Rahmetli babam Hacı Fikri, çocukluğumuzda cuma namazına gidip gitmediğimizi kendince kontrol ederdi.
Eve döndüğümüzde, “Hoca hutbede ne anlattı?” diye sorardı. Ben de her defasında doğru cevabı verirdim. Çünkü babam yalnızca camiye gitmemizi değil, hutbeyi dikkatle dinlememizi ve anlatılanları hayatımıza geçirmemizi isterdi.
O günlerde bunun önemini belki tam kavrayamıyordum. Bugün geriye baktığımda ise babamın bize cuma namazıyla birlikte sorumluluğu, dürüstlüğü ve güzel ahlakı da öğretmeye çalıştığını daha iyi anlıyorum.
Rabb’im annemin, babamın ve tüm yitirdiklerimizin mekânını cennet eylesin.
Haftanın telaşı içinde oradan oraya koşuyoruz. İşler, borçlar, telefonlar ve yetişmesi gereken görevler… Dünya bizi öylesine içine çekiyor ki bazen yanımızdaki insanın hâlini sormayı ve gönlümüzün sesini dinlemeyi unutuyoruz.
Sonra cuma günü geliyor.
Minarelerden yükselen ezan sesi, bütün bu koşuşturmanın arasında bize, “Biraz dur” diyor.
Cuma namazı yalnızca omuz omuza kılınan bir ibadet değildir. Cuma; birliğin, kardeşliğin ve paylaşmanın adıdır.
Cami kapısından içeri girdiğimizde makamlar, unvanlar ve zenginlikler dışarıda kalır. Esnafla memur, işçiyle işveren, gençle yaşlı aynı safta buluşur. Hepimiz aynı kıbleye yöneliriz.
Dünyanın bizi ayırdığı yerde cami bizi bir araya getirir.
Camiye giderken yalnızca bedenimizi değil, gönlümüzü de götürmeliyiz. Kalbimizde kırgınlık varsa gidermeli, birine haksızlık yaptıysak helallik istemeliyiz. Çünkü camide aynı safta durduğumuz kardeşimize dışarıda sırtımızı dönmek, cuma ruhuyla bağdaşmaz.
Cami avluları hayatın en gerçek hâllerine de tanıklık eder. Bir cuma yan yana namaz kıldığımız insanı, başka bir gün aynı avludan dualarla son yolculuğuna uğurlayabiliriz. Bu nedenle selam vermeyi, hâl hatır sormayı ve gönül almayı ertelememeliyiz.
Gençlerimize de camiyi kızarak veya korkutarak değil, sevdirerek anlatmalıyız.
Tıpkı rahmetli babam Hacı Fikri’nin yaptığı gibi…
Bir baba çocuğunun elinden tutmalı, bir dede torunuyla caminin yolunu tutmalı. Çocuklarımız camiyi yalnızca cenazelerde gidilen bir yer olarak değil; huzurun, kardeşliğin ve güzel ahlakın adresi olarak tanımalı.
Öyleyse ezan sesi yükseldiğinde dünya telaşına kısa bir ara verelim. Dargınlıklarımızı kapıda bırakıp kardeşliğimizi yanımıza alalım.
Aynı safta, aynı duada ve aynı huzurda buluşalım.
Haydin dostlar, cumaya gidelim.
Rabb’im cumamızı, dualarımızı ve ibadetlerimizi kabul eylesin. Allah hepimize beş vakit namazımızı dosdoğru kılmayı nasip eylesin.
Hayırlı cumalar…
Allah'a emanet olunuz.