılarımı giymeye kıyamayıp günlerce sarılıp yattığımı bu gün gibi hatırlıyorum. Bize alınanları arkadaşlarımıza göstermek için sabah olsun diye saatleri sayardık.

Şimdi çocuk altındaki Honda arabayı beğenmiyor. Babasının Mersedesine göz dikiyor. "Ama baba ayıp olyor".diyor. Neymiş arkadaşlarına karşı mahçup oluyormuş. Yani moruk Mersedes senin nene gerek ben varken demek istiyor. On beş yaşındaki kızın elinde 10000 TL lik telefon. Marka giymezlerse utanıyorlarmış. Lan bana ekmek beş lira dedikleri zaman almıyorum, çünkü o kadar insan aç gezerken o beş liralık ekmek boğazımdan geçmiyor ki.

Valla bilmiyorum artık biz mi şanslıydık, bu jenerasyon mu şanslı. Hangi yol doğru, hangi yol eğri. Hangi yaşam tarzı iyi hangisi kötü valla bilmiyorum. Ama bir seçim yap deseler tereddütsüz o günlerimi seçer o günlerime geri dönerdim.. Onu biliyorum.

Hani demişler ya "bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete" diye. Öyle işte. Her geçen gün insanlıktan uzaklaşan bir ekran manyağı dünya oluşuyor.

Onu da biliyorum.