Türk Lirası’nın son 5 yıldaki değer kaybına ilişkin yaptığı açıklamada, uygulanan ekonomi politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Ergun, Türk Lirası’nın dolar karşısında yüzde 81,2 oranında değer kaybettiğini belirterek, bunun ekonomik yönetimdeki yanlışların açık bir sonucu olduğunu söyledi.
Son beş yılda dolar karşısında en fazla değer kaybeden para birimlerine dikkat çeken Ergun, Arjantin Pesosu’nun yüzde 92,6, Türk Lirası’nın yüzde 81,2, Mısır Poundu’nun yüzde 68,9 oranında değer kaybettiğini; Japon Yeni ve Şili Pesosu’ndaki kayıpların ise daha sınırlı kaldığını ifade etti. Türk Lirası’nın bu tabloyla gelişmekte olan ülkeler arasında en hızlı değer kaybeden para birimlerinden biri haline geldiğini vurguladı.
Açıklamasında yaşanan değer kaybının nedenlerine de değinen Ergun, yüksek enflasyon, öngörülemez ekonomi politikaları ve merkez bankası bağımsızlığının fiilen ortadan kaldırılmasının bu süreci derinleştirdiğini belirtti. Kur artışının yalnızca ekonomik bir gösterge olmadığını dile getiren Ergun, “Bu durum maaşların erimesi, gıda ve kira fiyatlarının artması, esnafın borç yükü altında ezilmesi anlamına gelmektedir” dedi.
Küresel kriz söyleminin artık geçerliliğini yitirdiğini savunan Ergun, benzer küresel koşullarda bazı ülkelerin para birimlerini koruyabildiğine dikkat çekti. Türkiye’de yaşanan tabloyun kader olmadığını ifade eden Ergun, bunun yanlış ekonomi tercihlerinin sonucu olduğunu söyledi.
Çözüm önerilerini de sıralayan Prof. Dr. Metin Ergun, Merkez Bankası’nın siyasi baskılardan arındırılarak kurumsal bağımsızlığının yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurguladı. Enflasyonla mücadelede kısa vadeli değil, kalıcı ve gerçekçi politikaların uygulanmasının önemine değinen Ergun, üretim ve ihracat odaklı bir ekonomik modele geçilmesi çağrısında bulundu. Kamu harcamalarında şeffaflığın sağlanması ve israfın önlenmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Ergun, “Kur sadece bir rakam değildir. Kur artışı mutfağa yangın, cebe darbe, geleceğe belirsizlik demektir” ifadelerini kullandı.