Kızımın Mutluluğu, Babamın Hatırası / Temel Irmak yazdı

Temel Irmak yazdı

Gazetecilik hayatım boyunca ailemle ilgili haber ya da makalelere pek yer vermedim.

Ailemi işime karıştırmamaya özen gösterdim. Başkalarının ailelerini de, ortada gerçekten bir haber konusu yoksa, gazeteciliğin malzemesi yapmayı doğru bulmadım.

Ama bugün biraz kendimden, biraz ailemden söz edeceğim.

Çünkü bazı duygular vardır ki insan ne kadar içinde tutarsa tutsun, bir gün gelir kaleminin ucuna dökülür.

Ben iki kız babasıyım…

Sündüs ile Gökçe’nin babası.

Hayatta insanın taşıdığı birçok sıfat oluyor. Gazeteci, eş, dost, arkadaş…

Ama bazı sıfatlar insanın adının önünde değil, kalbinin tam ortasında duruyor.

Benim için onlardan biri “kız babası” olmak.

Kızlarınız küçükken ellerinden tutarsınız, düşmesinler diye yanlarında yürürsünüz. Sonra yıllar geçer, o küçücük eller büyür, kendi hayatlarını kurmaya başlar.

Ama baba yüreği değişmez.

Kızınız kaç yaşına gelirse gelsin, sizin gözünüzde yine o küçük kız çocuğudur.

Ben Okuyamadım, Kızlarımı Okuttum

Ben üniversite okuyamadım.

Genç yaşlarda kendi kendime bir söz verdim:

“Ben okuyamadım ama çocuklarımı okutacağım.”

Allah’a şükür, bu sözümü tuttum.

Sündüs, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Basın Yayın Bölümü’nden, Gökçe ise Veteriner Fakültesi’nden mezun oldu.

Bugün ikisi de devlet memuru, kendi ayakları üzerinde duran iki genç kadın.

Onların diplomalarını ellerine aldığını gördüğüm gün, belki de kendi yaşayamadığım bir mutluluğu onların gözlerinde yaşadım.

Çünkü bazen anne babaların yarım kalan hayalleri, çocuklarının başarılarıyla tamamlanıyor.

Hayat Bana Evlat Acısını da Öğretti

Babalığı anlatırken hayatımın en ağır acısını da unutamam.

Küçük yaşlarda iki erkek evladımı kaybettim.

Evlat acısının tarifi yok.

Yıllar geçiyor ama insan o acıyı yüreğinin bir köşesinde taşımaya devam ediyor.

Sonra Rabbim bana Sündüs ile Gökçe’nin sağlıkla büyüdüğünü görmeyi nasip etti.

Belki de bu yüzden kızlarım konusunda biraz fazla endişeliyim.

Telefonlarına ulaşamayınca merak ederim.

“Eve vardın mı?” diye sormadan rahat edemem.

Çünkü kaybetmenin ne demek olduğunu bilen insan, sahip olduğunun kıymetini daha iyi anlıyor.

Bugün en büyük şükrüm şu:

Allah kızlarıma sağlık verdi. Gerisi ayrıntı…

Önce Gökçe, Şimdi Sündüs…

Önce Gökçe’yi Engin’le evlendirdik.

Bir babanın kızının kendi yuvasını kurduğunu görmesi tarif edilmesi zor bir duygu.

Bir yanınız sevinirken bir yanınız sessizce hüzünleniyor.

Şimdi sıra Sündüs’te…

Kızım Sündüs ile Furkan’ın nişanını yaptık.

O gece kızımın yüzündeki mutluluğu görünce yılların ne kadar çabuk geçtiğini bir kez daha anladım.

Bir zamanlar elinden tutup yürüttüğüm küçük kızım, şimdi kendi yuvasını kurmaya hazırlanıyordu.

İnşallah onu da hayırlısıyla evlendirdiğimizde iki kızım da yuvasını kurmuş olacak.

