Emeğin ne olduğunu iyi bilirim

Yağmurlu günlerde Marmaris'in ağladığı hissine kapılarak hüzünlenen, emeğin ne olduğunu çekirdekten öğrenerek içine sindiren, Marmaris sevdalısı bir Kuzey Çocuğu Semahat Ustabaş…

Batum'un radar ışıkları odamın duvarlarına yansırdı


SEMAHAT USTABAŞ KİMDİR?
Semahat Ustabaş 1960 Rize-Pazar doğumlu. Küçük yaşta ailesinin Zonguldak'a yerleşmesi nedeniyle orta ve lise öğrenimini Zonguldak'ta tamamladı. Zonguldak'ta sosyal çalışmaların ve derneklerin içinde bizzat yer aldı. O yıllarda Zonguldakspor'un kalecisi olan Namık Ustabaş ile 1980 Temmuz ayında evlendi. İlk parti çalışmalarını Erdal İnönü'nün kurduğu SODEP'te gerçekleştirdi, ardından CHP'ye geçti. 1982'den itibaren eşiyle birlikte gelip tatil yaptıkları Marmaris'e, 1998 yılında yerleştiler. Marmaris Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Teşkilatında aktif çalışmalar içinde bulundu. 2007-2010 yılları arasında CHP Marmaris İlçe Kadın Kolları Başkanlığı yaptı.
-----------------------------
Yağmurlu günlerde Marmaris'in ağladığı hissine kapılarak hüzünlenen, emeğin ne olduğunu çekirdekten öğrenerek içine sindiren, Marmaris sevdalısı bir Kuzey Çocuğu Semahat Ustabaş… Mütevazi evinde yaptığımız sıcacık sohbetimiz, Rize'de geçen güzel çocukluğundan, Marmaris'in deprem evlerindeki tatil günlerine, bir zamanlar akasya kokan Marmaris sokaklarından, ranta kurban giden Marmaris'e kadar uzandı.İşte 1982 yılında tatile gelmeye başladığı Marmaris'e, 1998 yılında yerleşen Semahat Ustabaş'ın kuzeyden, güneye uzanan hikayesi…

Yağmurlu günlerde Marmaris ağlıyor gibi gelir bana, hüzünlenirim


-Marmaris'e ilk kez ne zaman geldiniz, o yılların Marmaris'ini anlatabilir misiniz?
-Marmaris'e ilk kez 1982 yılında eşimle birlikte tatile geldik. Çok sevdik Marmaris'i. Her yıl tatillerimizi Marmaris'te geçirmeye başladık. Marmaris çok güzeldi o yıllarda. Sokaklar akasya kokardı. Keşke hep öyle kalabilseydi Marmaris. O yıllar tatile geldiğimizden Kemeraltı Mahallesindeki deprem evlerinde rahmetli Nahide Yüzak'ın evinde kalırdık. Kendisini annem gibi çok severdim, çok şey paylaştık, çok güzel anılarımız olmuştur. Sonunda evimizi, barkımızı, yakınlarımızı Zonguldak'ta bırakıp, 1998 yılında gelip yerleştik Marmaris'e.
İlk olarak Tansaş'ın karşısında bir restaurant işlettik. Fakat bu iş eşimi de beni de çok yoruyordu. Bu nedenle bir müddet sonra restaurant işinden vazgeçtik ve eşim denizi çok sevdiği için bir tekne işine girdik. Birkaç sezon bu işi yürüttü eşim. Bildiğiniz gibi turizmin hareketli olduğu aylar yoğun bir tempoyla çalışılıyor. Çok yoruluyordu. Sonunda ikimiz de emekli olduğumuzdan tekne işini de bıraktık.
Şimdi Marmaris'i , doğasını, denizini kurduğumuz düzenli hayatımız içinde doya doya yaşamaya çalışıyoruz. Televizyon izlemekten ziyade kitap okumayı tercih ediyoruz. Mutlaka her gün Cumhuriyet Gazetesi girer evimize ve en küçük ayrıntısına kadar okuruz.
Eşim eski Zonguldakspor kalecisidir, ortaokulda başladığı futbol hayatını 40 yaşına, emekli olana kadar sürdürdü. Hala spor yapmayı çok seviyor. Ben de severim yürüyüş yapmayı, yüzmeyi… İkimiz de her gün yürüyüş yapar, yazın bol bol yüzeriz. Yağmurlu günlerde bile yürürüz. Marmaris'in yağmurlu günleri garip bir hüzün verir bana. Hele o rüzgarsız kış günlerinde, denizin durgun yüzüne yağmur damlaları düşer ya… Sanki Marmaris ağlıyormuş gibi gelir bana.
Burayı Karadeniz'e de benzetirim çoğu zaman. En büyük farkı Karadeniz'de yaz sezonunun kısa sürmesi tabii.


