Gençlere Umut ve Yol Gösterici: Selçuk Bayraktar

Türkiye’de gençler uzun yıllar boyunca başarıyı ya siyasette ya da bürokraside aramak zorunda kaldı. Bilim, mühendislik ve üretim ise çoğu zaman ikinci planda kaldı. Oysa son yıllarda bu algı kökten değişiyor. Artık gençler için yeni bir başarı rotası var: üretmek, tasarlamak ve dünyayla rekabet edebilmek.

Bu dönüşümün en görünür simgelerinden biri, hiç kuşkusuz Selçuk Bayraktar.

Bayraktar, yalnızca yüksek teknoloji üreten bir mühendis değil; aynı zamanda gençlerin zihnindeki “yapamayız” duvarını yıkan bir figürdür. Onu farklı kılan şey, başarıyı bireysel bir kariyer basamağı olarak değil, toplumsal bir sorumluluk olarak görmesidir.

Teknoloji Bir Amaç Değil, Bir Araç

Bayraktar’ın yaklaşımında teknoloji, vitrine konulacak bir gösteri değil; ülkenin kalkınmasına hizmet eden bir stratejik araçtır. Savunma sanayiinde geliştirilen her yerli sistem, yalnızca güvenliği değil, aynı zamanda Türkiye’nin özgüvenini de artırmaktadır.

Bugün Baykar bünyesinde geliştirilen milli ve özgün projeler, gençler için “biz de yapabiliriz” duygusunun somut karşılığıdır. Bu projeler, üniversite sıralarında oturan bir gencin kendisini dünya ölçeğinde bir mühendis olarak hayal edebilmesini mümkün kılıyor.

Rol Model Olmanın Yeni Tanımı

Bayraktar’ın gençler üzerindeki etkisi, klasik rol model anlayışının çok ötesindedir. O, sadece başarı hikâyesi anlatan biri değil; o hikâyeyi erişilebilir kılan bir rehberdir.

Gençlerle doğrudan temas kurması, etkinliklerde teknik detayları bizzat anlatması ve mühendisliği popüler bir alan haline getirmesi, onu bir “idol” değil, ulaşılabilir bir örnek haline getiriyor.

TEKNOFEST ve Yeni Neslin İnşası

Bu vizyonun sahadaki en güçlü yansıması, TEKNOFEST ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı aracılığıyla hayata geçirilen projelerdir.

TEKNOFEST, yalnızca bir teknoloji festivali değil; gençlerin yeteneklerini sergileyebildiği, başarının alkışlandığı ve emeğin değer gördüğü bir ekosistemdir. Burada gençler tüketici değil, üretici konumdadır.

Özgüven Üreten Bir Liderlik

Bayraktar’ın asıl katkısı, geliştirdiği sistemlerden önce, gençlere kazandırdığı özgüvendir.

“Yapamayız” diyen bir kuşaktan, “neden olmasın?” diyen bir nesle geçişte onun rolü büyüktür. Bugün binlerce genç, geleceğini yalnızca yurtdışında değil, kendi ülkesinde de inşa edebileceğine inanıyorsa, bu değişimde Bayraktar’ın açtığı yolun payı inkâr edilemez.

Bir Çağın Ruhunu Okumak

Bu bir siyasi tercih değil; bir zihniyet dönüşümüdür.

Türkiye artık sloganlardan çok sonuçlara, tartışmadan çok üretime, gürültüden çok işe bakıyor.

Ve bu çağda, yaptığı işle konuşanların gençler için yol gösterici olması son derece doğaldır. Çünkü artık söz değil, eser konuşuyor.

Peki, Selçuk Bayraktar Siyasete Girmeli mi?

Bu soru bugün toplumda sıkça soruluyor ve aslında iki güçlü duyguyu aynı anda barındırıyor: Bir yanımız, “Girmeli” diyor.

Çünkü bu ülkenin üretime, bilime ve teknolojiye daha fazla yön verecek liderlere ihtiyacı var.

Diğer yanımız ise tereddütlü: “Siyaset, üretkenliği törpüler mi? Onu asıl güçlü kılan sahadan koparır mı?”

Şu gerçek açık: Bayraktar, siyasete girerse başarılı olabilecek potansiyele sahip.

Ancak bu yol, doğru ekip, güçlü ilke ve sağlam bir duruş gerektirir. Yol arkadaşları doğru seçilmezse, en iyi niyetler bile yolda yıpranabilir.

Bir şey ise net:

Türk gençliğinin desteğini aldığı ortada.

Bu destek, bir isimden çok bir fikre; yani üretimle büyüyen bir Türkiye hayaline veriliyor. Belki de asıl soru şudur:

Türkiye, artık üreten insanların yol açtığı bu yeni dili, siyaset sahnesine de taşıyabilecek mi?

Allah'a emanet olunuz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Köşe Yazıları Haberleri