“Artık biraz rahat ederim” diyorum ama galiba kendimi kandırıyorum.

Çünkü babalık çocuk büyüyünce bitmiyor.

Sadece şekil değiştiriyor.

“Hadi Eve Gidelim Oğlum…”

İşte bütün bunları yaşarken rahmetli babam Fikri Irmak’ı şimdi çok daha iyi anlıyorum.

Ben Marmaris’teyken zaman zaman yanıma gelir;

“Hadi eve gidelim oğlum…”derdi.

O zamanlar, “Baba, benim burada işim, hayatım var” diye düşünürdüm.

Şimdi anlıyorum…

O beni kaç yaşında olursam olayım hâlâ çocuğu olarak görüyordu.

Bugün ben Sündüs’e ve Gökçe’ye nasıl bakıyorsam, o da bana öyle bakıyordu.

Keşke bugün bir kez daha;

“Hadi eve gidelim oğlum…” diyebilseydi.

Bu kez hiç düşünmeden;

“Hadi gidelim baba…”derdim.

Bir Baba Olarak Teşekkür…

Kızım Sündüs ile Furkan’ın nişanında sevincimizi paylaşan, varlıklarıyla mutluluğumuzu büyüten tüm dostlarıma gönülden teşekkür ediyorum.

İYİ Parti Muğla Milletvekili Prof. Dr. Metin Ergun’a, İl Başkanı Davut Cumhur Akmeşe’ye, İlçe Başkanı Osman Özbek’e; Marmaris Kaymakamımız Nurullah Kaya’ya, Marmaris Belediye Başkanımız Acar Ünlü’ye, geçmiş dönem Belediye Başkanı M. Ali Acar’a; Cengiz Aygün, Züleyha Aldoğan, Ali Özge Kol, Erdem Karaosmanoğlu, Ahmet Özdemir, Naci Alkan, Asım Geniş, GAIA’S Beach & Restaurant sahibi Ümit Özhan ile Cihangir Özhan, İdris Akgül, Hüseyin Durmaz, Ali Bedir ve Turgay Özlü’ye;

Karşıyaka Mahalle Muhtarı Selda Cengiz’e, Beldibi Mahalle Muhtarı Meryem Kırgız’a, Çamdibi Mahalle Muhtarı Sezer Kılıç’a, Çıldır Mahalle Muhtarı Şeref Eren’e, Yeni Parti Marmaris İlçe Başkanı Pelin Özbozdağ’a;

gazeteci dostlarım Burcu Turgut, Seycan Akman ve Metin Yasan’a ve isimlerini tek tek yazamadığım bütün gönüldostlarıma teşekkür ediyorum.

Abilerim Hasan, Çakır, Hava, Ahmet, Adem, Gürsel, Hajan, Özlem, Öznur, Fatih, Özcan, Züleyha, Sinem'e teşekkür ederim..

Kiminiz yanı başımızdaydınız, kiminiz kilometrelerce yolu aşıp geldiniz.

Bir selamınız, bir tebessümünüz, bir “hayırlı olsun” sözünüz bile bizim için çok kıymetliydi.

Hayat insana şunu öğretiyor:

Kalabalıklar değil, gönülden yanınızda duran insanlar değerlidir.

Kızımın en özel günlerinden birinde bizi yalnız bırakmayan herkese Irmak ailesi adına yürekten teşekkür ediyorum.

İyi günümüzde de kötü günümüzde de yanımızda olan bütün gönüldostlarımdan Allah razı olsun.

İyi ki ailem var.
İyi ki kızlarım var.
İyi ki gönüldostlarım var.

Rahmetli babamın da mekânı cennet olsun.

Çünkü şimdi daha iyi biliyorum:

İnsan baba olunca, kendi babasını da yeniden anlıyormuş…

Kalın sağlıcakla…

Allah’a emanet olunuz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Köşe Yazıları Haberleri