Emeğin ne olduğunu iyi bilirim


-Zonguldak'taki siyasi geçmişinizin ardından Marmaris'te, Cumhuriyet Halk Partisi'yle çalışmalarınız nasıl başladı?
-Aslında Zonguldak'ta derneklerdeki faaliyetler ve parti çalışmalarından yorulmuştum. Marmaris'te parti işleri ile ilgilenmeyeceğim demiştim kendi kendime. Ama insanları çok seviyorum ve insan ilişkilerine önem veriyorum. Babam Zonguldak'ta Ekmek-İş Sendikası başkanıydı, o yüzden emeğin ne olduğunu, örgütlü çalışmanın başarıya ulaşmadaki önemini çok iyi bilirim. Bir de tabii memleketin haline duyarlı olunca, örgütlü bir çalışmanın içinde yer almam gerektiğini düşündüm. Cumhuriyet Halk Partisi'ne üye olarak aktif çalışmalar içinde yer aldım. 2007-2010 yıllarında İlçe Kadın Kolları Başkanlığı yaptım ve bu görevden çok onur duydum. 2008 yerel seçimlerinde, örgütlü bir çalışmayla tüm Marmaris halkı ile el ele verdik. Marmaris çok duyarlı davrandı, bizi yalnız bırakmadı ve seçimlerde başarılı bir sonuç elde ettik. Sizin aracılığınızla birlikte aynı yola baş koyduğumuz, yönetimdeki tüm arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum. Yeni görev alan İlçe Kadın Kolları Başkanımız Dilek Akcan ve ekibini tebrik ediyor ve başarılar diliyorum. Politika bir ekip işidir, ekip ne kadar uyumlu çalışırsa başarı o kadar yakındır. Ben yine onların yanındayım ve her konuda yardımcı olmaya çalışıyorum. Çünkü ülkemiz zor günlerden geçiyor. Önümüzde genel seçimler var ve hepimizin çok çalışması gerektiğine inanıyorum.
Tüm Marmaris halkının duyarlı davranmasını, genel seçimlerde de çalışmalarımızda bize destek olmasını bekliyorum. Çünkü biliyorum ki Marmaris halkı çağdaş, Atatürkçü ve aydın fikirlere sahip.

Marmaris ranta kurban gitti
-Yaklaşık olarak otuz yıldır Marmaris'i tanıyan biri olarak, Marmaris'in bugünkü halini nasıl yorumlamak istersiniz?
-Marmaris çok değişti zaman içinde. Açık söylemek gerekirse ranta kurban gitti. Bundan dolayı maalesef insan ilişkileri de bozuldu. Marmaris'in yerlisi olan arkadaşlarımız da bu durumdan şikayetçi. Ama son dönemde yapılan uygulamalar, düzelme yolunda adımlar olarak görülebilir.
Şunu söylemek istiyorum… Ya parayı seçecek Marmaris, ya huzuru seçecek. Bunun orta yolu yok.


