İnsan Yalnızlaşıyor...

Evet sevgili gönüldostlarım...

Siz de zaman zaman yalnızlaştığınızı hissediyor musunuz?

Hayatın içinde kalabalıkların arasında dolaşırken, aslında ne kadar az insanın gerçekten yanımızda olduğunu fark ediyor musunuz?

Geçtiğimiz günlerde bir pop müzik sanatçısının röportajına denk geldim. Söylediği bir cümle uzun süre aklımdan çıkmadı:

"Boğaza gidip balık yiyeceğim bir arkadaşım yok."

Bir insanın milyonlarca hayranı olabilir, herkes onu tanıyor olabilir, alkışlayanlar, peşinden koşanlar olabilir... Ama birlikte bir çay içeceği, derdini paylaşacağı, Boğaz'da oturup balık yiyeceği gerçek bir dostu yoksa, işte orada insan hayatın en ağır yalnızlıklarından biriyle karşı karşıya kalıyor.

Aslında bu yalnızlık sadece ünlülerin değil, günümüz insanının ortak hikâyesi haline geldi.

Eskiden dostluklar daha farklıydı. Kapılar kilitlenmez, komşular habersiz birbirine uğrar, çay demlenir, sohbetler uzardı. İnsanlar birbirinin derdini dinler, sevincini paylaşırdı.

Bugün ise teknoloji gelişti, iletişim araçları çoğaldı ama gönüller arasındaki mesafe büyüdü.

Telefon rehberlerimiz yüzlerce isimle dolu ama zor günümüzde arayabileceğimiz birkaç kişi ya kaldı ya da hiç kalmadı.

İnsanları yalnızlaştıran en büyük sebeplerden biri de vefasızlık oldu.

İnsanlar işleri düştüğünde kapınızı çalıyor, ihtiyaçları olduğunda sizi arıyor. İşleri bittiğinde ise sizi tanımıyormuş gibi davranabiliyorlar.

Belki de insanı en çok yaralayan budur.

Daha da acısı, arkadaşının iyi niyetini kullanmasıdır.

Birine güveniyorsunuz...

Yanında oluyorsunuz...

Zor gününde destek veriyorsunuz...

Ama gün geliyor, sizin iyi niyetiniz kendi çıkarları için kullanılabiliyor.

İyi niyetiniz zayıflık, sessizliğiniz korkaklık, sabrınız ise çaresizlik olarak görülebiliyor.

İşte insanı asıl yalnızlaştıran da budur.

Çünkü insan, yabancının yaptığı kötülüğü unutabilir; fakat dost bildiği kişinin yaptığı vefasızlığı kolay kolay unutamaz.

Belki de bu yüzden artık insanlar daha temkinli davranıyor. Yeni dostluklar kurmaktan çekiniyor, herkese aynı samimiyetle yaklaşamıyor.

Kendini korumak için duvarlar örüyor...

Sonra da o duvarların arasında yalnız kalıyor.

Oysa hayat paylaşınca güzel.

Bir çayın, bir kahvenin, uzun bir yürüyüşün, içten bir sohbetin yerini hiçbir teknoloji dolduramıyor.

Gerçek dostluk; aynı masada oturabilmek, sessizliği paylaşabilmek ve zor gün geldiğinde omuz omuza durabilmektir.

Unutmayalım...

Hayat bize birçok insan çıkarır.

Kimisi gelir geçer, kimisi iz bırakır.

Önemli olan çok arkadaş edinmek değil; kötü günde kapısını çalabileceğiniz, iyi günde sevincinizi paylaşabileceğiniz birkaç gerçek dost biriktirebilmektir.

Çünkü yalnızlık bazen bir tercih olabilir.

Ama vefasızlığın çoğaldığı bir toplumda yalnızlaşmak, çoğu zaman bir tercih değil; yaşanmışlıkların insana bıraktığı en ağır sonuçlardan biridir.

Allah'a emanet olunuz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Köşe Yazıları Haberleri