ERDOĞAN AK PARTİ’Yİ KURTARDI

Temel IRMAK /Gönül Dostu

Anavatan Partisi (ANAP) rahmetli Turgut Özal tarafından 80 askeri darbesinin ardından kurulmuştu. ANAP 6 Kasım 1983 genel seçimlerinde tek başına iktidara gelmişti. Rahmetli Özal, Çankaya Köşkü’ne çıkana kadar da iktidar da kalmıştı. Rahmetli Özal, Köşk’e çıkarken, ANAP'ın başına emanetçi genel başkan olarak da Yıldırım Akbulut'u getirmişti. ANAP içten içe karışmış, parti içi muhalefet ayaklanmıştı. 1991 kongresinde Mesut Yılmaz genel başkanlığı kazanıp, Özal'la partinin iplerini tamamen koparmıştı. Özal, 17 Nisan 1993'te vefat etmiş, Anavatan Partisi de her seçimde oy kaybedip siyaset sahnesinden silinip gitti.

Gelelim bugüne…

Ak Parti 14 Ağustos 2001'de kuruldu, üç genel seçim sonrası tek başına iktidar oldu. Recep Tayyip Erdoğan'ın da genel başkanlığı da 2014'de Cumhurbaşkanı olana kadar sürdü.. Kamuoyunda Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım beklenirken, 27 Ağustos 2014 Genel Başkanlığa sürpriz bir şekilde Ahmet Davutoğlu geldi. Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın tavsiye ettiği isimleri MKYK'ya almamaya direndi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Davutoğlu arasında bir "anlaşmazlık" yaşandığı gözlendi. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın, Davutoğlu'nun yerine Genel Başkan adayı olması için delegelerden 900'e yakın imza toplandığı konuşulmaya başlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Davutoğlu ile liste üzerinde anlaşmaya vararak krizin büyümeden bitmesini sağladı. Ve Davutoğlu, oy birliğiyle yeniden genel başkan seçildi.

“Kasım seçimleri benim başarım”

Sayın Davutoğlu, 2015 genel seçimleri (Haziran) % 40,87 oy alarak 258 milletvekili çıkarmasına rağmen tek başına iktidar olamadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yakın çevresine "kesinlikle başka bir partiyle ortak hükümet kurulmaması ve partinin tek başına iktidara gelmesi için erken seçime gidilmesi gerektiği" yönünde görüş bildirdiği konuşuluyordu. Buna rağmen sayın Davutoğlu ve ekibi koalisyon kurmak için çalışmalara başlattı.

Sonuç...

Koalisyon kurulamadı ve tekrar seçime gidildi. Kasım 2015 genel seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Ahmet Davutoğlu genel başkanlığında % 49,49 oy alıp, 317 milletvekili çıkararak tek başına iktidara geldi. Ak Parti tek başına iktidara getiren, Ahmet Davutoğlu “başarı benim" takıntısı yaşamaya başladı. Sayın Davutoğlu, hükümeti kurma görevini almak için Cumhurbaşkanlığı köşküne çıktı.

Ve...

Hükümet kurma görevi verilen, Davutoğlu bakanlar kurulunu bir hafta geçmesine rağmen açıklayamıyordu. Bu sessizlik, ilk krizin ayak sesleriydi. Davutoğlu bazı isimlerin bakan olmasına karşı çıkıyordu. Ama sayın Erdoğan önerdiği isimlerin mutlaka bakan olmasından yanaydı. Ha böyle ha şöyle derken, hükümet görevine başladı. Kriz aşılmış sanılsa da, aslında kriz gün geçtikçe büyüyordu. Sayın Davutoğlu teşkilatı ele geçirmeye çalışıyordu. İl ve ilçe başkanlıklarını kendi güveneceği isimlere veriyordu. Hatta Erdoğan'ın bir ilde "şu isim il başkanı olsun" teklifi bile geri çevrildiği iddia ediliyordu. Erdoğan'ın Ak partiden elini çekmesi gerektiği, Davutoğlu'nun çevresi tarafından dillendiriliyordu. Partinin kurucusu Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önerdiği isimler il ve ilçe başkanı bile olamıyordu. Ak Parti MKYK'sının teşkilatlara atama yetkisini geri alması sağlandı. Sonuç olarak "atamalar", Genel Başkan ve teşkilâtlanmadan sorumlu genel başkan yardımcısından, MKYK’ya devredilmesiyle sonuçlandı. Bu hamle, pek çok kimse tarafında AK Parti içinde Genel Başkan'a karşı bir "muhtıra" olarak değerlendirildi. Başbakan Davutoğlu, partisinin grup toplantısındaki konuşmasında "Bir faninin terk etmeyeceği düşünülen her makamı elimin tersiyle iterim ama asla bu kutlu hareketteki hiçbir dava arkadaşımın kalbini kırmam." ifadelerini kullandı.

Son nokta...

 Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, muhtarlara seslendiği konuşmasında, “Muhtar da olsanız, belediye başkanı da, bakan da, başbakan da, cumhurbaşkanı da olsanız kalbiniz ve zihniniz millete hizmet için çalışmalıdır. Türkiye bu dönemlerde tarihi adımlar atmıştır. Bunun yanında kendi ideolojileri, çıkarları için makamları işgal edenler mevcudu da heba etmiştir. Milletimiz her iki örneği de yaşadığı için notu isabetle vermektedir. Mahallesinde, köyünde yaşayanın gönlünü kazanamamış muhtarla milletinin güvenini kazanamamış Cumhurbaşkanının durumu da aynıdır her ikisi de hüsrana uğramıştır. Önemli olan bulunduğunuz yere nasıl geldiğinizi ve hedeflerinizin ne olduğunu unutmamanız.” sözleri, Davutoğlu’na mesaj olarak yorumlandı. Davutoğlu siyasete son noktayı koydu. 4 Mayıs 2016 günü, Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu arasında Saray'da ikili bir toplantı yapıldı. Bu toplantıda Davutoğlu'nun doğrudan istifa etmesi yerine Ak Parti'yi kongreye götürmesi ve yeniden genel başkan adayı olmaması kararlaştırıldı. Toplantıdan bir gün sonra Davutoğlu, 1 Kasım seçiminden sonra sadece 6 ay görev yapmasını nazara vererek "4 yıllık sürenin daha kısa sürmesi benim tercihim değildir. Zarurettir" şeklinde bir açıklama yaptı ve Ak Parti'yi 22 Mayıs'ta yeni Genel Başkan seçimi yapması için 2. Olağanüstü Büyük Kongre'ye çağırdı. Ahmet Davutoğlu'nun, Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin hemen sonrasında bu kararını açıklaması bazıları tarafından Saray Darbesi şeklinde ifade edildi. Doğru hamle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, rahmetli Özal gibi kurduğu partinin zaman içinde eriyip yok olması istemediğindendir ki, siyasi hamleleri zamanında ve doğru yaptı.

Başbakan kim olacak...

Bence en güçlü isim Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'dır, ama yine de şu isimlere dikkat çekmek isterim. İsmet Yılmaz ve Numan Kurtulmuş.. "Allah'a Emanet Olunuz"