-Nasıl bir Marmaris'te yaşamak istiyorsunuz?
-Kaliteli turistlerin geldiği, sakin, huzurlu Marmaris ortamını özlüyorum. Bu benim için paradan çok daha önemli. Tabii ki herkes para kazansın, ama kaliteyi de yakalasın. Gerçi ne yapılırsa yapılsın, ülke ekonomisi düzelmedikten sonra, Marmaris bu olumsuzlukları yaşamaya devam edecektir. Bu kur politikasıyla Marmaris'te toparlanma olamayacaktır.
Karadeniz insanı bambaşkadır, dostlukları kalıcıdır

- Bir Kuzey Çocuğu olarak güneyden kuzeye uzanalım şimdi de ve

Karadeniz'deki günlerinizden söz edelim…


- Önce Rize'de, sonra Zonguldak'ta, çok güzel bir çocukluk yaşadım… Ailem halen Zonguldak'ta yaşıyor. Fakat Rize ile bağlantılarımız hiç kopmadı. Orada çay bahçelerimiz, geniş arazilerimiz var. Tabii bizler uzakta olduğumuzdan ilgilenemiyoruz. Yarıcılarımız bahçe ve tarlalarımızla, ilgilenip toparlıyorlar.
Karadeniz insanı bambaşkadır, dürüsttür, birleştiricidir… Aile ilişkileri, dostlukları kalıcıdır… Çocukluğumda okul tatillerinde Rize-Pazar'a giderdik. Babaannem orada yaşardı. O kadar güzel bir köyümüz var ki, anlatamam. Çocukluk anıları çok daha farklı izler bırakıyor tabii insanda. Hatırlıyorum da, Rusya-Batum'un radar ışıkları geceleri odama vururdu, garip bir şekilde etkilenirdim bundan.
Gençlik yıllarımda Zonguldak'ta sosyal çalışmaların, derneklerin hep içindeydim. Maden işçilerinin oradaki çalışmalarında, 80 dönemindeki yürüyüşlerinde eşimle birlikte etkin çalışmalarda bulunduk.

Düğünümüzde sevincimizi, cenazemizde acımızı paylaşalım

-Marmaris'te bir Karadenizliler Derneği var. Derneğin çalışmaları hakkında neler söyleyeceksiniz, ne gibi çalışmalar yapılabilir?

-Evet Karadenizliler Derneğimiz var. Ama dernekte kadınların ağırlığı yok maalesef. Hatta bazı arkadaşlarla görüştüm, hiç olmadı haftada bir gün biz Karadenizli kadınlar olarak dernekte toplanalım, düğünümüzde sevincimizi, cenazemizde acımızı paylaşalım, birlikte olalım, kaynaşalım istedim. Böylece Karadeniz kültürünü ve mutfağını çeşitli etkinliklerle, el ele vererek yaşatmış ve tanıtmış oluruz diye düşünüyorum. Hatta bu turizm açısından da güzel bir çalışma olabilirdi, hala da olabilir. Tabii bu düşüncelerin eyleme geçirilememesinin en büyük nedeni, Karadenizli arkadaşlarımızın iş sahibi olmaları ve yoğun çalışmaları.

Biz Karadenizliler olarak çok fazla bir araya gelemesek de, gönüllerimiz kalplerimiz bir…

-Karadenizli bir kadın olarak, Karadeniz mutfağı hakkında neler söyleyeceksiniz?

-Her yörenin kendine has, değişik lezzetlerde mutfağı var. Ülkemiz bir kültür mozaiği, mutfaklarımız da bunun bir parçası. Karadeniz mutfağının da kendine özel yemekleri var. Ben de Karadeniz yemeklerini yaparım, ama annem bu konuda çok maharetlidir. Mesela yöremize özel Laz böreğimiz meşhurdur, çok güzel pişirir. Ben de Karadeniz yemeklerini yapmaya çalışıyorum. Arada arkadaşlarıma hamsili pilav, lahanalı fasulye gibi yemekler pişiririm, birlikte yeriz. Bizim yörenin yemeklerini tatmamış olanlara, çok değişik geliyor tabii ve beğenerek yiyorlar.

Oya Dirikcan



Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Haberleri